Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/14822 E. 2025/6137 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/14822
Karar No
2025/6137
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/305 E., 2015/595 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, suçta kullanılan nakil vasıtasının müsaderesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma Sanık ...'nin temyiz isteği yönünden; sanığa usulüne uygun olarak 26.02.2016 tarihinde tebliğ edilen hükmün 1 haftalık yasal süreden sonra 09.03.2016 tarihinde temyiz edilmesi nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Katılan ... İdaresi vekili ile sanıklar ... ve ...'nin temyiz istemleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I-Sanık ...'nin Temyiz İstemi Yönünden Sanığın yokluğunda verilip 26.02.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 09.03.2016 tarihinde temyiz talebinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II-Katılan ... İdaresi Vekilinin Münhasıran Suçta Kullanılan Nakil Vasıtasının Müsadere Edilmesi Gerektiğine İlişkin Sınırlı Temyiz İstemi İle Sanıklar ... ve ...'nin Temyiz İstemleri Yönünden Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Eylemin üç kişi tarafından işlendiği kabul edildiği halde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 4/2. maddesinin tartışılmaması, 2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, 3.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4.Suçta kullanılan nakil vasıtasının iddianamede müsaderesi talep edilmediği gibi Mahkemece de müsadere hususunda ek savunma hakkı tanınmadığı anlaşılmakla, araç üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılmasıyla yetinilmesi gerekirken müsaderesine yer olmadığına da karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili ile sanıklar ... ve ...'nin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 28.04.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/14822, K. 2025/6137, T. 28.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-14822-e-2025-6137-k-c528067d9869