Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2013/5120 E. 2013/17523 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik, Kaçakçılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/5120
- Karar No
- 2013/17523
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik, Kaçakçılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, kaçakçılık HÜKÜM : Hükümlülük Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık tarafından verilen 17.12.2008 havale tarihli dilekçe ile eski hale getirme talebinde bulunulması üzerine, mahkeme tarafından 16.01.2009 gün 2008/87 esas 2008/441 sayılı karar ile eski hale getirme taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, eski hale getirme talebi 5271 sayılı CMK.nun 42/1.maddesi gereğince Yargıtay'ca karara bağlanacağından bu konuda verilen 16.01.2009 günlü red kararı kaldırılarak, yapılan incelemde; Dosyaya sunulan belgelerden, sanığa, 05.12.2008 günü yapılan tebligatın Tebligat Kanunu hükümlerine uygun bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin eski hale getirme isteği yerinde görülmekle, 17.12.2008 tarihli temyiz isteğinin öğrenme üzerine yasal sürede yapıldığı kabul edilerek, 19.11.2008 günlü hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde; Yasal süresi içerisinde talep edilmediği gibi, hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre de sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebi yerinde görülmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8.maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK.nun 318.maddesi uyarınca REDDİNE, karar verilerek yapılan incelemede; 1) Sanık hakkında, gerçeğe aykırı fatura ibrazıyla, 27.09.2006 tarihli gümrük giriş beyannamesiyle ithal edilen eşyanın cif değeri eksik beyan edilerek, gümrük vergilerinin noksan ödenmesi suretiyle, ithalatı gerçekleştirdiği iddiasi ile dava açılmış olup, atılı suçun, suç tarihinde yürürlükte olan ve ön ödeme kapsamında kalan 4926 Sayılı Yasanın 3/c ve 4/c maddesinde belirtilen suçu oluşturduğu cihetle, sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş bir ön ödeme önerisinin mevcut olmadığı nazara alınarak, mülga 4926 sayılı Kanunun 34.maddesi hükümleri uyarınca ön ödeme önerisinin tebliğ edilmesi ve sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, 2) 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda atılı eylemin müeyyidesi adli para cezasını, 5607 sayılı Kaçakçılıkla mücadele Kanununda ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK'nun 50.maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı yasanın sanık lehine olabileceği gözetilerek; Suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, denetime olanak verecek şekilde bu husus tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi, 3) Sanığa atılı suçlar nedeniyle meydana gelen kamu zararı, dava konusu eşyanın, ithalinde öngörülen gümrük vergileri ile diğer eş etkili vergiler ve mali yüklerin eksik ödenmesi sonucunda yoksun kalınan tutar olup, belirtilen bu zarar, kaçakçılık suçunun işlenmesi sonucu meydana gelen bir kamu zararı olup, somut olayda sahtecilik suçunun işlenmesiyle meydana gelen ölçülebilir bir zarar bulunmadığı cihetle, CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına ilişkin hususun sahtecilik ve kaçakçılık suçları bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, kaçakçılık suçu sebebiyle meydana gelen zararın tamamıyla ödenmemesi gerekçe gösterilerek, sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönüyle, CMK.nun 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması için gerekli diğer objektif koşullar bakımından engel bir hal bulunmadığı halde, sahtecilik suçundan kurulan hükümde de yasal koşullar oluşmadığından bahisle ve başka bir gerekçe de gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık, müdafiinin ve katılan vekilinin de kaçakçılık suçuna yönelik temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.07.2013 günü 3 numaralı bozma nedeninde oyçokluğuyla, diğer nedenlerde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY Kaçakçılık suçundan doğan zarar ne ise sahtecilik suçundaki zararda aynı zarardır. Zira sahte fatura kullanılmasaydı kaçakçılıkta gerçekleşmeyecekti. Kaçak eşya konusunun ele geçmediği de gözetilerek sahtecilikten verilen hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun 3 no'lu bozma kararına katılmıyorum. KARŞI OY Sanık sahtecilik suçunu, kaçakçılık eylemini gerçekleştirirken araç suç olarak işlemiştir, dolayısıyla amaç suçun gerçekleştirilebilmesi için bu suçu işleme gereği duyulmuştur, sahtecilik suçunun işlenmesiyle, kaçakçılık suçunu işleyebilmenin yolu açılmış olduğundan, sebep olduğu zarar, devletin alması gereken vergi ve rüsumlardan ibaret olup, miktar ve değeri ilgili kaçakçılık suçuyla ilgili olarak net şekilde tesbit edilmiştir. Bu zararın kaçakçılık suçuna hasredilmesi gerekliliği yoktur, ödenmesi halinde mahkemece diğer şartların oluşması halinde her iki suçla ilgili H.A.G.B'na karar verilebileceği gibi, somut olaydaki haliyle vergilerin ödenmemesi durumunda da H.A.G.B'na karar verilmesi olanağı bulunmadığından, sayın çoğunluğun bozma kararına bu yönüyle muhalifim.