Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/3441 E. 2025/836 K. – Üstü Tehdit

Konu: Üstü Tehdit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3441
Karar No
2025/836
Karar Tarihi
Konu
Üstü Tehdit

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/906 E., 2020/274 K. SUÇ : Üstü tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2020 tarihli ve 2019/906 Esas, 2020/274 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Dairemizin 22.03.2022 tarihli ve 2021/19821 Esas, 2022/5518 Karar sayılı ilamı ile "5320 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1. maddesi "Bölge adliye mahkemelerinin 26.09.2004 tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ile 326.maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, buna göre Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağı, 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin uygulanacağı dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce veya sonra, temyize konu olayla ilgili olarak hükümlü hakkında "temyiz incelemesi" yapılmadığı, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 19.06.2019 tarihli, 2018/8074 Esas, 2019/9799 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince verilen ve itiraz edilmeden kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK’nun 309/4-a maddesi uyarınca kanun yararına bozulduğu tespit edilmekle, temyize konu hükmün bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş bulunması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşılmakla, temyiz dilekçesi istinaf talebi mahiyetinde kabul edilerek, gereği mahallince değerlendirilmek üzere dosyanın incelenmeksizin iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE..." karar verilmiş olup, istinaf incelemesi için dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2124 Esas, 2022/3543 Karar sayılı kararı ile; "5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8. maddesinde 6723 sayılı Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile yapılan değişiklik gözetildiğinde bu karara karşı kanun yolu incelemesinin Yargıtay tarafından yapılması gerektiğinden DOSYANIN YARGITAY'A GÖNDERİLMEK ÜZERE İLK DERECE MAHKEMESİNE İADESİNE..." şeklinde karar verilerek dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine yeniden yapılan incelemede; Sanık hakkında 10.01.2015 tarihinde üstü tehdit suçu işlediği kabul edilerek (Kapatılan) 1. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince 15.09.2015 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş, bu karar yasal süresi içinde itiraz edilmeksizin 03.11.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonraki aşamada Adalet Bakanlığının 15.11.2018 tarihli kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 19.06.2019 tarihli, 2018/8074 Esas, 2019/9799 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiş, sonrasında yeniden yapılan yargılama sonunda temyize konu edilen mahkûmiyet hükmü verilerek bu hüküm sanık tarafından temyiz edilmiştir. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu'nun 8/1. maddesi, "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2'nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322'nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326'ncı maddeleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 7 Kasım 2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlayacağı ilan edilmiş ve aynı tarihte Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete başlamıştır. Görüldüğü üzere, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağı, 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan; 5271 sayılı Kanun'un hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen 231/5. maddesinin son cümlesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade edeceği belirtilmiştir. Kanun'un amir hükmü ve Yargıtay'ın istikrar bulmuş içtihatları uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, nihai bir hüküm olmayıp kurulan hükmün sanık hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmamasını sağlayan, asıl hükmü askıda bırakan mahkeme kararıdır. Denetim süresinde kasıtlı bir suç işlenmediği (ya da denetim süresinde varsa öngörülen tedbirlere uyulduğu) takdirde, geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak düşme kararı verilmesi gerekecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; sanık hakkında her ne kadar istinaf mahkemeleri faaliyete geçmeden 15.09.2015 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanun yararına bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde 03.03.2020 tarihinde, yani Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra temyize konu edilen mahkumiyet hükmünün verildiği, dolayısıyla 03.03.2020 tarihli kararın hukukî sonuç doğurduğu ve infaz kabiliyetinin bulunduğu, ayrıca Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 19.06.2019 tarih, 2018/8074 Esas ve 2019/9799 Karar sayılı ilamının temyiz incelemesine ilişkin olmayıp, Askerî Mahkemece 15.09.2015 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına yönelik kanun yararına bozma istemine ilişkin olduğu, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun temyize ilişkin 305 ila 326. maddelerinde düzenlenen yasa yoluna tabi bir incelemenin yapılmadığı, bu itibarla hükmün Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş bulunması nedeniyle karar tarihi itibarıyla bu hükmün istinaf kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılmakla, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, gerekli inceleme yapılmak üzere dosyanın yetkili ve görevli Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlığına gönderilmesine, 20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/3441, K. 2025/836, T. 20.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-3441-e-2025-836-k-17b29d17df60