Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/8113 E. 2025/4960 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/8113
- Karar No
- 2025/4960
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/130 E., 2014/145 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanığın üzerine atılı suçun 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçu (5607 sayılı Kanun) kapsamında bulunduğu, bu suçtan zarar görenin Gümrük İdaresi olduğu, kamu davasından haberdar edilmeyen ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören Gümrük İdaresinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyize hakkı bulunduğu anlaşılmıştır. Sanığın uhdesinde ele geçen kaçak sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması ve sanığın tevilli ikrarı ile tüm dosya kapsamına göre, sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyize hakkı bulunan Gümrük İdaresine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip, katılma imkanı tanınmadan, yokluğunda yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, 2.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesi getirilmiş olup, 5607 sayılı Kanun'un 5/3. maddesindeki ''İkinci fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz'' şeklindeki düzenlemeye göre de, etkin pişmanlık hükümlerinden istifade şartı olarak failin kaçakçılık suçundan mükerrir olmaması gerektiği, sanığın adlî sicil kaydında bulunan ve 5607 sayılı Kanun'un 5/3. maddesi kapsamında kabul edilen Gevaş Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/61 Esas, 2013/272 Karar sayılı dosyasında, eylemin 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un (4733 sayılı Kanun) 8/4. maddesi kapsamında bulunduğu, 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun kaçakçılık suçu olmadığı, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel adlî sicil kaydı bulunmadığı ve soruşturma evresinde gümrüklenmiş değerin iki katı tutarı da yatırmış olduğu cihetle; hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerekirken, sanığın adlî sicil kaydında yer alan 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin ilamın etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel olduğundan bahisle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin tatbik edilmemesi, 3.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla 3. maddesinin 5. 10. ve 23. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği anlaşılmakla; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18 ve 5/2. maddeleri ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. 4.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelemesine konu dosyada suç tarihinin 09.05.2014, iddianame düzenleme tarihinin 06.05.2014 olduğu, sanık hakkında aynı tür suçtan açılan ve halen derdest olan Erzincan 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/48 Esas sayılı dosyasında ise, suç tarihinin 06.05.2014, iddianame düzenleme tarihinin 23.07.2014 olduğu anlaşılmakla, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından anılan dosyanın incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, 5.Gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi yerine, 52. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, 6.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Hakkında erteli olmayan hapis cezasına hükmedilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 7.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında müsadere hükmüne atıf yapan 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, 8.Sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun kapsamında kaldığı cihetle, bu suçtan zarar gören Gümrük İdaresi olduğu halde, suçtan doğrudan zarar görmeyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun davaya katılmasına karar verilerek lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 08.04.2025 tarihinde karar verildi.