Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/773 E. 2024/2603 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/773
Karar No
2024/2603
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/356 E., 2023/299 K. DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- ... Belediye Başkanlığı vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 24.12.2013 HÜKÜM/KARAR : Kabul Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmasız, davalı ... vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.09.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan davacı ...'nun sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...... Belediyesi tarafından ihaleye çıkarılan ... Mahallesi ...Pazarı'nın yapım işinin davalıya ihale edildiğini ve davalı tarafından da işin davacıya verildiğini, birinci hakediş sonrası 20.01.2013 tarihinde sözleşmenin yazılı hale getirildiğini, işin tamamlandığını, ilk ihale sözleşmesine bağlı olmaksızın istenen tüm işleri yaptıklarını, yapılan imalat bedeli toplamının KDV dahil 1.643.000,00 TL olduğunu, davalı tarafından toplam 639.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye 1.004.000,00 TL'nin ödemediğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 600.000,00 TL alacağın ve KDV'sinin geçici kabul tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.05.2015 havale tarihli dilekçe ile talep 757.082,28 TL’ye ıslah edilerek bu bedelin geçici kabul tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile yapılan sözleşmede hakediş bedellerinin davacıya ait olduğunun belirtildiği, birim fiyatlar ile bir anlaşma yapılmadığı, sözleşmede açıkça 1 no.lu hakediş bedelinin davacıya ait olmadığının belirtildiği, bununla beraber 23.05.2013 tarihinden sonra davacı tarafından hiçbir iş yapılmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; davacının yapılan anlaşmalar gereğince üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiği, bilirkişilerin belirlediği 1.396,082,28 TL'yi davalıdan almaya hak kazandığı, davalı tarafından yapılan ihaleli işe ilişkin olarak önceden 639.000,00 TL'lik ödeme yapıldığı belirtilerek 757.082,28 TL alacağın 17.12.2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi geçmeyecek şekilde yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Temyiz üzerine yapılan inceleme sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2016 tarihli, 2016/1683 Esas, 2016/4157 Karar sayılı ilamı ile hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sözleşmenin bir tarafa bırakılarak, birim fiyatlar ve piyasa fiyatlarına göre hesaplama yapıldığı, taraflar arasında imzalanan 20.01.2013 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde 1 no.lu hakediş hariç diğer hakediş bedellerinin davacı ...'e ait alacağının belirlendiği, mahkemece yapılması gereken işin, iş sahibi idareden dava konusu işe ilişkin ihale dosyası ve tüm projeler getirtilerek mahallinde keşif yapılmak ve yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, davalının bu iş sebebiyle 1 no.lu hakediş dışındaki, hakediş tutarının bulunması, bundan davalı tarafların davacıya yapılan ödeme miktarı düşüldükten sonra, ayrıca KDV eklenmeksizin kalan bedel üzerinden hüküm kurulması olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, bozma ilamına karşı taraflar vekillerince karar düzeltme yoluna başvurulduğu, yapılan inceleme sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 25.0.2017 tarihli, 2017/18 Esas, 2017/3109 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazları reddedilerek eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda gerçekleştirilen imalâtın yüklenici (veya taşeron) tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, ancak bunun aksinin iddia eden tarafından yasal delillerle kanıtlanabileceği, mahkemece davalı yüklenicinin aşamalardaki savunmalarında belirttiği ...3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/650 Esas sayılı dosyası getirtilip dava dışı iş sahibinden 23.05.2013 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen olaydan sonra davacı taşeron ve elemanlarının şantiyeden uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığı ve bu tarihten sonra davacı ve elemanlarının şantiyede çalışma yapıp yapmadıkları sorulup buna ilişkin belgelerde getirtildikten sonra bozma ilamında değinilen hususlarda inceleme yapılıp davacının gerçekleştirdiği imalâtın bozmada belirtilen usullerde tespit edilip yapılan ödemeler düştükten sonra sonucuna uygun karar verilmesi gerekçesi ile ilaveli bozma sebebi eklendiği anlaşılmıştır. