Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/1667 E. 2025/4545 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1667
- Karar No
- 2025/4545
- Karar Tarihi
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/408 E., 2017/587 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık İNCELEME KONUSU KARARLAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.10.2017 tarihli ve 2017/408 Esas, 2017/587 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 51. maddeleri uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 10.01.2024 tarihli ve 94660652-105-17-7729-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2024 tarihli ve KYB - 2024/7890 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2024 tarihli ve KYB - 2024/7890 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/07/2017 tarihli ve 2017/7071 soruşturma, 2017/2004 esas, 2017/1516 sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakta ise de, Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde yer alan, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Firar ve Cezası" başlıklı 66. maddesinin konuya ilişkin 1. fıkrasının, " 1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur: a) Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar, b) Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler," şeklinde düzenlenme ile, Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 21/02/2018 tarihli ve 2018/1895 esas, 2018/1101 karar sayılı ilâmında yer alan, “1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen firar ve izin tecavüzü suçlarının, Anayasa Mahkemesinin 11/04/2012 tarihli, 2011/111 Esas ve 2012/56 sayılı, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 01/04/2004 tarihli, 2004/66 Esas ve 2004/61 sayılı Kararları ile Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı gibi mütemadi (kesintisiz) suçlardan olup, suçun temadinin başladığı ve sona erdiği süreçte işlendiği, kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşmak suretiyle işlenen firar suçu ile kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur oldukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmemek suretiyle işlenen izin tecavüzü suçunun yakalanma ya da birliğine katılma ile son bulduğu, dolayısıyla bu suçlarda temadinin sona erdiği bir başka anlatımla kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesinin yetkili olduğu...” ve Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/07/2019 tarihli ve 2019/1501 esas, 2019/10303 karar sayılı ilâmında yer alan "...Askerî Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile de ortaya konulduğu üzere, firar ve izin tecavüzü gibi süreklilik gösteren (mütemadi) suçlarda, failin yakalanması, birliğine dönmesi veya bu amaçla resmî mercilere müracaat etmesi hâllerinde suç tamamlanmakta, bundan sonraki kaçma eylemleri ayrı bir suçu oluşturmaktadır. Ancak, katılma veya resmî mercilere müracaat hâllerinde suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olması gerekmekte, bir başka vesileyle bu eylemlerin yapılmış olmasının, devam etmekte olan suçu sonlandırmayacağı kabul edilmektedir" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Firar ve izin tecavüzü suçlarının temadi eden suçlardan olduğu, failin kendiliğinden birliğine dönmesiyle (iradi olarak), yetkili makamlarca yakalanmasıyla (irade dışı), bulunduğu yerdeki bir askerî makama veya resmi bir kuruluşa birliğine dönmek maksadıyla dehalet etmesiyle (iradi olarak) temadinin son bulacağı, zira suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olmasının arandığı gözetildiğinde, Somut olayda, ...Deniz Kuvvetleri Komutanlığında askerlik hizmetini yapan ve sevk edildiği birliğine 19/05/2017 tarihinde katılması gerekirken birliğine katılmayarak firar ettiği belirtilen sanığın işlediği iddia olunan fiil ile ilgili olarak temadinin hangi tarihte ve ne şekilde başladığı belirtilmesine karşın temadinin ne şekilde sona erdiğine ilişkin bir kabul bulunmaksızın Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiş ise de; iddianamenin düzenlenmesinin temadinin kesilmesine sebebiyet vermeyeceği, temadinin iş bu tarih itibari ile de sona ermediği anlaşılmakla, mahkemesince durma kararı verilerek anılan Cumhuriyet Başsavcılığına temadinin bitimini ortaya koyacak şekilde usulüne uygun biçimde iddianame tanzimi için suç duyurusunda bulunulması ile yeni bir kamu davası açılması halinde dosyaların birleştirilmesinin sağlanarak oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği hususu gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesinde yer alan "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.10.2017 tarihli ve 2017/408 Esas, 2017/587 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-(a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2025 tarihinde karar verildi.