Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/548 E. 2024/2691 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/548
Karar No
2024/2691
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1883 E., 2024/78 K. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 24.11.2020 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/574 E., 2022/262 K. - K A R A R - Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili kooperatife 05.03.2005 tarihinde üye olduğunu ve bu üyeliğin dolayısıyla dava konusu bağımsız bölümün tahsis ve devir edildiğini, davalının 19.10.2015 tarihli ihtarnamesi ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı, yani konutunu kooperatife iade etmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL daire bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 12.04.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, terditli 10.000,00 TL olan talebini borç miktarı olan 40.027,29 TL'ye arttırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kesin maliyet bedeli belirlenen konutun üyelik ve aidat, şerefiye bedeli ve kooperatif genel giderlerini eksiksiz ve zamanında ödediğini, 05.03.2005 tarihinde kendisine dava konusu bağımsız bölümün tahsis ve teslim edildiğini, tapuda devir yapıldığını, müvekkilinin istifasının davacı kooperatif yönetim kurulunun 07.09.2015 tarihli kararı ile kabul edildiğini, bu tarihte ana sözleşmenin 20. maddesindeki istifadan sonraki iki yıllık sorumluluğuna isabet eden bedelin de hesaplandığını ve müvekkilince bu bedelin ödendiğini, müvekkilinin istifa tarihinden sonra zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın öncelikle husumet, yetki ve zaman aşımı nedeniyle, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olduğu, tasfiye halinde bulunan kooperatiflerde 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81-2. maddesi uyarınca kooperatiften çıkan ortağın konutunun çıkma sebebiyle geri alınamayacağı, davalının çıkmadan önce parasal yükümlülüklerini yerine getirdiği, tasfiyeye ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile tasfiye halinden çıkan kooperatifin aynı taleple başvuruda bulunabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nce istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de; 1-Davacı konut yapı kooperatifince, normal üye olan davalının, kendisine tahsis edilen A Blok 1 no.lu bağımsız bölümü ferdileştirme sonucu adına 05.08.2009 tarihinde tescil ettirdikten sonra; davalı, 19.10 2015 tarihinde kooperatiften istifa etmiş ve bu tarihteki yönetim kurulu “tüm aidatlarını ödediği” belirtilerek istifası kabul edilmiştir. 2- Davacı kooperatif genel kurulunun 24.11.2000 tarihinde aldığı “tasfiyeye girme” kararının mahkemece iptal edildiği belirtilerek davalıya ferdileşme sonucu verilen konutun tapu iptal ve tesciline olmadığı takdirde daire bedelinin şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir. 3- Çıkma (istifa) halinde üyenin kooperatiften talep edebileceği tazminat ve koşulları Kooperatifler Kanunun’nun 17. maddesinde düzenlenmiştir. Öte yandan aynı Kanunun 81/2. fıkrası “Yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır…. Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar…” hükmünü içermektedir. 4- Yukarıda anılan KK. m.17 ve 81/2. fıkranın dava ile ilgili kısımları birlikte değerlendirildiğinde kural olarak konut kooperatiflerinden çıkan veya çıkarılan üyelerin tazminat talep edebilecekleri istisnaen kooperatif “amacına ulaşmış ve tasfiyeye girmişse” istifa eden ortağa tahsis edilen konutun geri istenemeyeceği sadece tasfiye masraflarının kendisinden talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Kooperatifin amacına ulaşması ise “kooperatifin anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi” şeklinde ifade edilmiştir. 5- Somut olaya döndüğümüzde, kooperatif tüm üyelerine birer konut yapıp teslim etmediğine göre kooperatif amacına ulaşmış sayılmayacağı gibi, genel kurulun “tasfiyeye girme” kararı Ankara 6.Ticaret Mahkemesince iptal edildiği ve bu kararın 26.4.2021 tarihinde kesinleştiğinden ve Genel Kurul Kararları'nın mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararı, geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Dolayısıyla davacı kooperatifin “tasfiye hali de” hiç gerçekleşmemiştir. Kaldı ki, KK.m.81/2. fıkrasında “taşınmazın geri istenememesi” için iki şartın bir arada bulunması gerekir. Bu şartlardan birincisi kooperatifin amacına ulaşması, diğer tasfiyeye girmesidir. Davacı kooperatif açısından iki şartda gerçekleşmediğinden KK. m. 81/2. fıkrasının somut olayda uygulanması da mümkün değildir. Mahkemenin bu hususları dikkate alarak KK. m. 23. çerçevesinde davacının terditli talepleri ayrı ayrı incelenerek bir karar vermesi gerekirken yasa hükmü yanlış yorumlanarak ve kooperatifin fiili durumu gözetilmeden ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 13.04.2022 tarihli, 2020/574 Esas, 2022/262 Karar sayılı kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 16.09.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/548, K. 2024/2691, T. 16.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-548-e-2024-2691-k-eca6ddc23b2f