Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/6126 E. 2023/7203 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/6126
Karar No
2023/7203
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/410 E., 2017/29 K. SUÇ : 5607 Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve suçta kullanılan nakil aracının TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.06.2008 tarihli ve 2008/721 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kununu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan davada ... 1. Asliye Ceza

Mahkemesinin 30.10.2008 tarihli ve 2008/540 Esas, 2008/1346 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında kaçakçılık suçundan mahkûmiyetine, sanık ... hakkında kaçakçılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve katılan ... İdaresi vekilinin itirazı üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin 07.07.2009 tarihli ve 2009/1092 Değişik ... nolu kararı ile itirazın reddine karar verilerek 07.07.2009 tarihinde kesinleştirilmiştir.

2.Sanık ... hakkında 5 yıllık denetim süresi içinde 28.10.2013 tarihinde işlediği basit yaralama suçundan ... Sulh Ceza Mahkemesinin, 21.03.2014 tarihli ve 2014/60 Esas, 2014/133 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyet hükmü verilerek 13.10.2015 tarihinde kesinleştirilerek ihbarda bulunulması üzerine yeniden ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/410 Esasına kayıt edilerek duruşma açılmıştır.

3.... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2017 tarihli ve 2016/410 Esas, 2017/29 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca 5 ... hapis cezası ve 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın suçu işlemediği gözetilerek beraatine karar verilmesi ve re'sen nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1.Suç tarihinde saat 20.00'de, ... plakalı aracın dur ihtarına uymayarak kaçtığı, akabinde yapılan takip sonucu karanlıktan faydalanarak aracın terkedilmiş vaziyette bırakıldığı, olay yerinde bırakılan araçta Cumhuriyet savcısının arama kararı uyarınca yapılan aramada, aracın arka koltuklarının sökülmüş olduğu ve 3 kolinin araç içerisinde 1 adet kolinin de aracın bagajında bulunduğu tespit edilerek toplam 4 adet koli içeresinden 840 adet makyaj kalemi, 120 paket Makyaj seti ile 2000 adet güneş gözlüğü ele geçirilmiş, aracın kayden maliki ... olduğu ve araç üzerinde kaçakçılık suçundan dolayı şerh olduğunun görüldüğü, yapılan araştırmada aracın ...'e ait olup devrini üzerine almadığı, ...'in hazırlık aşamasındaki beyanında aracı emanet olarak ...'a verdiğini beyan etmesi üzerine sanıklar ... ve ... hakkında dava açıldığı anlaşılmıştır.

2.Sanık ... tüm aşamalarda, aracı ...'a emanet olarak verdiğini, yakalanan kaçak eşyalarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını söylemiş, sanık ... ise aracı ...'den bir kaç saatliğine emanet olarak aldığını ancak sonrasında geri bıraktığını beyan etmiştir.

3.Dosyada mevcut ... varakasındaki 121.837,45 TL gümrüklenmiş değerin Dairemiz uygulamasına göre fahiş kabul edildiği anlaşılmıştır.

4.... plakalı nakil aracının ... adına kayıtlı ise de sanık ...'e ait olduğu, 1991 model, ... marka otomobil olup 23.05.2008 tarihinde sicili üzerine tedbir şerhi konulduğu, suç tarihinden öncede iki kez tedbir şerhi konulduğu anlaşılmıştır.

5.16.09.2008 tarihli araç için düzenlenen bilirkişi raporuna göre; araçta gizli bölme bulunmayıp ele geçen eşyanın miktar ve hacim olarak aracın ağırlıklı bölümünü oluşturduğu ve aracın piyasa değerinin 2.000,00 TL olduğu bildirilmiştir.

6.Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği cezalandırılması istemi ile dava açıldığı ve 5271 sayılı Kanun'un 226 ıncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınarak sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği mahkûmiyetine karar verildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE Ele geçen kaçak eşyanın miktar itibarıyla ticari mahiyette olması, ele geçiriliş şekli karşısında sanığın üzerine atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Ancak; 1.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması zorunluluğu bozmayı gerektirmiş,

2.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek;

17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye ... ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “basit yargılama usulü” yönünden değerlendirilmesi zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2017 tarihli ve 2016/410 Esas, 2017/29 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.09.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/6126, K. 2023/7203, T. 19.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-6126-e-2023-7203-k-59a0d1b706e4