Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/24873 E. 2023/9764 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/24873
- Karar No
- 2023/9764
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/1075 E., 2019/1186 K. SUÇ : 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Zamanaşımı nedeniyle düşme Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.(Kapatılan) 3. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 23.09.2010 tarihli ve 2010/968 Esas, 2010/884 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 28.11.2009-10.12.2009 tarihleri arasında işlemiş olduğu kendiliğinden dönmekle sona eren firar suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 73 üncü maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 12.12.2009-07.04.2010 tarihleri arasında işlemiş olduğu firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. 2.(Kapatılan) 3. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 23.09.2010 tarihli ve 2010/968 Esas, 2010/884 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 23.01.2013 tarihli ve 2013/18 Esas, 2013/108 Karar sayılı ilamıyla; Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün “...kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun'un Ek 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması karşısında, uygulamaya yönelik bu konularda, yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) 3. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 25.04.2013 tarihli ve 2013/559 Esas, 2013/459 Karar sayılı kararı ile; 28.11.2009-10.12.2009 tarihleri arasında işlemiş olduğu kendiliğinden dönmekle sona eren firar suçundan,1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 73 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 12.12.2009-07.04.2010 tarihleri arasında işlemiş olduğu firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 24.05.2013 tarihinde kesinleşmiştir. 4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının 24.05.2013 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 29.09.2015 tarihinde parada sahtecilik suçunu işlediğinin İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli ve 2018/70 Esas, 2018/432 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2019/1075 Esas, 2019/1186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) 3. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, açıklanması geri bırakılan, 25.04.2013 tarihli ve 2013/559 Esas, 2013/459 Karar sayılı hükümlerinin açıklanmasına, sanığın 28.11.2009-10.12.2009 tarihleri arasında işlemiş olduğu kendiliğinden dönmekle sona eren firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 73 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 12.12.2009-07.04.2010 tarihleri arasında işlemiş olduğu firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiin temyiz isteği; sanık hakkında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Yapılan incelemede; sanığın, 28.11.2009 tarihinde gönderildiği çarşı izninden aynı gün akşam saat 17.00’a kadar kıtasına dönmesi gerekirken dönmediği, 10.12.2009 tarihinde güvenlik güçlerine teslim olduğu, 12.12.2009 tarihinde birliğine teslim edilen sanığın aynı gün saat 14.30 civarında birliğinden izin almaksızın yeniden uzaklaştığı, 07.04.2010 tarihinde birliğine katıldığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir. 2.Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; kurban bayramında çarşı iznine çıktığını, bunaldığı için birliğine geri dönmek istemediğini, İstanbul'da ev tutup kalmaya başladığını, abisinin intihar etmesi üzerine memleketine giderek cenazesine katıldığını, Selim Sarıgül köyünde yakalandığını, köyün bağlı olduğu Akçakale Jandarma Karakolunda iki gün nezarette tutulduktan sonra mevcutlu olarak birliğine sevk edildiğini, birliğine teslim edildikten yaklaşık bir saat sonra yeniden izinsiz olarak birliğinden ayrıldığını, tekrar İstanbul'da kalmaya başladığını, daha sonra pişman olarak 07.04.2010 tarihinde amcası ile birlikte kışlaya gelerek teslim olduğunu, herhangi bir ruhsal tedavi görmediğini beyan etmiştir. 3.Psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından; sanıkta antisosyal kişilik özelliklerinin mevcut olduğu, suç tarihlerinde şuur serbestisini etkileyecek bir ruhsal hastalık tablosu içerisinde olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından faydalanamayacağı, askerliğe elverişli olduğu ve adli müşahadesine gerek bulunmadığı tespitlerini içeren rapor düzenlenmiştir. 4.Sanığın birliğinden izinsiz ayrıldığına ve kendiliğinden katılış yaptığına dair tutanak, sanığın 10.12.2009 tarihinde yakalandığına dair tutanak, vaka kanaat raporu, kıta anket formu, sanığın sağlık kayıtları ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir. 5.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli ve 2018/70 Esas, 2018/432 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur. 6.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleştiği tarih ile denetim süresi içinde kasıtlı suçun işlendiği tarih arasında zamanaşımının durduğu hususu göz önüne alındığında; sanığa atılı suçların işlendiği 28.11.2009-10.12.2009, 12.12.2009-07.04.2010 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin tamamlanmamış olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. 2.1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen firar suçu mazeret kabul etmeyen ve genel kastla işlenebilen suçlar arasında bulunduğundan; askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın beyanlarının mahkemece mazeret olarak kabul edilmeyerek, tüm unsurları ile oluşan atılı suçlara konu eylemlerinin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükümlerin aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. 4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2019/1075 Esas, 2019/1186 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2023 tarihinde karar verildi.