Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/15786 E. 2024/8145 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15786
- Karar No
- 2024/8145
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/249 E., 2020/392 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.05.2020 tarihli iade yazısı ile 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; samimi beyanlarda bulunduğuna, birleşen dosyalarda ele geçen sigaraları hakkındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleşen diğer sanıkların üstlendiğine, tesadüfen gümrük kaçağı eşyayı alan sanıkların yanında olduğuna, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerini ödemesi için kendisine süre verilmediğine, bu sebeple indirimden yararlanamadığına, eşyanın değerinin pek hafif olduğuna, hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, haksız ve hukuka aykırı hükmün açıklanan ve re'sen tespit edilecek sebeplerle bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanakları ve dosya kapsamına göre, sanık ...'ün 29.07.2013 tarihli eyleminde 6000 paket, 25.09.2013 tarihli eyleminde 5506 paket, 09.10.2013 tarihli eyleminde 3490 paket ve 13.11.2013 tarihli eyleminde 5998 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. Sanık aşamalarda ele geçen sigaraların yanında bulunan dosyanın temyiz dışı diğer sanıklarına ait olduğunu, kendisinin tesadüfen yanlarında bulunduğunu, eşyanın nakli dışında sigaralarla bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki sübuta yönelen temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Yargıtay (kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2019/16701 Esas, 2019/13764 Karar sayılı ilamında sanığın zincirleme suç hükümlerine konu 29.07.2013, 25.09.2013, 09.10.2013 ve 13.11.2013 tarihli eylemlerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtildiği halde Mahkemece sanığın 29.07.2013 tarihli eylemi değerlendirmeye alınmadan hüküm kurulması, 2.Sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilen 25.09.2013, 09.10.2013 ve 13.11.2013 tarihli eylemlerinde ele geçen gümrük kaçağı eşyanın ayrı ayrı değerlerinin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "hafif" değer aralığında olduğu, 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasının uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı ile lehe aleyhe kanun değerlendirmesi yapılırken, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamındaki suçlar bakımından suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri en yüksek olanın esas alınacağı cihetle, Mahkemece gümrüklenmiş değerlerin toplamlarının esas alınması suretiyle lehe kanun değerlendirmesinin hatalı yapılması, 3.Dava konusu gümrük kaçağı eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrasından müsaderesi yerine yazılı şekilde sadece adli emanette kayıtlı eşyanın müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.