Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/3676 E. 2024/5343 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/3676
- Karar No
- 2024/5343
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/2084 E., 2022/793 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın beraatine karar verilmesine ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II.GEREKÇE Olay tarihinde saat 04.00 sıralarında önleme araması kapsamında temyiz dışı sanık ...’in kullandığı ve sanık ...'nin de yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı otomobilde yapılan aramada arka koltuk ve bagaj kısmında 98 adet kaçak cep telefonu, 200 adet şarj aleti, 80 adet kulaklık, 138 adet batarya ve 40 adet kol saati ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ... savunmasında, telefon ve diğer malzemeleri ucuz olduğu için aldığını, diğer sanığın olayla ilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak eşyaları ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır. Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı yapılmayan sanığa kovuşturma aşamasında, talimat içeriği doğrultusunda etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyip istemediği sorulduğunda açıkça etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini, maddi durumunun uygun olmadığını beyan etmesi karşısında, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi durumunda verilecek cezada hangi oranda indirim yapılacağı hususunun açıkça belirtilmemesinin somut olay kapsamında sanığın ödememe iradesini değiştirmeyeceği anlaşılmakla Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Ancak; 1.Hükmün gerekçe bölümünde sanığın kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması, yargılama sürecindeki pişmanlığı ve hapis cezasının ertelenmesi halinde tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluştuğundan bahisle sanığa verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığından hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmek suretiyle hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişkiye neden olunması, 2.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 16.05.2024 tarihinde karar verildi.