Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2013/8677 E. 2013/15387 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/8677
- Karar No
- 2013/15387
- Karar Tarihi
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 61/A-c, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59/2, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanun'un 5. maddeleri uyarınca neticeten 22.500,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 10 ay süre ile ticaretten men edilmesine ve aynı süre ile işyerinin kapatılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 27/11/2008 tarihli ve 2005/592 esas, 2008/1178 sayılı kararını müteakip yeniden yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, sanık hakkındaki anılan ilâmın ortadan kaldırılmasına ve sanığın üzerine atılı suçtan beraatine ilişkin aynı Mahkemenin 19/01/2011 tarihli ve 2005/592 esas, 2008/1178 sayılı ek kararına vaki itirazın, Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin genel hüküm niteliğinde olduğu, sonradan yürürlüğe giren özel kanun maddesinin genel kanunu zımnende olsa kaldıramayacağı, Anayasa Mahkemesinin Kanun Hükmünde Kararname'nin iptalinden sonra genel hüküm olan Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri gereğince sanığın cezalandırılmasının gerektiğinden bahisle kabulü ile ek kararın kaldırılmasına ilişkin mercii İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2012 tarihli ve 2012/1350 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 24.04.2013gün ve 26673 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2013 gün ve KYB. 2013/145005 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 25/03/2013 tarihli ve 2013/3827 esas, 2013/6897 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, Sanık hakkında 556 sayılı KHK.nun 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, 5252 sayılı Kanunun geçici birinci maddesi ile Türk Ceza Kanununun 2.maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5.maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 sayılı KHK'nun suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulünün gerektiği ve bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylemin 556 sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacağı gibi öte yandan 556 sayılı KHK'ya göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı noktasında ise Türk Ticaret Kanunu ve 551 sayılı Markalar Kanunundaki marka hakkına tecavüz fiillerinin unsurlarının her iki düzenlemede de aynı olduğu ve iki yasa birlikte uygulanamayacağından tam olarak oluşan yasa çatışması kuralları uyarınca sonradan yürürlüğe giren, tescilli markalara hukuki ve cezai koruma getiren 551 sayılı Kanundaki düzenlemenin Türk Ticaret Kanununun 57/5. fıkra hükmünü tescilli markalarla sınırlı olmak üzere örtülü olarak yürürlükten kaldırdığı, 551 sayılı Kanununda 556 sayılı KHK'nun değişik 82. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan ve yürürlükten kalkan eski düzenlemeler canlanamayacağından, sanığa atılı eylemin haksız rekabet suçunu da oluşturmayacağı gözetilmeksizin, itirazın bu yönden reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İstanbul 4. Ağır Ceza mahkamasi'nin 20.11.2012 gün ve 2012/1350 değişik iş sayılı CMK'nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.07.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.