Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2009/8565 E. 2011/1705 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/8565
- Karar No
- 2011/1705
- Karar Tarihi
İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etme eyleminden dolayı ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/11. maddesine aykırılıktan dolayı 314.402,00 yeni Türk lirası idari para cezası uygulanmasına dair Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/09/2007 tarihli ve 2007/2211 kabahat, 2007/2190 sayılı idari yaptırım kararına yapılan itirazın kabulüne ve idari para cezasının kaldırılmasına ilişkin Mersin 4.Sulh Ceza Mahkemesinin 02/05/2008 tarihli ve 2007/1616 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın kabulüne dair Mersin 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 31/07/2008 tarihli ve 2008/1021 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 24.03.2009 gün ve 16893 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2009 gün ve KYB. 2009-87826 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, ... hakkında, Mersin Gümrük Müdürlüğünce onaylı 12/07/2007 tarihli ve IM019016 sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesinde beyan edilen 493 kap cam eşya ile 493 kap metal eşyanın birleştirildiğinde avize isimli eşya oluşabileceğinden 5607 sayılı Kanun'un 3/11.maddesi uyarınca idari yaptırım kararı uygulanmış ise de, söz konusu eşyanın yedek parça ve aksam olduğu ve bu beyanla ithal edildiği, bunların avizeyi oluşturmayacağı, duy, kablo, conta, ara kablosu gibi eksik malzemeler eklendiğinde avizeyi oluşturacağı, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, 5607 sayılı Kanun'un 3/18.maddesinde yer alan "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçlar ile onuncu fıkrada tanımlanan kabahat fiilleri, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." biçimdeki düzenleme karşısında söz konusu madde uyarınca idari yaptırım kararı uygulanabilmesi için kabahatin tamamlanmış olması gerektiği gözetilerek itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
İdari para cezası kararına itiraz üzerine adli mercilerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı yasa yararına bozma isteminde bulunulup bulunulamayacağı ön sorun olarak değerlendirilip; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/7-167 esas 2010/195 sayılı kararında kabul edildiği üzere Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi gereğince Kanun Yararına Bozma yoluna gidilebileceği ... ve ...'ün karşı oyu ve oyçokluğu ile kararlaştırıldıktan sonra yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden Mersin 1.Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin 31.07.2008 gün ve 2008/1021 değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMK'nun 309/4-d maddesi uyarınca Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 24.9.2007 gün ve 2007/2190 sayılı idari yaptırım kararının kaldırılmasına ve cezanın çektirilmemesine, 03.02.2011 günü ...'ın değişik gerekçesi ve oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY VE DEĞİŞİK GEREKÇE
Yargıtay C.G.K.nun 23.3.2010 gün ve E:2010/7-3 K:2010/58 sayılı kararında da belirtilen gerekçelerle, Kabahatler Kanunu gereği olarak idari yaptırım kararlarına itiraz üzerine verilen adli yargı kararları CMK.nun anlamında hüküm veya karar niteliğinde olmayıp, kendine özgü denetim kararları olduğundan ve bu kararlar aleyhine CMK.da düzenlenmiş kanun yararına bozma olağanüstü yasa yoluna gidilebileceğine ilişkin olarak Kabahatler Kanununda doğrudan ya da atıf yoluyla açık bir düzenleme bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi gerektiğini düşünmekteyim.
Kanun yararına bozma isteminin esasının incelenmesinin kararlaştırılması karşısında ise;
Dosyada mevcut Mersin Gümrük Müdürlüğünün 22 Ağustos 2007 gün 54347 sayılı yazısı ve eklerinden anlaşıldığı üzere; Gümrük beyannamesinde "yedek aksam ve parça" olarak beyan edilen eşyanın aslında cam ve metal eşyalar olduğu ve bunların birleştirilmesi suretiyle 40 parça avizeyi oluşturacağı, buna karşın "avize" olarak beyan edilmediği, gerçeğin farklı gösterilmesi sonucunda kg başına 8 $ gözetme ücreti ile birlikte 4753 TL gümrük vergisi ve 23979 TL KDV'nin eksik ödenmesinin amaçlandığının ileri sürülmesi karşısında, sanığın eyleminin 5607 sayılı yasanın 3/11.maddesinde yazılı kabahati değil, 3/2.maddesinde yazılı kaçakçılığa teşebbüs suçunu oluşturabileceği ve sanık hakkında kamu davasının açılmasının gerektiğini düşündüğümden, bu hususa gerekçede yer verilerek kanun yararına bozma isteminin değişik gerekçeyle kabulü düşüncesiyle bozma kararına katılıyorum.
KARŞI OY
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 gün ve 2010/7-33 E. 2010/58 sayılı ilamında açıklanan gerekçelerde olduğu gibi,
CMK.nun 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yoluna ancak ceza yargılama yasası uygulanarak verilmiş, Yargıtay ve İstinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlar aleyhine gidilmesi mümkündür.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu, CMK.nun da belirlenen usulden ayrılarak, tamamen kendine özgü Kanun yolu yöntemlerini benimsemiş ve CMK.na bu konuda hiçbir atıf yapmamıştır. Bu nedenle Kabahatler Kanununa göre verilen kararlar aleyhine yasa yararına bozma yoluna gidilemeyeceği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.