Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/2019 E. 2024/6125 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2019
Karar No
2024/6125
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/598 E., 2021/623 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kısmî eşya müsaderesi, kısmî eşya iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; arama emrinin kanuna aykırı olması sebebi ile beraat kararı verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE İstihbari bilgiye konu aracın caddede park halinde görülmesi üzerine, sanığın araca bindiği sırada, kolluk amirinin yazılı arama emri uyarınca araç içi ve bagajda yapılan aramada 71 adet kaçak cep telefonu, 419 adet telefon kapağı, 3210 adet ekran koruyucu bant, 15 adet şarj aleti ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık savunmasında; cep telefonlarını satmak için faturasız aldığını, kaçak telefon satmanın suç olduğunu bilmediğini, cep telefonu aksesuarlarının ise faturalı olduğunu beyan etmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun cihaz sorgulama raporuna göre ele geçen cep telefonlarının kaçak olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu eşyanın değerinin hafif kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamalarına uygun olduğu tespit edilmiştir. 1.Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (5607 sayılı Kanun) ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanık hakkında lehe Kanun'un tespit edildiği, ancak hükmün gerekçesinde 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun lehe Kanun olarak tespit edildiği halde hüküm fıkrasında 6455 sayılı Kanun uyarınca temel cezanın belirlenerek hükmün karıştırılması, 2.Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre belirlenen temel cezadan sonra 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılarak hüküm kurulması, 3.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4.7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulanmasının olanaklı hale geldiği ve sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarının sanık tarafından kovuşturma evresinde ödenmesi halinde 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezasında yarı oranında indirim yapılacağının ihtar edilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın cezasında üçte bir oranda indirim yapılacağı ihtar edilerek indirim oranında yanıltılması, 5.Dava konusu aksesuar cinsi eşyaların bir kısmı için fatura ibraz edildiği cihetle, dava konusu cep telefonu aksesuarları için uzman bilirkişi raporu alınarak eşyaların yabancı menşeili olup olmadıklarının tespit edilmesi, yabancı menşeili olduklarının tespiti halinde ithale kadar inilmek suretiyle zincirleme menşei araştırmasının yapılarak neticesine göre eşyaların iadesi ya da müsaderesine karar verilmesi yerine eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 6.Eşya ile ilgili yapılacak tespit ve araştırma sonucunda kaçak olmadığı tespit edilen eşya olması halinde, dosya kapsamına göre yalnızca kaçak olduğu anlaşılan eşyalar için Gümrük İdaresine yeniden kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakası düzenlettirilerek, yapılacak ihtaratların bu KEMT varakasındaki değerler esas alınarak yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/2019, K. 2024/6125, T. 06.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-2019-e-2024-6125-k-160ac6060f88