Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2010/14236 E. 2012/30136 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/14236
- Karar No
- 2012/30136
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 2499 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüklerine, ertelemeye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1-1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunda para cezalarının hesabı konusunda yeniden değerleme oranı düzenlenmediği halde adli para cezasının tayininde yeniden değerleme oranının uygulanması suretiyle para cezası tayini, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2006/10-10 esas ve 2006/8 karar sayılı 31.01.2006 tarihli kararında da belirtildiği üzere, 5252 sayılı yasanın 9/3. maddesine göre, önceki yasa ile sonraki yasanın tüm hükümlerinin somut olaya uygulamasının ayrı ayrı yapılması ve oluşacak sonuca göre lehe yasanın belirlenmesi gerekirken, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4487 sayılı yasa ile değişik 2499 sayılı yasa ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı yasa ile değişik 2499 sayılı yasanın davaya konu ilgili hükümleri karşılaştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-5271 sayılı CMK'nun 231. maddesindeki düzenlemeden "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMUK'nun 231/5. madde fıkrası gereğince sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullardan biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir" denilmektedir. Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı bir değerlendirme yapılarak maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilmesi ve CMK'nun 231. maddesindeki diğer objektif ve subjektif şartların bulunması halinde, sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılamayacağı hususunun tartışılması gerekir. Somut olayda; sanıkların sermaye piyası araçlarının değerini etkileyebilecek yanlış, yanıltıcı bilgi verdikleri ya da açıklamakla yükümlü oldukları bilgileri açıklamadıkları hususu belirlenmiş ise de, bu olaydan dolayı mağdur olanların kimler olduğu ve her bir mağdurun ne miktarda zarara uğradığı hususlarının basit bir inceleme ile ortaya çıkarılamayacağı gözetilerek, Sanıklar hakkında hüküm kurulurken verilen hapis cezasının, tekrar suç işlemeyecekleri konusunda olumlu kanaat oluştuğu gerekçesiyle 5237 sayılı yasanın 51.maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, ''Diğer ortaklar ve piyasa üzerindeki etkisi, sanıkların bir daha suç işlemeyeceklerine dair kanaatin oluşmaması'' şeklindeki gerekçeye dayanılarak hükümde çelişkiye düşülmüş olması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.