Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/1411 E. 2024/8233 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1411
- Karar No
- 2024/8233
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/373 E., 2022/9 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ NEDENLERİ Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; suçta kullanılan nakil aracının müsadere edilmesi gerektiğine, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, önleme araması kararına istinaden kolluk görevlilerince durdurulmak istenen, sanığın sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın arama noktasına 500 metre uzaklıkta durdurulması üzerine yapılan aramada 60 litrelik bidonlar içerisinde toplamda 2040 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirilmiştir. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Ulusal marker tespit tutanağına göre; eşyanın motorin türü olduğu, ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir. Sanık savunmasında, suça konu akaryakıtı kullanmak ve kâr etmek amacıyla aldığını ifade etmiştir. Soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanığa etkin pişmanlık ihtaratı yapıldığı anlaşılmıştır. Sanık gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödeyerek ödeme makbuzunu dosyaya sunmuştur. Malen sorumlu beyanında, yeğeni olan sanığa aracını emaneten verdiğini, kaçakçılıkta kullanılacağını bilmediğini ifade etmiştir. Sanığın tekerrüre esas adli sicil kaydının incelenmesinde, eyleminin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na (5015 sayılı Kanun) muhalefet suçu kapsamında kaldığı, ilgili dosyada uyarlama yapılarak 5607 sayılı Kanun uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği, tekerrür uygulamasına esas olduğu, ancak 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasına engel olmadığı saptanmıştır. Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. A. Suçta Kullanılan Nakil Aracının İadesi Kararının Temyizi Yönünden Ele geçen eşyanın miktarı itibarıyla suçta kullanılan nakil aracına ilişkin 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan koşulların oluşmadığı gibi iyniyetli üçüncü kişiye ait olduğu da anlaşılmakla, Mahkeme tarafından nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Kararının Temyizi Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin aşağıda yer alan hukuka aykırılık dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması için sanığın kaçakçılık suçundan mükerrir olması gerektiği, adli sicil kaydına göre 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mükerrir olan sanık hakkında, gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını kovuşturma aşamasında ödediği halde, 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezasında 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Suçta Kullanılan Nakil Aracının İadesi Kararının Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin bölümünün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B. Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Kararının Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 03.10.2024 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 04.01.2022 tarih ve 2022/9 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 03.10.2024