Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2019/10051 E. 2023/3949 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2019/10051
Karar No
2023/3949
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/643 E., 2015/998 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2015 tarihli ve 2014/643 Esas, 2015/998 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 51 inci, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca erteli 10'ar ... hapis ve 80,00'er TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, suça konu kaçak eşyanın müsaderesine, karar verilmiştir. 2.Yukarıda bahsi geçen kararın, katılan ... İdaresi vekili ve sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.12.2019 tarihli ve 7-2015/413650 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının müsaderesi gerektiğine, sanıklar hakkında hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükümlerin uygulanamayacağına ve re'sen gözetilecek diğer sebeplere ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; kararı temyiz ettiğini belirtmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Kaçakçılıkla mücadeleye yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında edinilen istihbarata dayalı bilgilerde 79 DF 642 plaka sayılı araç ile kaçak cinsel uyarıcı hap nakledileceğinin öğrenilmesi ve aracın görülmesi üzerine, sanık ...'nın sevk ve idaresindeki, diğer sanığın içinde bulunduğu araçta, ... 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/267 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, arka koltuk üzerinde ve bagaj bölümünde çuvallar ve karton kutular içerisinde 79.020 adet cinsel uyarıcı hap ele geçirildiği anlaşılmıştır. 2.Sanık ..., 08.08.2014 tarihli mahkeme huzurunda yapılan sorgusunda, eşyanın teyzesinin oğlu olan diğer sanığa ait olduğunu, gezme amaçlı olarak araca bindiğini, arka koltuk üzerinde bulunan kolileri gördüğünü ve diğer sanığa sorduğunda içlerinde cinsel uyarıcı haplar olduğunu, diğer sanığın eşyayı nakletmek üzere bir başka şahısla anlaştığını öğrendiğini belirtiyor iken savunmasında haplardan haberi olmadığını, yakalandıktan sonra öğrendiğini beyan ettiği görülmüştür. Sanık ... ise aşamalardaki savunmasında; aracın babasına ait olduğunu, ondan habersiz bir şekilde aracı aldığını, Resul isimli bir şahıs ile kaçak eşyanın Kilis'ten ...'e nakli için anlaştığını, yalnız gitmek istemediğinden dolayı da akrabası olan diğer sanığı da yanına aldığını beyan ettiği görülmüştür. 3.Suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının kayden maliki olan ... beyanında; aracın kendisine ait olduğunu, sanık ...'nın babası olduğunu, oğlunun aracı kendisinden annesini düğüne götürmek üzere emaneten aldığını, olayla bir ilgisi olmadığını, şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan ettiği görülmüştür. 4.Dosyada mevcut kaçak eşyaya mahsus tespit varakasına göre, eşyanın gümrüklenmiş değerin 128.012,40 TL olarak belirlendiği görülmüş, bu değerin suç tarihi itibariyle Dairemiz kabulüne göre fahiş olduğu anlaşılmıştır. 5.Dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre ise eşyanın gümrüklenmiş değerinin 139.865,40 TL olarak belirlendiği görülmüştür. IV. GEREKÇE A. Nakil Aracı Yönünden Olay ve Olgular başlığı altında (1,2 ve 3) numaralı bentlerde değinilen hususlar karşısında; dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre ele geçirilen kaçak eşya miktarının ağırlık ve hacim bakımından nakil aracının taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü teşkil ettiği anlaşılıyor ise de malen sorumlunun ... niyetli olduğunun aksine bir delil bulunmadığı cihetle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla katılan ... İdaresi vekilinin bu hususa yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. B. Sanıklar Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden 1.Sanıklardan 79.020 adet cinsel uyarıcı hap ele geçirilen olayda; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurlarının dikkate alınması gerekmekte olup dosya kapsamına göre sanıkların benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz eden fiilleri, eylem ile ceza arasındaki denge gözetildiğinde teşdidi gerektirdiği halde, sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılmadan ceza tayini, 2.Ele geçen kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri suç tarihi itibarıyla fahiş olduğu halde, hükümde ve gerekçede bu şekilde kabul edilmediği belirtilmek suretiyle 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası hükümleri tatbik edilmeyerek sanıklar hakkında eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. 3.Ele geçen kaçak eşya nedeniyle dosya arasında bulunan ve katılan ... İdaresi tarafından hesaplanan ... varakasında suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 128.012,40 TL, bilirkişi tarafından düzenlenen 22.10.2014 tarihli raporda ise gümrüklenmiş değerin 139.865,40 TL olarak belirtildiği anlaşılmakla, suça konu eşya yönünden gümrüklenmiş değere ilişkin mevcut çelişki giderilerek belirlenecek değer tutarına göre, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmış olup 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR A.Nakil Aracı Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının iadesine yönelik kararda, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden kararın, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B. Sanıklar Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2015 tarihli ve 2014/643 Esas, 2015/998 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, sanıklar hakkında kurulan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık ... müdafii ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanık ... müdafiinin de temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanık tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanık ... müdafiinin temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2)Yerel Mahkemenin 15.10.2015 tarih ve 2015/998 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, ... 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, ..., Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, ... 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 26.04.2023

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2019/10051, K. 2023/3949, T. 26.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2019-10051-e-2023-3949-k-5d8b48f31fa8