Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2009/17441 E. 2011/27193 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/17441
- Karar No
- 2011/27193
- Karar Tarihi
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna aykırı davranmak suçundan sanık ...'ın, 6183 sayılı kanunun 23.01.2008 tarihinde 5728 sayılı kanunun 164.maddesi ile değiştirilen hükmü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62, 52.maddeleri gereğince 500 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.05.2009 tarihli ve 2008/436 Esas, 2009/469 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 28.09.2009 gün ve 54343 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2009 gün ve KYB. 2009-225138 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; 1-Mahkemece suç tarihinin 2007 olarak kabul edildiği olayda, 6183 sayılı Kanunun 112.maddesinin 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 164.maddesi ile değiştirilmesinden önce yaptırım olarak hafif hapis cezası öngörüldüğü, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5349 sayılı Kanunla değişik 7.maddesi birinci fıkrasında, "Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7.maddesi nazara alındığında, 5252 sayılı kanunun 7.maddesi 1. fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle, sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Sanık hakkında ceza uygulanan kanun maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesinde, 3-6183 sayılı kanunun 112.maddesinin 5728 sayılı kanun ile değiştirilmesi sonrası hapis cezası getirildiği dikkate alınmadan temel cezanın adli para cezası olarak belirlenmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Dosya içerisinde bulunan vergi dairesinin yazı ekindeki evrak kapsamına göre suç tarihi 15.02.2006 günü olup, sanığın üzerine atılı eylem, karar tarihinde idari para cezasını gerektirdiğinden, fiil tarihinden itibaren karar tarihinde 5326 sayılı yasanın 20/d fıkrasında belirtilen soruşturma zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.