Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/932 E. 2026/1332 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/932
Karar No
2026/1332
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/815 E., 2025/1365 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/787 E., 2019/959 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 09.11.2004 tarihli C Tipi uzak mesafe telefon hizmetine ilişkin ara bağlantı sözleşmesi, 25.06.2008 A Tipi uzak mesafe telefon hizmetine ilişkin ara bağlantı sözleşmesi, 14.01.2010 tarihli B Tipi uzak mesafe telefon hizmetine ilişkin ara bağlantı sözleşmesi bulunduğunu, yine 14.09.2010 tarihinde akdedilen protokol gereği bina satış ihale masrafını yapan müvekkili şirkete, davalı şirketin satışın gerçekleşmemesinden ... borcu bulunduğunu, alacağın ödenmediğini, alacağın tahsilini teminen İstanbul 25. İcra Dairesi'nin 2013/5189 sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, icra takibinden sonra davalı firma tarafından takibe konu ara bağlantıları faturaları için 98.006,34 TL'lik ödeme yapıldığını, ayrıca icra takibinin dayanağı TTS borcu için 125.623,06 TL'lik ödeme yapıldığını, sadece noktadan noktaya hizmetine ilişkin 2 adet ödenmeyen fatura kaldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereği davalının borcunu ödemediğini, alacağın muaccel hale geldiğini ileri sürerek, 6.441,073,78 TL tutarlı takibe davalı-borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile ödemelerin mahsubu ile 6.343,057,00 TL üzerinden takibin devamını, icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında toplam 19 adet sözleşme bulunduğunu, sözleşmelerin yürürlükte olduğu süre içerisinde müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan bir kısım borçlarının ödemekte güçlük çektiğini, bu nedenle borçlarının tasfiyesi, ertelenmesi, taksitlendirilmesi amacıyla davacı ile ödeme protokolleri ile ek teminat sözleşmeleri düzenlendiğini, müvekilinin iyi niyetle bu protokol yükümlülüklerini yerine getirmeye çalıştığını, sonrasında davacı şirketin 18.03.2013 tarihli elektronik postası ile sisteme erişimi kestiğini, 29.04.2013 tarihinde de davacı tarafından sözleşmenin haksız feshedildiğini, davacı tarafından talep edilen bina satış masrafları dışında kalan asıl alacak ve gecikme bedellerinin nasıl hesaplandığına ilişkin bir açıklama yapılmadığını, davacı tarafından bina satış masrafları adı altında talep edilen toplam 409.000,00 TL tutarında borcu bulunmadığını, ticari defterlerin ve protokollerin incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı itibariyle taraf defterlerinde alacak-borcun varlığına konu faturalar yönünden kısmi farklılıklar bulunduğu, davacı tarafça bu farklılığa konu kayıt ve dökümlerin davacı alacağının varlığını tam kanıtlar nitelikte olmadığı, davalı tacir olup, ticari defterlerindeki kayıtların kendi leh ve aleyhine delil teşkil edeceği, takip tarihi itibariyle davacı şirkete borcun ödemelerin mahsubu sonucu 3.688.503,26 TL olarak kayıtlı olduğu, 409.000,00 TL bina satış ihale bedeline ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, davacı defter kayıtlarında da takip tarihi itibariyle de alacak miktarında da tahsil edilen teminat mektup bedellerinin düşülmüş olduğu, bu miktarın 1.118.605,00 TL olup, kanıtlanan davalı kayıtlarındaki 3.688.503,26 TL'den bu miktarın düşümü ile 2.569.898,26 TL alacağın olduğu, davacı tarafça dava açılırken 98.006,34 TL'lik ara bağlantı borcu için, TTS borcu için yapılan 125.623,06 TL'lik ödemelerin düşülerek talepte bulunulduğu, harcın da bu miktarın düşümü ile yatırıldığı, talep şekli de nazara alınarak bu miktarların toplamı 98.006,34+125.623,06=223.629,40 TL'nin 2.569.898,26 TL'den düşümü ile 2.346.268,86 TL alacağın olduğu, takipte ayrıca akdi bina satış ihale bedeline konu 409.000,00 TL'ye ilişkin talepte bulunulduğu, bu miktar davalı defterinde kayıtlı değil ise de; dosya kapsamı itibariyle buna yönelik belgelerin sunulup bina satış ihalesinden dolayı masrafın 381.942,40 TL olarak belgelendirildiği anlaşılmakla bu miktarın eklenmesiyle 2.728.211,26 TL alacağın bulunduğu, icra takibinde ayrıca ara bağlantı gecikme bedeli ve alt yapı hizmetinden gecikme bedeli talebinde bulunulmuş ise de; alacağının miktarının kanıtlanamadığı, gecikme bedeli hesabı yapmaya elverişli belgeler sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, alacak faturalara dayalı likit olmakla icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; icra takip tarihi olan 07.03.2013 tarihinden sonra davalı şirketin, müvekkili şirkete ödemediği başkaca da faturalar bulunduğunu, davalı şirkete ait teminat mektuplarının nakde çevrilmesi ile 1.118.605,00 TL’nin davalı şirketin diğer borçlarına karşılık olarak tahsil edildiğini, bir an için teminat mektubunun nakde çevrilmesi ile tahsil edilen 1.118.605,00 TL’nin takibe konu alacaklar kapsamında olduğu kabul edilse dahi 6.343.057,00 - 1.118.605,00=5.224.452,00 TL tutar için itirazın iptaline ve bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, sözleşme hükümleri uyarınca tahakkuk ettirilen gecikme ve faiz tutarlarının hüküm altına alınmamış olması hatalı olduğunu, 409.000,00 TL akdi bina satış bedelinden ... alacak, yine davalı ile yapılan 14.09.2012 tarihli protokolden kaynaklandığını, bu alacağa ilişkin davalı defterlerinde kayıt bulunmamasının, alacağın kanıtlanamamış olduğu biçiminde değerlendirme yapılarak hüküm kurulması hatalı olduğunu, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davaya konu icra takibine itiraz, takibe konu miktarın tamamına yapılmış olduğundan, davalı aleyhine takip miktarı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/932, K. 2026/1332, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-932-e-2026-1332-k-5f709f357a03