Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1292 E. 2026/1376 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1292
Karar No
2026/1376
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/483 E., 2026/177 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/755 E., 2024/925 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... AŞ’nin iflasına karar verildiğini, davalı ...'ın iflas masasına toplam 1.400.000,00 USD karşılığı 4.435.902,82 TL tutarında alacak kaydı talebinde bulunduğunu, müflis ve iflas idaresinin alacağı kabul ettiğini ve alacağın tamamının sıra cetveline kaydedildiğini, davalının 02.07.2009 keşide, 29.10.2009 ödeme tarihli iki adet 250.000,00 USD ve bir adet 900.000,00 USD’lik protestosuz senede dayanarak icra takibi başlattığını, müflisin takibe itiraz etmediğini, bunun muvazaanın varlığını gösterdiğini, gerçekte taraflar arasında adı geçen senet ve çeklerin mevcudiyetini gösterecek bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davalının müflis ile hileli işbirliği yaptığını ileri sürerek, 4.435.902,82 TL davalı alacağının sıra cetvelinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tacir olmadığını ve müflis şirketle arasında kambiyo hukukuna ilişkin bir ilişki bulunmadığını, davacının alacağının iflas idaresi tarafından tamamen reddedildiğinden, davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı kayıt kabul davası açmış ise kayıt kabul davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini; müflis ... AŞ'nin TOKİ'den aldığı ... Spor Kompleksi yapım işini taşeron olarak dava dışı ..AŞ'ye verdiğini, dava dışı ... Şirketinin yaptığı işler nedeniyle alacağını tahsil edememesi üzerine tarafların 01.07.2009 tarihinde karşılıklı fesih protokolü düzenlediklerini, protokol çerçevesinde müflis yüklenicinin borçları karşılığı 49 adet toplam 35.000.000,00 USD senet düzenleyip taşeron .AŞ'ye verdiğini, müvekkilinin bu senetlerden üç adedini alacaklısı olduğu dava dışı ...'dan ciro ile aldığını, senetlerin keşidecesi müflis ile herhangi bir bağı olmayan müvekkilinin müflis ile hileli işbirliği yaptığı iddiasının mantıksız olduğunu; senetlerin protestosuz olmasının senetlerin kambiyo vasfını yitirmesine neden olmayıp sadece cirantalara takip yapılmasını engelleyeceğini, davacının müflis şirketten alacağı bulunmayıp, dava dışı ..AŞ hakkında takip başlattığını, takipte müflis şirketin dava dışı .... Şirketine borcu olduğu gerekçesiyle müflis şirkete haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ancak haciz ihbarnameleri müflise tebliğ edilmediğinden kesinleşmediğini, kaldı ki müflisin 01.07.2009 tarihli protokol ile dava dışı ... Şirketine verdiği senetler ile borcu ödediğini ve dava dışı ... Şirketine borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının alacağına dayanak senetlerin keşidecesi müflis ... İnşaat Anonim Şirketi, lehdarı ise dava dışı ... Ticaret AŞ olduğu, davalı ... ile dava dışı ... Ticaret AŞ arasında 12.03.2008 tarihinde “Danışmanlık-Aracılık Sözleşmesi” başlıklı sözleşme düzenlendiği, bu sözleşmenin 5. maddesi uyarınca danışman tarafından yatırımcı veya ortak bulunması ve ortaklık yapısının fiilen ve resmen kurulmasından itibaren en geç iki ay içerisinde, danışmana 2.000.000,00 USD net ücretin nakden ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının merkezi Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ... Şirketini ortak olarak getirerek ... İnşaat Anonim Şirketi’nin kurulduğu, davalının danışmanlık hizmeti kapsamında edimini ifa ettiği karşılığında müflis şirketin keşidecesi, dava dışı ... Ticaret AŞ'nin lehdar olduğu senetlerin davalıya verildiği, dava konu senetlerin gerçek bir ilişkiye dayandığı, davacı yanın senetlerin hileli yollarla ve muvazaalı şekilde, davacıya zarar verme kastı ile alacak oluşturmak amacıyla tanzim edildiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; alacağı itiraza uğrayan alacaklının alacağının gerçek ve hukuki bir ilişkiye dayandığını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilecek nitelikte objektif ve yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, davalı ...’ın müflis... İnşaat A.Ş.’den doğrudan, ispatlanmış ve muhasebe kayıtlarıyla doğrulanmış bir alacağı bulunduğunun ortaya konulamadığını, senetlerin üçüncü kişi konumundaki diğer alacaklıya karşı tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, 2008 tarihli adi yazılı danışmanlık sözleşmesi ve 2010 tarihli adi yazılı mutabakat metninin hizmetin fiilen ifa edildiğini kanıtlamayacağını, dava dışı şirketin ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığını, envanter defterinin boş olduğu ve defterlerin delil niteliğinin tartışmalı olduğunu, müflis şirketin borçlanabilmesi için yönetim kurulu kararı ve belirli imza kombinasyonunun sağlanması gerektiğini, senetlerin bu usule uygun düzenlenip düzenlenmediği incelenmediğini, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 235/2 gereğince açılan kayıt terkin istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/1292, K. 2026/1376, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-1292-e-2026-1376-k-af71c3bbde1e