Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/126 E. 2026/2150 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/126
Karar No
2026/2150
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/124 E., 2025/278 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen dosyada davacı vekilince duruşmalı, asıl ve birleşen dosyada davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 03.08.2008 tarihli sözleşme gereğince müvekkili vakfın arazileri üzerine 1224 konut, ticaret merkezi, ilköğretim, kreş, lise, sağlık tesisi, dini tesisler ile tüm alt yapı inşaatlarının yapılması ve yapılacak toplu konut sitesinde TOKİ .... Uydu Kenti ismi verilmesinin kararlaştırıldığını, ancak davalının sözleşmeye aykırı şekilde 960 konut ve sosyal tesislerden oluşan düşük kaliteli bir uydukent yaptığını ve bunun içinden 810 konutu aldığını, hemen bitişiğinde ise 8 tanesi tripleks villa toplam 237 konut ve 8 adet mağazadan oluşan, peyzaj alanı, yürüyüş alanı, çocuk oyun alanı, basketbol sahası, kaykay pisti, kapalı devre kamera sistemi, havuz, yangın ve duman alarmı donatılarına sahip yüksek kaliteli ... isimli lüks siteyi yaparak lüks daire, villa ve ticari dükkanları kendine mal ettiğini ileri sürerek, eksik iş ve değer kaybı ile götürü ücretin aşılması yönünden 100.000,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın sözleşme teslim tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.07.2018 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 9.299.212,70 TL olarak ıslah etmiştir.

2.Birleşen Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/256 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili; davalının 03.08.2008 tarihli sözleşme ile müvekkili vakfa teslim etmeyi yüklendiği ilköğretim okulu, kreş, cami ve şadırvanını Hazine adına tescilli taşınmazlar üzerine inşaa edildiğini, bu nedenle tapularının müvekkiline devredilmediğini ileri sürerek, 100.000,00 TL maddi tazminatın sözleşme teslim tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.07.2018 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 15.688.125,00 TL olarak ıslah etmiştir.

3.Birleşen Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/239 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili; davalının ... Bosphorus isimli lüks sitedeki daire satışından elde ettiği 12.821.990,91 TL hasılattan 3.522.778,21 TL kısmının tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı vakıf arasında düzenlenen 03.08.2008 tarihli protokole göre Kepez, Kalabaklı köyünde yer alan toplam 257.800 m² yüzölçümlü toplam 8 adet taşınmazın üzerinde toplu konut uygulaması yapılması için anlaşıldığını ve bahse konu taşınmazların davacı vakfa 150 adet konut verilmesi karşılığında davalıya devredildiğini, davacıya ait dairelerin 09.11.2009 tarihi itibariyle geçici kabulünün yapılarak davacının da dahil olduğu hak sahiplerine teslim işlemlerinin tamamlandığını, eksik ifa ve değer kaybı iddiasının gerçek dışı olduğunu, mülkiyeti müvekkili idareye ait olan taşınmazda dilediği gibi tasarrufta bulunma hak ve yetkisine sahip olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2019 tarihli ve 2013/193 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararıyla; davacı vakfa protokol gereğince teslim edilmesi gereken 150 adet konutun teslim edildiği ve eksik veya ayıplı ifada bulunmadığı, davalı idarenin davacı vakfın menfaatini ihlal edecek bir davranışının bulunmadığı, taraflar arasındaki menfaat dengesinin bozulmadığı, davalının ... Sitesinden aldığı hasılatın davacı vakfa verilmesinin protokol hükümleri ile de uyuşmadığı, diğer taraftan eksik ifa, değer kaybı iddialarının ispat edilemediği, manevi tazminat talebi koşullarının oluşmadığı, kamunun yararlanmasına mahsus kamu mallarından olan cami ve müştemilatlarının, kamu tüzel kişileri dışında özel ve tüzel kişilerin mülkiyetine konu olamayacağı, yine okulların bulunduğu yere göre köy tüzel kişiliği veya Özel İdare adına tescilinin gerektiği gerekçesiyle; asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12.02.2020 tarihli ve 2019/974 Esas, 2020/275 Karar sayılı kararı ile istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) Yüksek 15. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2021 tarih, 2020/1748 Esas, 2021/2008 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, taraflar arasındaki 03.03.2008 tarihli satış sözleşmesinin 4. maddesinin 3. fıkrası ile davalı tarafça inşaa edilen sosyal donatıların mülkiyetinin davacı vakfa verileceğinin kararlaştırıldığı, ancak sözleşme hükmünün yerine getirilmediği, nitekim sosyal donatıların mülkiyetinin verilmesinin mevzuat gereği mümkün olmamasının, ekonomik değerinin olmadığı anlamına gelmeyeceği, davacı vekilince birleşen 2014/256 Esas sayılı dava dosyasında da sosyal donatıların mülkiyetinin devri değil, tazminat talep edildiğine göre ilköğretim okulu, kreş, cami ve şadırvanının sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken tarih itibariyle piyasa rayiçleriyle belirlenecek bedelinin hüküm altına alınması gerektiği, o halde mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak 03.03.2008 tarihli satış sözleşmesinin 4. maddesinin 3. fıkrasına göre davacı vakfa teslim edilmesi gereken ilköğretim okulu, kreş, cami ve şadırvanının sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken tarih itibariyle piyasa rayiçleriyle belirlenecek yapı ve arsa bedelinin hüküm altına alınması olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli kararı ile ilköğretim okulu, kreş, cami ve şadırvanının sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken tarih itibariyle piyasa rayiçleriyle belirlenecek bedelinin hüküm altına alındığı, temerrüt tarihinin yapıların davacı vakfa devredilmediği ve buna ilişkin ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 25.03.2014 tarihi olduğu, birleşen davada 18.07.2018 tarihinde davacı vekilince yapılan ıslaha göre, alınan oluşa uygun, denetime elverişli bilirkişi ek raporuna itibar edildiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen 2018/239 Esas sayılı davanın reddine, birleşen 2014/256 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile birleşen 2014/256 E. sayılı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 23.01.2024 tarih, 2023/70 Esas, 2024/326 Karar sayılı ilamı ile asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin tüm, birleşen 2014/256 Esas sayılı davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve ilköğretim okulu, kreş, cami ve şadırvanın sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken ve fiilen de teslim edildiği tarihin 2010 yılı olduğu dikkate alınarak bozma ilamı doğrultusunda söz konusu sosyal donatıların 2010 yılı piyasa rayiçleri belirlenerek, yapı ve arsa bedelinin hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen 2014/256 E. sayılı davada sosyal donatıların 2010 yılı piyasa rayiçleri belirlenmek suretiyle yapı ve arsa bedeli toplamının 6.625.318,15 TL olduğu gerekçesiyle; asıl ve birleşen 2018/239 Esas sayılı davanın reddine, birleşen 2014/256 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde; 2010 yılı Bayındırlık Bakanlığı yapı yaklaşık birim maliyetlerinin devlet ihalelerinde tahmini keşif bedelinin tespitinde kullanılan ortalama vasat bedeller olduğunu, özel hukuk tazminat hesaplamasında bağlayıcı olmadıklarını, tazminat hesabının ifa imkânsızlığı olmasaydı edimin ulaşacağı tam piyasa değeri üzerinden yapılması gerektiğini, bu nedenle DOP gerekçesiyle yapılan indirimin usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini, davaların tamamının reddi durumunda ise avukatlık ücretinin, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hesaplanması gerektiğini, reddedilen dava nedeniyle ödenen harcın iadesine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

