Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2010/6320 E. 2013/17513 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/6320
- Karar No
- 2013/17513
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SUÇ : 5846 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Sanığın hükümlülüğüne ve müsadereye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) KARŞI OY Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün, "TCK. nın 50/1-(a) bendinde yer alan seçenek yaptırımlara ilişkin hüküm tesisine gidilmesi ve mahkememizin 2008/348, 2008/362 esas sayılı dava dosyalarının bulunması nazara alındığında …" şeklindeki gerekçeyle açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin koşulları 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinin 5 ila 14. fıkralarında düzenlenmiştir. Bu koşullar şunlardır; –5.fıkra hükmüne göre sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olmalıdır. –6.fıkranın, (a) bendine göre, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmamalıdır. (b) bendine göre, mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmalıdır. (c) bendine göre, Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmeli ve sanık hükmün açıklanması kararını kabul etmelidir. –14.fıkra hükmüne göre mahkumiyet kararı verilen suç, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarlardan olmamalıdır. Bu koşula göre, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için daha önceden kasıtlı suçtan verilip kesinleşen bir mahkumiyet kararının bulunmaması gerekir. Bu mahkumiyetin hürriyeti bağlayıcı ceza ya da adli para cezası olmasının önemi yoktur. Sanığın, önceki suçu, yeni işlediği suçtan dolayı yargılama devam ederken kesinleşmiş olsa dahi yargılaması devam eden yeni suç hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel olmayacaktır. Sanığın yargılaması devam eden başka davalarının bulunması mahkumiyet hükmü anlamına gelmeyeceğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olmayacaktır. YCGK. ve Yargıtay Ceza Dairelerinin uygulamaları da böyledir. Somut olayda ise mahkemenin 2008/348, 2008/362 sayılı derdest dosyalarının bulunması gerekçe olarak gösterilmiş ise de bu husus da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmemektedir. Mahkemece sanığın sabıkaya esas ilamları gerekçe olarak gösterilmiş ise de, sanığın 2000 tarihli TCK. 456/4, 457/1 den erteli mahkumiyetinin silinme koşullarının oluşması, 1997 ve 1996 tarihli 4616 sayılı kanuna göre ertelenmiş kamu davalarının da kesinleşmiş mahkumiyet kararı niteliğinde olmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmemektedir. Mahkemece sanığa TCK. 50/1-(a) bendinde yer alan seçenek yaptırımların uygulanması nedeni ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı da gerekçe olarak gösterilmiş ise de 5271 sayılı CMK. nın 231. maddesinin 7. fıkrasına göre mahkeme önce hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağını tartışmasından sonra bu kurumun uygulanmamasını kabul etmemesi halinde seçenek yaptırımlar veya erteleme kurumunun uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirecektir. Ayrıca suçtan dolayı bir zarar meydana gelmemiştir. Bu durum karşısında CMK. nın 231. maddesinde aranan tüm şartlar gerçekleştiği halde mahkemece gerekçede gösterilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasın uygulanmama nedenleri yasaya aykırıdır. Bu yönden kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz.