Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/20586 E. 2013/9886 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/20586
- Karar No
- 2013/9886
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 4926 sayılı yasaya aykırılık HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; I- Avukat ...'ın temyiz isteminin incelemesinde; Hükmü temyiz eden avukat ...'ın dosya içerisinde ve temyiz dilekçesi ekinde sanık müdafii olduğuna dair geçerli bir vekaletnamesi veya yetki belgesi bulunmadığı anlaşılmakla, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca, anılan avukatın temyiz inceleme isteğinin REDDİNE, II- Sanık ...'ın temyiz istemine gelince; 4926 Sayılı yasanın 34.maddesinin son fıkrasında öngörülen "bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer, gümrük idaresince belirlenen değerdir." düzenlemesindeki "gümrük idaresince" ibaresinin hükümden sonra 30.12.2008 gün ve 27096 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 18.09.2008 gün ve 2006/47 Esas, 2008/144 karar sayılı kararı ile Anayasaya aykırı görülerek iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, açılan kamu davasının yargılaması sonucu kurulacak hüküm bakımından maddi gerçeğin belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilerek, dava konusu eşyanın bilirkişi tarafından belirlenen CİF değeri üzerinden gümrük idaresine hesaplattırılacak gümrüklenmiş değerin 3 katı üzerinden sanığa ön ödeme önerisinde bulunulup sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 1) 27.09.2007 tarihli duruşma tutanağının ve Cumhuriyet Savcısının esasa ilişkin mütalaası ile hükmün esasını oluşturan kısa kararın yer aldığı 28.11.2007 tarihli duruşma tutanağının zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 219.maddesine muhalefet edilmesi, 2) 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda atılı eylemin müeyyidesi adli para cezasını, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza takdir edilmesi halinde kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK'nun 50.maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı yasanın sanık lehine olabileceği gözetilerek; Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31/03/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3) 5271 sayılı CMK.nun 5560, 5728 ve 6008 sayılı yasalar ile değişik 231.maddesinin 5, 6 ve 14.fıkralarında yapılan değişiklikler uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulaması olanaklı hale geldiğinden, 5237 sayılı TCK.nun 7.maddesi gözetilerek, yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 30.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.