2. Birleşen 2014/256 E. sayılı davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; daha yüksek bedel tespiti yapan ek bilirkişi raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğunu, faize dava tarihi itibariyle hükmedilmesi gerektiğini, devrin gerçekleştirilememesi mevzuattan kaynaklandığından davanın reddi gerektiğini aksinin kabulünde ise sözleşmedeki m2 değerlerinin esas alınacağını, sosyal donatılar usulüne uygun yapılıp teslim edildiklerinden tazminat bedelinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl ve birleşen davalarda taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Asıl ve birleşen 2018/239 E. sayılı davada davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından; İlk Derece Mahkemesinin, asıl ve birleşen 2018/239 E. sayılı davanın reddine dair verdiği 25.03.2019 tarihli kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12.02.2020 tarihli kararı ile esastan reddedilmiş, bu kararın yine davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 28.04.2021 tarih, 2020/1748 Esas ve 2021/2008 Karar sayılı ilamı ile yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Bu durumda asıl ve birleşen 2018/239 E. sayılı davada reddedilen dava değeri üzerinden, İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2019 olan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı lehine belirlenecek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, birleşen 2014/256 E. sayılı dava kapsamında verilen bozma kararı sonrası kurulan hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücreti takdirine gidilmesi hatalı olmuştur.

3.Birleşen 2014/256 Esas sayılı davada davalı vekilinin temyiz itirazları bakımından; Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, kararlaştırılan kesin vadede borcun ödenmemiş ya da alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmüş olması zorunludur (TBK 117). Aksi halde temerrüt, icra takibine geçildiği veya davanın açıldığı tarihte oluşur.

Somut olayda; birleşen dava nedeniyle davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi itibariyle borçlu temerrüdü gerçekleşmiş olacağından, tespit edilen 6.625.318,15 TL'lik tazminat tutarının 25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesi gerekirken, sosyal donatıların sözleşme uyarınca teslim edilmesi gereken tarih esas alınarak faiz hükmü kurulması doğru olmamıştır.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2. maddesi hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Asıl ve birleşen 2018/239 Esas sayılı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 4-b bendindeki "677.984,00 TL" ibareleri çıkarılarak yerine "423.984,25 TL" ibarelerinin yazılmasına,

4-c bendindeki "30.000,00 TL" ibareleri çıkarılarak yerine "9.200,00 TL" ibarelerinin yazılmasına,

6-b bendindeki "425.823,00 TL" ibareleri çıkarılarak yerine "302.638,91 TL" ibarelerinin yazılmasına,

3. Birleşen 2014/256 Esas sayılı davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 2. bendindeki "09.08.2010" ibareleri çıkarılarak yerine" 25.03.2014" ibarelerinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu haliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan birleşen 2014/256 Esas sayılı davada davalı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Peşin alınan harçların istek halinde taraflara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/126, K. 2026/2150, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-126-e-2026-2150-k-5051338f0bd9