Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/10593 E. 2025/859 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/10593
Karar No
2025/859
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/632 D.İş KABAHAT : 1593 sayılı Kanun'a muhalefet

Kabahatli hakkında, 1593 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden 3.180,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

Kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Suluova Sulh Ceza Hâkimliğinin 19.12.2021 tarihli ve 2021/15 D.İş sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verildiği, kabahatlinin bu karara itirazı üzerine de Amasya Sulh Ceza Hâkimliğinin 23.02.2022 tarihli ve 2022/632 D.İş sayılı kararıyla itirazın süre yönünden reddine karar verildiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve KYB - 2023/40740 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2023 tarihli ve KYB - 2023/40740 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, yokluğunda verilen kararın sanığın adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince 24/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında, komşusundan (10 nolu daire) sorularak sanığın adreste olmadığının öğrenilmesini takiben, beyanda

bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işlemi tamamlanarak kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/09/2018 tarihli ve 2016/12791 esas, 2018/8413 karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 tarihli ve 2017/5224 esas, 2019/901 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceğinden bu haliyle hükümlüye yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu nedenlerle itiraz edenin 07/02/2022 tarihli dilekçesinin öğrenme tarihi olarak kabul edilip esasa ilişkin inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE Her ne kadar kabahatli hakkında COVID-19 pandemisi kapsamında alınan tedbirlere riayet etmemesi nedeniyle 1593 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden uygulanan idari para cezasına karşı başvurusuna yönelik verilen kararın kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de; 09.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7420 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesi ile "24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla 11/3/2020 tarihinden itibaren bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş olan idari para cezaları tebliğ edilmez, tebliğ edilmiş olanların tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen söz konusu kabahatler için idari para cezası verilmez, tahsil edilmiş olan idari para cezaları iade edilmez." şeklinde düzenleme getirildiği, bilahare Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2023/44 Esas, 2023/71 Karar sayılı kararı ile son cümledeki "... tahsil edilmiş olan idari para cezaları iade edilmez.." ibaresinin iptal edilmesi üzerine, bu kez 15.07.2023 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7456 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile 7420 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesine "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilen idari para cezaları, 31/12/2024 tarihine kadar tahsilatı yapan idari birime yapılacak başvuru üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre iade edilir." şeklinde bir fıkra eklendiği, bu düzenlemeler ile COVID-19 pandemisi kapsamında alınan tebirlere riayet etmemek fiilleri ile ilgili olarak 5326 ve 1593 sayılı Kanun'lar uyarınca idari para cezası verilmemesinin, verilen idari para cezalarının ilgilisine tebliğ edilmemesinin, tebliğ edilmiş olanların tahsilinden vazgeçilmesinin, tahsil edilenlerin ise ilgilinin başvurusu halinde iade edilmesinin öngörüldüğü cihetle, kanun yararına bozma müessesinin ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek kayıpların önlenmesi açısından kabul edilmiş bir olağanüstü kanun yolu olduğu da gözetildiğinde, isteme konu kararın kanun yararına bozulmasında bir hukuki fayda kalmadığı anlaşılmıştır.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/10593, K. 2025/859, T. 20.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-10593-e-2025-859-k-0d1d9095c444