Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/2853 E. 2024/6658 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/2853
Karar No
2024/6658
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/753 E., 2021/1079 K. SUÇ : 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak akaryakıtın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE Suç tarihinde sanığa ait iş yerinde 48 FJ 272 plaka sayılı kamyonun yakıt deposuna on numara yağ boşaltıldığının kolluk tarafından tespit edilmesi üzerine Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen yazılı arama kararı uyarınca yapılan aramada, toplam 205 teneke akaryakıt olarak kullanılan madeni yağın ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun (5015 sayılı Kanun) Ek 5/1. maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanığın alınan savunmasında, iş yerindeki madeni yağları akaryakıt olarak satmadığını beyan ederek atılı suçu inkar ettiği anlaşılmıştır.

Ele geçirilen akaryakıt hakkında düzenlenen 09.10.2012 tarihli ulusal marker tespit tutanağına ve 12.11.2012 tarihli TÜBİTAK-MAM raporuna göre suça konu akaryakıtın yapılan ölçümlerde marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir.

Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. Suç tarihi itibarıyla eşyaların gümrüklenmiş değerinin 53.262,86 TL ve normal değerde olduğu anlaşılmıştır.

Hükümden önce 05.08.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 291/1. maddesinde düzenlenen ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı 7 gün olarak öngörülen temyiz süresinin 15 gün olarak değiştirildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtay'dan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanun'un (1412 sayılı Kanun) 305 ila 326 ncı maddelerinin uygulanması gerektiği ve1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca da temyiz süresinin 1 hafta olduğu gözetilmeden temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifadeler kullanılmış olması, kanun yoluna ilişkin süreler konusunda 1412 sayılı Kanun ve 5271 sayılı Kanun'da farklı düzenlemelere yer verilmesi, 7035 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra temyiz süresi konusunda tereddütler oluşması ve ilk derece mahkemelerince yanıltıcı ifadeler kullanılmasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.10.2015 tarihli ve 2015/11-120 Esas, 2015/313 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, avukatlar da dahil olmak üzere başvurucuların kanun yolunda yanılmalarına sebep olduğu gibi, Anayasa Mahkemesinin 2014/4987 başvuru numaralı, 09.06.2016 tarihli, 2014/1382 başvuru numaralı, 22.09.2016 tarihli kararlarına göre bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde bulunması nedeniyle sanık müdafiinin temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenmiştir.

Sanığa kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratında bulunulduğu, ödeme için süre isteyen sanığın hüküm verilinceye kadar ödeme yapmadığının anlaşılmış olması karşısında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi gereğince yapılan ihtaratın usulüne uygun olduğu ve sanığın daha önce 3 aydan fazla hapis cezası ile mahkum olmuş olması sabıkalı geçmişi, suç işlemeye meyilli kişilik özellikleri gerekçesiyle hakkında erteleme hükümlerinin uygulanmaması şeklindeki mahkemenin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.

Dava konusu olayda ele geçen 205 teneke akaryakıt olarak kullanılan madeni yağın ele geçirilmesi, sanığın alınan savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak; Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi yerine 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün (4) numaralı paragrafındaki "62" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine gelmek üzere hükme "62/1" ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/2853, K. 2024/6658, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-2853-e-2024-6658-k-d4bdcea95b08