Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/18133 E. 2024/11132 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/18133
- Karar No
- 2024/11132
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/6965 D.İş SUÇ : 5941 sayılı Kanun'a muhalefet Şüpheli hakkında, 5941 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan yürütülen soruşturma neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, şikâyetçi tarafından bu karara itiraz edildiği, Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09.11.2022 tarihli ve 2022/6965 D.İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.09.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2023 tarihli ve KYB - 2023/103386 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2023 tarihli ve KYB - 2023/103386 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müşteki ...'ın, çek hamili olarak Mücahit Bozkurt'tan aldığı, Kuveyt Türk Bankası Edirne Şubesine ait bulunan TR 59 0020 5 000 0953 3564 0000 01 iban, 0002704 seri numaralı, 04/01/2021 keşide tarihli ve 50.000,00 Türk lirası bedelli çeki 07/01/2021 tarihinde muhatap bankaya ibraz ettiği, banka görevlisi şüphelinin, "keşidecinin, bankamızdaki imzaları ile çek üzerindeki imzanın birbirini tutmadığından (benzeşmediğinden) işlem yapılamamıştır" şeklindeki gerekçeyle karşılıksızdır işlemi yapmaması üzerine müşteki tarafından yapılan suç duyurusu üzerine yapılan soruşturmada, şüphelinin, bahse konu çekin bankaya ibraz edildiği tarihte keşideci şirketin temsilinin müştereken temsil olarak belirlendiği, çekin daha önceden (keşide tarihinden ve müşterek imzaya geçilmesinden önce) tedavüle çıktığına dair müşteki hamilin bankaya tevdi bordrosu ibraz etmediği, bu nedenle imza uyuşmazlığı işlemi yapıldığı savunmasında bulunması üzerine, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair müşteki vekilinin somut beyanları dışında delil bulunmadığı ve çekteki imza ile kayıtlardaki imzaların uyuşmaması durumunda ödemenin yapılmayacağının açıkça herkes tarafından bilindiği ve bu şekilde zaten şüphelinin ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Çekin asli unsurlarından olan keşide tarihinin gerçek keşide tarihinden ileri bir tarih olarak da düzenlenebileceği, müştekinin çekin imzalandığı tarihe ilişkin olarak 10/08/2020 tarihli sözleşmeyi ve çekin imzalandığı tarihte keşidecinin yetkili temsilci olduğuna ilişkin ticaret sicili kayıtlarını ibraz etmesi, keşideci tarafından çekin çalındığına ya da ödemeden men talimatı verildiğine ilişkin bir bilgi ve iddia bulunmaması hususları birlikte değerlendirilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli şüphe bulunduğu ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309-310 uncu maddelerinde düzenlenen “Kanun Yararına Bozma” olağanüstü kanun yollarındandır. Kanun yararına bozma yasa yolu; istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi sebebiyle dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Kanun yararına bozma, ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek kayıpların önlenmesi açısından kabul edilmiş bir olağanüstü kanun yolu olup, ikinci bir temyiz yolu değildir. Delillerin değerlendirilmesi ve takdire yönelik konularda kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna başvurulamayacağı gerek Ceza Genel Kurulu gerekse daire kararlarıyla kabul edilmiştir. Bu itibarla delillerin takdiri ile itirazın reddi gerektiğine dair Mahkemenin kabulüne yönelik kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.