Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/758 E. 2024/896 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/758
- Karar No
- 2024/896
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1461 E., 2024/52 K. DAVA TARİHİ : 24.02.2015 HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/183 E., 2023/869 K. Taraflar arasındaki iflas isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıdan alacaklı olduğunu, alacaklarının tahsili için başlatılan iflas takibine davalının itiraz ettiğini, takibin durduğunu davalının itirazının kaldırılmasını ve davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkilinin miras bırakanı ...'ın yıllarca vekilliğini yaptığını ve bu dönemde gerçekte borç olmadığı halde bilanço oyunları ile kendisine alacaklı gösterdiği gibi ayrıca işletmenin kazancını da kendi zimmetine geçirdiğini, muvazaalı işlemleri sebebiyle davacı aleyhine Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığını bu dosyasının bekletici mesele yapılmasını, müvekkilinin, davacıya borcunun bulunmadığını, davacının miras bırakan ...'ın işlerini vekil olarak yürüttüğünü, davacının miras bırakan adına tasarruflarda bulunarak malvarlığının bir kısmını ağabeyi ...'a devir ettiğini, bir kısmını ise doğrudan kendi adına kaçırdığını, davacının vekillik görevinin başlamasına kadar hiçbir borcu bulunmayan işletmenin davacının vekilliğe başlamasından sonra fahiş zarar ettiğini ve davacının da çok manidar bir şekilde aşırı bir zenginliğe eriştiğini, davacının, vekillik dönemine ilişkin hiçbir rapor tutmadığı gibi birçok resmi evrakı da mirası reddetmesi ile beraber yok ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin 31.12.2015 tarihli mizan kayıtlarına göre, davacının, davalı şirketten 210.295,00 TL tutarında alacaklı olduğu, İİK'nın 158. maddesine göre güncel kapak hesabı doğrultusunda tanzim edilen depo emrinin davalı tarafa tebliğ edildiği, davalının depo emrine esas miktarı yasal süresi içerisinde mahkeme veznesine depo ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, salt vergi dairesi kayıtlarına istinaden depo kararı verdiğini, dosyada sunulan deliller ve özellikle Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/496 Esas sayılı dosyasının beklenilmemesinin hatalı bir karar verilmesine neden olduğunu, miras bırakan ...'ın işlerini vekil olarak davacının idare ettiğini, davacının hem işleri idare ettiğini hem de vekaletlerle, miras bırakan adına tasarruflarda bulunarak malvarlığının bir kısmını ağabeyi ...'a devir ettiğini, bir kısmını ise doğrudan kendi adına kaçırdığını, miras bırakanın, seneler içerisinde pek çok varlığa sahip olmasına rağmen davacı ve ağabeyi ..., miras bırakanın malvarlığının aktif kısmını yıllar içerisinde muvazaalı olarak satış işlemi gibi göstererek kendilerine devir yaptıklarının anlaşıldığını, miras bırakanın ölümü ile de borca batık hale getirdikleri mirası reddettiklerini, davacının vekillik görevinin başlamasına kadar hiçbir borcu bulunmayan işletmenin, davacının vekilliğe başlamasından sonra fahiş zarar ettiğini ve davacının da çok manidar bir şekilde açık bir zenginliğe eriştiğini, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/496 Esas sayılı dosyanın hukuka uygun bir şekilde beklenilmesine karar verilmişken gerekçesiz bir şekilde bu karardan geri dönülerek davaya devam edildiğini, müvekkilinin, davacıdan zimmetine geçirdiği para olarak 3.000.000,00 TL alacaklı iken davacıya borçlu olduğu gibi hatalı bir karar oluşturulduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yerel mahkemece itirazın kaldırılıp iflas ilanları yapılarak depo emrine esas miktarın tespiti amacıyla rapor alındıktan sonra depo emri tebliğ edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir ise de, somut olayda, davalı tarafından depo emrine konu tutarın yatırıldığı, mizan ve muavin kayıtlarına göre davalının borçlu olduğu, kaldı ki davalının, istinaf başvurusunda alacağının olmadığına dair bir istinafının bulunmadığı, iflas ilanlarının yapılmasının, verilen kararın niteliği itibariyle sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin yanı sıra Bakırköy 8 Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/496 sayılı dosyası ile de sabit hale gelmiştir ki müvekkilin miras bırakanı ...'ın davacıya bir borcu bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi muhalefet şerhinde de gerek alacağın varlığı gerekse alacak iddiasının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmediğini belirtildiğini, mahkemece dosyaya sunulan ilk bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı kanaati ile yeniden bilirkişiden rapor alınması yönünden ara karar oluşturulmuş bilirkişiden alınan 04.11.2022 tarihli raporda, davalı şirket ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığından dosyada mübrez belgeler ile davacının takip tarihi itibariyle davalıdan cari alacağının olup olmadığı, cari alacağı var ise ne tutarda olduğuna ilişkin kanaat oluşturacak tespit ve değerlendirme yapılamadığı belirtilmesine rağmen davacının alacaklı olduğu tutar bakımından, hüküm vermeye elverişli olmadığı kabul edilen ilk bilirkişi raporu hükme esas alınarak çelişkili bir durum yaratıldığını, mahkemenin, neden sonrasında ilk bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alındığı konusunda yeterli bir açıklama da bulunmadan karar verildiğini temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iflas takibine yapılan itirazın kaldırılması ve iflas kararı verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 158 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1. Davacı (alacaklının) yapmış olduğu takibe davalı (borçlu) tarafından itiraz edildiğine göre davacının alacağının varlığını ispat etmesi gerekir. Davacı tacir olan davalı defterlerine dayandığına ve davalı da ticari defterlerin elinde bulunmadığını iddia ettiğine göre HMK 220/2 maddesi gereğince “Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.” Hükmü gereğince davalıya yemin teklif edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2. Kabule göre de; İlk derece mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.