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; tüm bilirkişi raporlarında da 4 no.lu hakedişin incelenmesinde gerçekleri yansıtmadığının mevzuata aykırı olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davalının davacı hakediş üzerinden aldığı halde birim fiyatlarıyla hesaplama yapılarak ödeme yapılacağının ön görülmesinin hakkaniyete aykırı olmadığı, 2013 yılında serbest piyasa rayiçlerine göre ilave iş tutarının 1.177.599,53 TL olduğu, KDV miktarlarının hesaba katılması ve 4 no.lu hakedişteki 32.583,16 TL'nin davacının alacağından düşülmesi gerektiği buna göre davacının alacağının 718.885,00 TL sözleşme bedeli ile 1.177.599,53 TL ilave artış bedeli toplamına KDV eklediği zaman 2.025.783,53 TL olduğu, bunlardan davalı tarafından ödenen sigorta primleri, kesilen spotaj düşüldükten sonra kalan miktarın 1.297.789,01 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 1.297,789,01 TL (KDV dahil) alacağın temmerüt tarihi olan 17.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle; iş bu dosya ile birleştirilip sonra tefrik edilen Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2023/223 Esas sayılı dosyasına yönelik ileri sürülen temyiz itirazlarının bu dosya kapsamında incelenmesinin mümkün olmadığı, birleştirme kararından sonra mahkemece gerektiğinde dosyaların tefrik edilebileceği, dosyalardan birinin istinaf yoluna tabi olması diğerinin olmaması nedeni ile tefrik edilmesinde bir hata olmadığı, mahkemelerce kesinleşen dosyalardaki hususların dikkate alınarak karar verileceğinin tabi bulunması ve Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2016 tarih, 2016/1683 Esas, 2016/4157 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 25.0.2017 tarih, 2017/18 Esas, 2017/3109 Karar sayılı ilamları ile KDV eklenmeksizin karar verilmesi gerektiğinin kesinleştiği anlaşılmakla davacının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre 09.05.1960 gün 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozmada belirtilen hususlar lehine olan taraf için usulü kazanılmış hak oluşturduğundan bozma uyarınca inceleme yapılması ve hüküm kurulması zorunlu hale gelmiştir. Somut uyuşmazlıkta Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2016 tarih, 2016/1683 Esas, 2016/4157 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 25.0.2017 tarih, 2017/18 Esas, 2017/3109 Karar sayılı ilamları ile sözleşmenin götürü bedelli sözleşme olduğu, birim fiyat ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğu belirtilerek eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda gerçekleştirilen imalâtın yüklenici (veya taşeron) tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, ancak bunun aksinin iddia eden tarafından yasal delillerle kanıtlanabileceği, mahkemece davalı yüklenicinin aşamalardaki savunmalarında belirttiği ...3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/650 Esas sayılı dosyası getirtilip dava dışı iş sahibinden 23.05.2013 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen olaydan sonra davacı taşeron ve elemanlarının şantiyeden uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığı ve bu tarihten sonra davacı ve elemanlarının şantiyede çalışma yapıp yapmadıkları sorulup buna ilişkin belgelerde getirtildikten iş sahibi idareden dava konusu işe ilişkin ihale dosyası ve tüm projeler getirtilerek mahallinde keşif yapılmak ve yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, davalının bu iş sebebiyle 1 no.lu hakediş dışındaki, hakediş tutarının bulunması, bundan davalı tarafların davacıya yapılan ödeme miktarı düşüldükten sonra, ayrıca KDV eklenmeksizin kalan bedel üzerinden hüküm kurulması gerektiği bildirilmesine rağmen mahkemece hükme esas alınan raporlarda; hesaplamanın birim fiyata göre yapıldığı, ayrıca KDV eklendiği, dosya kapsamında aldırılan ve hatta hükme esas alınan raporların Yargıtay denetimine elverişli olmadığı, hükme esas alınan raporun keşif yapılmadan dosya üzerinden düzenlendiği, ek iş olarak tespit edilen işlerin neler olduğu ve nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığı, ayrıca