Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2500 E. 2025/4457 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2500
- Karar No
- 2025/4457
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/32 E., 2025/83 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar birleşen davada davalı ... vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde birleşen davada davalı ... vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davacı tereke temsilcisi ...'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukat ve tereke temsilcisinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacı dava dilekçesinde; davacı ile asıl davada davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı arasında yapılan anlaşma neticesinde E Blok, 8 no'lu, dubleks dairenin 12.000,00 TL peşin bedelle davacıya satıldığını, ancak sonraki yönetim tarafından bu satış inkâr edilerek davacıya ortak olmadığının bildirildiğini ve bağımsız bölümün birleşen davada davalı kooperatif ortağına gerçekleştirilen kur'a neticesinde tahsis edildiğini ileri sürerek, kooperatif ortaklığının tespiti ile 8 no'lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptalini ve davacı adına tescilini, mümkün olmaması halinde bedelin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen davanın reddini istemişlerdir. III. YEREL MAHKEME KARARI Yerel Mahkemenin 17.12.2020 tarihli ve 2010/504 Esas, 2020/344 Karar sayılı kararı ile, davacının peşin ödemeli ve üstün hak sahibi ortak olduğu, dava tarihi itibariyle 29,23 TL genel gider borcu bulunduğu, borcu olan ortağın tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yerel Mahkemenin 17.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine, Dairemizin 14.12.2021 tarihli, 2021/1458 Esas, 2021/2242 Karar sayılı kararı ile, ortağın karar tarihine en yakın tarih itibariyle aidat ve fer’ilerine ilişkin borçlarının depo edilmesi suretiyle tescil hükmü kurulabileceği gibi, ortağın yalnızca genel gider borcu bulunduğu durumlarda depo kararına dahi gerek olmaksızın tapu iptal ve tescil kararı verilebileceğinin tartışmasız olduğu, bu durumda mahkemece, peşin bedelli ortak olduğu hususu sabit hale gelen davacının yalnızca genel gider borcunun varlığının tescil hükmü kurulmasına mani olamayacağı hususu dikkate alınarak bu yöndeki talebin kabulü gerektiği ve taraf tamamlayıcı bir işlemden ibaret olduğu anlaşılan birleşen dava yönünden ayrıca bir hüküm kurulmaksızın, tüm talepler hakkında tek hüküm içeriğinde karar verilmesi gerektiği belirtilerek, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkemenin, bozma sonrası verdiği, 02.05.2024 tarihli ve 2022/239 Esas, 2024/262 Karar sayılı kararı ile davacının peşin ödemeli ortak talebi yönünden açmış olduğu davasının kabulüne, dava konusu bağımsız bölüm yönünden üstün hak sahibi olduğunun tespitine, genel yönetim ve alt yapı giderini davalı kooperatife ödemediği tespit edildiğinden tapu iptal ve tescil talebinin usulden reddine, birleşen davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
2.Yerel Mahkemenin 02.05.2024 tarihli bu kararına karşı ise süresi içinde davacı tereke temsilcisi ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine, Dairemizin 26.09.2024 tarihli, 2024/2323 Esas, 2024/3002 Karar sayılı kararı ile mahkemece hükmüne uyulan bozma ilâmı uyarınca inceleme ve araştırma yapılmadığı, peşin bedelli ortak olduğu hususu sabit hale gelen davacının yalnızca genel gider borcunun varlığının tapu iptali ve tescil hükmü kurulmasına mani olmayacağı hususu dikkate alınarak bu yöndeki talebin kabulü gerektiği ve taraf teşkili tamamlayıcı bir işlemden ibaret olduğu anlaşılan birleşen dava yönünden ayrıca bir hüküm kurulmaksızın, tüm talepler hakkında tek bir hüküm kurulması gerektiği belirtilerek, Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının peşin ödemeli ortak olduğunun tespiti ile dava konusu 8 no'lu bağımsız bölümde üstün hak sahibi olduğundan davalı Kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... terekesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının kooperatife üyelik başvurusunun bulunmadığını, davacı adına ortaklık kaydı, genel kurullara davet vs. bulunmadığını, hazirunlar da yer almayıp genel kurullara da katılmadığını, ödemeyi kooperatife değil eski başkana yaptığını ve kayıtlarda iş avansı olarak gözüktüğünü, davalının ortaklığa kabul edildiği 1998 yılından bu yana yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen tahsisli bağımsız bölümünü 20 yıldan uzun süredir teslim alamaması nedeniyle maddi-manevi zarara uğradığını, dava açılmasına sebebiyet vermediklerinden aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyşmazlık, kooperatif ortaklığının tespiti ile tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunmadığından davacı yararına duruşma vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.