Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2008/8710 E. 2011/17776 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/8710
- Karar No
- 2011/17776
- Karar Tarihi
Bakaya kalmak suçundan sanık ... ...'nin, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 63/1-A maddesinin 7 günden sonra 3 ay içinde gelenler cümlesi, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 59/2, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4. maddeleri uyarınca 825 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52/4. maddesi gereğince 5 eşit taksit halinde ödenmesine ve ödenmeyen kısmın hapse çevrilmesine dair, Arhavi Sulh Ceza Mahkemesinin 26.11.2007 tarihli ve 2007/11-25 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 04.04.2008 gün ve 19876 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2008 gün ve KYB. 2008-89671 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; 1)5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesinde yer alan "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme karşısında, sanık lehine olan kanunun tespit edilerek bütünüyle uygulanması gerektiği gözetilmeden, 765 sayılı Kanunun 59/2, 647 sayılı Kanunun 4, 5237 sayılı 52/4. maddelerinin birlikte uygulanması suretiyle karma uygulama yapılmasında, 2)Sanığa 1632 sayılı Kanunun 63/1-A maddesinin 7 günden sonra 3 ay içinde gelenler cümlesi uyarınca verilen 3 ay hapis cezasından, 765 sayılı Kanunun 59/2. maddesi gereğince 1/6 oranında yapılan indirim sonucunda 2 ay 15 gün yerine, 2 ay hapis cezasına hükmolunmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı yasanın 4. maddesi uyarınca para cezasına çevrildiği ve anılan yasa maddesindeki "uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir, bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez" düzenlemesi karşısında hükmün temyizinin olanaklı bulunduğu sanığa, gönderilen tebligatta da yasa yolu, mercii, süresi ve yönteminin gösterilmediği, bu nedenle yapılan tebligatın da geçeriz olup kararın kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.102011 günü oybirliğiyle karar verildi.