bilirkişi heyetindeki inşaat mühendisinin de ayrık raporunun mevcut olduğu anlaşılmakla bozma ilamına uygun olmayan, usuli kazanılmış hakka aykırı bulunan ve Yargıtay denetimine elverişli olmayan rapora göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3-Davacının diğer temyiz temyiz itirazının incelenmesine gelince; Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmakta ve bazı istisnaları bulunmaktadır. Kamu düzenine aykırılık da usulî kazanılmış hakkın istisnalarından bir diğeridir. Gerçekten de kamu düzeninden sayılan bir husus ile usulî kazanılmış hak çelişiyorsa bu halde kamu düzeninden sayılan hal usulî kazanılmış hakkın önüne geçecektir. HMK'nın 297. maddesi gereğince ise mahkemece kurulan hükümde, hiçbir tereddüde meydan vermeyecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara bahşedilen haklar ve yükümlülüklerin açıkça gösterilmesi gerekir. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Somut olayda; mahkemece, ilk verilen 23.06.2015 tarihli hükümde “757.082,28 TL alacağın 17.12.2013 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi geçmeyecek şekilde yasal faiziyle birlikte tahsiline” karar verilmiş olup, hükümde ticari mi yoksa yasal faize mi hükmedildiği anlaşılamadığından ve hüküm HMK’nın 297. maddesindeki hususları içermediğinden ve infazda tereddüt yarattığından kamu düzenine aykırılık teşkil etmekte olup usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturmaktadır. Bu durumda; talep yasal faiz olmadığından mahkemece hükmedilen alacağa avans yerine yasal faiz işletilmesi doğru olmamıştır. 4-Kabule göre de; HMK'nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi gereğince, hakimin tarafların talebi ile bağlı olmadığına dair kanun hükümleri saklı kalmak üzere, hakim tarafların talep sonuçları ile bağlı olup duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir ise de; ondan fazlasına veya başkasına karar vermesi mümkün değildir. Davacı dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 600.000,00 TL alacağın ve KDV'sinin geçici kabul tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.05.2015 havale tarihli dilekçe ile talebini 757.082,28 TL’ye ıslah etmesine rağmen mahkemece talep aşılarak 1.297,789,01 TL (KDV dahil) alacağın tahsiline karar verilmesi de hatalı olmuştur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; ...3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/650 Esas sayılı dosyası getirtilip dava dışı iş sahibinden 23.05.2013 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen olaydan sonra davacı taşeron ve elemanlarının şantiyeden uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığı ve bu tarihten sonra davacı ve elemanlarının şantiyede çalışma yapıp yapmadıkları sorulup buna ilişkin belgelerde getirtildikten sonra iş sahibi idareden dava konusu işe ilişkin ihale dosyası ve tüm projeler getirtilerek mahallinde keşif yapılmak ve yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, 2 ve 3 no.lu hakedişe giren işler dışında davacının 4 no.lu hakedişte yaptığı iş olup olmadığı var ise sözleşme hükümlerine göre bedelinin ne olduğu, revize proje incelenerek davacının sözleşme dışı iş yapıp yapmadığı, yaptıysa neler olduğunun Yargıtay denetimine elverişli şekilde açıklanarak sözleşme dışı işlerin bedellerinin yapıldıkları yıl piyasa rayicine göre, piyasa fiyatları içerisinde KDV olduğundan ayrıca KDV eklenmeden hesaplanarak 2 no.lu hakediş bedeli, 3 no.lu hakediş bedeli ve varsa 4 no.lu hakedişten yapılan işin bedeli ile bulunan sözleşme dışı iş bedelin toplanarak davalının yaptığı ödemenin mahsubu ile kalan bir bedel olduğu taktirde bu bedelin taleple de bağlı kalınarak avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinden ibarettir. Hatalı değerlendirme ile talep de aşılarak usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazının kabulü ile ve 4. bentte ise resen hükmün temyiz eden taraflar yararına hükmün BOZULMASINA, taraflar Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadıkları için lehlerine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ...'a iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 10.09.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/773, K. 2024/2603, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-773-e-2024-2603-k-81af7d0beb47