Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/13775 E. 2024/417 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/13775
Karar No
2024/417
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/480 E., 2019/393 K. SUÇ : 5809 sayılı Kanun'a muhalefet Sanık hakkında 5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan davanın yargılaması neticesinde, 820,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB - 2023/57822 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2023 tarihli ve KYB - 2023/57822 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; sanık hakkında, müştekinin bilgisi ve rızası dışında kimlik bilgileri ve imzası kullanılmak suretiyle sahte cep telefonu aboneliği sözleşmesi düzenlendiğinden bahisle mahkûmiyetine karar verilmişse de, sanığın müdafii aracılığıyla yaptığı yazılı ve sözlü savunmalarında, bahse konu abonelik sözleşmesinin yapıldığı 05/07/2010 tarihinde Yaşam AVM içerisinde Avea İletişim Merkezi adı altında hizmet vermekte olduğunu, bu iş yerinin sorumlusu ve yetkilisi olduğu iş yerinin Bitlis il merkezi , hariç Bitlis ilçelerinin tüm Avea bayilerinin ana merkezi olduğunu, ilçelerde bulunan alt Avea bayilerinin hat açma ve hat taşıma işlemlerini bu merkez üzerinden yaptıklarını, alt bayilerin hat açma işlemleri sırasında doldurdukları abonelik sözleşmelerini hattı açacak müşterinin kimlik bilgilerini doldurarak yetkilisi olduğu ana bayiye gönderdiklerini, sözleşmelerdeki kaşe vurma ve kaşe üzerindeki imzayı atma yetkisinin kendisinde olduğunu, bu kapsamda davaya konu abonelik sözleşmesindeki yazıların kendisine ait olmadığını sadece kaşe ve kaşe üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu, abonelik sözleşmesinde kimlik bilgileri yer alan müştekiyi soruşturma aşamasında ifadesinin alınması esnasında öğrendiğini belirterek üzerine atılı suçlamayı reddetmesi karşısında, söz konusu abonelik sözleşmesinin incelenmesinde... Gıda ve Tarım Ürn. İnş. San. Ltd. Şti. isimli bir işyerine ait kaşe ve bir imza bulunduğu, bununla birlikte soruşturma esnasında ilgili Avea İletişim Hizmetleri A.Ş'den gelen yazı cevâbına göre, 5546777395 numaralı hattın abonelik işleminin... Gıda ve Tarım Ürn. İnş. San. Ltd. Şti. unvanlı bayiye bağlı .......,Cad. 3. Hızan/Bitlis adresinde bulunan ... unvanlı bayi aracılığıyla yapılmış olup bayi yetkilisinin... (36355012016) olduğunun bildirildiği, abonelik sözleşmesini düzenlediği bildirilen bayi yetkilisi olan bu kişinin tanık sıfatıyla ifadesine başvurulduğu, ancak tanığın suça konu abonelik sözleşmesini kendisinin düzenlemediğini, imza ve yazı örneğinin kendisine ait olmadığını ifade etmesi karşısında, söz konusu alt bayi araştırılmadan, hatta ilişkin abonelik sözleşmesi aslı ile sanık ve ilgili alt bayide çalıştığı bildirilen kişilerin imza ve yazı örnekleri temin edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, ve yine ayrıca ... adına kayıtlı 5546777395 GSM muaralı helefon hattı için düzenlenmiş 05/07/2010 tarihli avea abonelik sözleşmesi aslı üzerinde bilirkişi incelemesi yapana Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 06/05/2016 tarihli ve DYR-16-012804 sayılı raporunda sanığın mukayese imza örneklerinin kanaat beyanı için az, yetersiz ve sadece huzurda alınmış olması, samimi imza örneklerinin gönderilmemiş olması nedenleriyle, bahse konu imzaların sanığa aidiyeti hususunda kanaat edinilemediği bu itibarla, müşteki ve sanığa (söz konusu abonelik sözleşmesinin tanzim tarihi olan 2010 yılı ve öncesine) ait imzaladıkları çek, senet, dilekçe, askerlikle ilgili belgeler, kredi sözleşmeleri, ... belgesi ve müracaat formları vb. belgelerin temin edilerek abonelik sözleşmesi ve mevcut mukayeseler ile birlikte tekrar gönderilmesi halinde yeniden bir inceleme yapılacağının yararlı olacağı bildirilmesi rağmen Mahkemece bu hususta da gerekli bilgi ve belgeleri ilgili yerlerden temin edilip, söz konusu hatta ilişkin abonelik sözleşmesindeki imza ve yazıların kime ait olduğunun tespitine yönelik olarak, sanık ve dosya kapsamında bahsi geçen alt bayi olan ... isimli işyerinde çalıştığı bildirilen kişilerin imza ve yazı örnekleri temin edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, gerekçeli kararda atılı suçu sanığın işlemiş olduğuna dair yeterli delil ve gerekçeye yer verilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, 2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/6. maddesi uyarınca, sanığın adlî sicil kaydında yer alan mahkûmiyetin kesinleşme tarihi itibariyle suç tarihinden sonra olduğu ve bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel mahkûmiyeti bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul edip etmediği de sorulmadan, "sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olduğu, suçun işlenmesiyle mağdur tarafın uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine yönelik herhangi bir girişim ya da davranışının bulunmadığı" şeklindeki kanunî olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Kanun yararına bozma ihbarnamesindeki 1 numaralı istem yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309-310 uncu maddelerinde düzenlenen “Kanun Yararına Bozma” olağanüstü kanun yollarındandır. Kanun yararına bozma yasa yolu; istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi sebebiyle dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Kanun yararına bozma, ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek kayıpların önlenmesi açısından kabul edilmiş bir olağanüstü kanun yolu olup, ikinci bir temyiz yolu değildir. Eylemin sübutuna yönelik delillerin değerlendirilmesi ve takdire yönelik konularda Kanun Yararına Bozma olağanüstü kanun yoluna başvurulamayacağı gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu gerekse daire kararlarıyla kabul edilmiştir. Bu itibarla delillerin takdiri ile suçun oluştuğuna dair mahkemenin kabulüne yönelik Kanun Yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. 2. Kanun yararına bozma ihbarnamesindeki 2 numaralı istem yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında "... hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir...." denmek suretiyle hakime bu hususta takdir yetkisi tanınmıştır. Somut dosyada Mahkemece, diğer nedenler yanında "... giderilmesine yönelik herhangi bir girişim ya da davranışının bulunmadığı belirlenmekle, hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemeye yer verilen 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin takdiren uygulanmasına yer olmadığına," denilmek suretiyle takdir hakkının bu müessesenin uygulanmaması yönünde kullanıldığı anlaşılmıştır. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/13775, K. 2024/417, T. 15.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-13775-e-2024-417-k-b00ace39a0ff