Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/12118 E. 2025/13476 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/12118
Karar No
2025/13476
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/797 E., 2021/323 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 116. ve 119. maddelerinde arama kararının hangi hallerde ve ne şekilde alınacağı kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş olup, olay tarihinde ihbar üzerine yapılan çalışmalarda sanığın elindeki siyah poşette yapılan aramada ele geçen 34 adet kaçak cep telefonu ele geçirilen somut olayda, suç eşyası ve suç mahalline ilişkin Mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyaların yasak delil niteliğinde olduğu, bu suretle elde edilen deliller de hukuka aykırı olduğundan hükme esas alınamayacağı, sanığın atılı suçu işlediğini gösterir her türlü şüpheden uzak kesin delil ve sanığın ikrarının da bulunmadığı nazara alındığında, Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2 ve 230/1. maddelerine göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilerek, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanık ve sanık müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 06.11.2025 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I D Ü Ş Ü N C E

Sanık ... hakkında gümrük kaçakçılığı suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılama sürecinde Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın suça konu edilen 34 adet gümrük kaçağı cep telefonu yakalandığı ve üzerine atılı suçu işlediğinden bahisle açılan kamu davasının yargılaması sonucu sanığın suçu sabit görülerek mahkûmiyetine dair verilen kararın temyiz incelemesinde Dairemiz çoğunluk görüşünce sanıktan elde edilen eşyalarda aramanın usulsüz olduğundan sanığın beraat etmesi gerekeceği yönündeki çoğunluk görüşüne yapılan işlerde arama kararına gerek bulunmaması nazarıyla iştirak edilmemiştir.

Çünkü; Sanık ...’ye isnat edilen suçla ilgili olarak kolluk tarafından düzenlenen 25.06.2014 tarihli tutanağa göre sanığı şüpheli şekilde beklerken görmeleri üzerine kimlik kontrolü yaptıkları ve sonrasında elindeki poşetlerde ne olduğunu sordukları, sanığın kendi beyanlarıyla 34 adet cep telefonunun ele geçirildiği olayda; sanık yargılamanın hiçbir aşamasında yapılan işlemlere karşı bir itirazda bulunmadığı, buna rağmen Dairemiz çoğunluğunca kolluk tarafından yapılan işlemlerin poşet içerisindeki eşyanın ele geçirilmesine yönelik usulsüz arama faaliyeti olduğu değerlendirilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/7-466 Esas, 2018/166 Karar; 2016/7-869 Esas, 2019/374 Karar vd. ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamalarında yapılan hukuki değerlendirmeler ve varılan sonuçlarında belirtildiği gibi; 2559 sayılı PVSK'nın Ek 4. maddesi uyarınca hizmet branşı, yeri ve zamanına bakılmaksızın, bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemek, sanık ve suç delillerini tespit edip muhafaza altına almakla görevli ve yetkili olan kolluk görevlilerinin gerçekleştirdikleri devriye görevi sırasında, mesleki tecrübelerine ve içinde bulundukları durumdan çıkardıkları izlenime göre; elinde siyah poşet bulunan sanığın davranışlarından şüphelenerek oluşan bu makul sebep nedeniyle sanığı durdurdukları, oluşan bu yeterli şüphe nedeniyle PVSK'nın 4/A maddesinin verdiği yetkiye dayalı olarak alınması gereken tedbirler kapsamında, sanığın elindeki poşet kontrol edildiğinde suç konusu telefonların ele geçirildiği, sanığın suçun konusu ve delili olan kaçak telefonlarla birlikte yakalanması nedeniyle CMK'nın 2. maddesinin (j) bendi ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 4. maddesinde tanımı yapılan 'suçüstü' hâlinin mevcut olduğu, yine PVSK'nın Ek 6. maddesini açıklayıcı nitelikte olan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 8. maddesinin (f) bendindeki düzenlemeye göre de; suçüstü halinde ayrıca bir arama emri ya da karar alınmasına gerek bulunmadığı, kaldı ki somut olayda sanık ...'ye, görevlilerce sorulduğunda ellerindeki poşetlerin içerisinde kaçak telefon olduğunu söylemesi göz önüne alındığında, görevlilerce eşyanın bulunduğu yerden çıkarılıp elkonulmasının; 'gizlenmiş bir şeyi bulmaya çalışma ve araştırma' anlamlarına gelen arama işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla suçun delili ve konusunu oluşturan telefonların ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.

Kısaca, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairelerin istikrar kazanmış kararlarında belirtildiği gibi kolluk tarafından kanundan kaynaklanan kimlik kontrolü yetkisi sırasında şüphe üzerine durdurulan kişinin mesleki bilgi ve tecrübesi ile şüphelendiği poşet içinde ne olduğunu sorması bir arama faaliyeti olmadığı gibi, ele geçirilen eşyanın kayıtsız cep telefonu olması, miktarı ve çeşitliliği nazarıyla ticari mahiyet arz ettiğinden sanığın atılı suçtan cezalandırılması gerekeceği düşüncesiyle Dairemiz çoğunluğunun beraate yönelik bozma görüşüne karşı oy yazmak gerekmiştir. 06.11.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/12118, K. 2025/13476, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-12118-e-2025-13476-k-eb46b822537f