Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3699 E. 2025/4001 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3699
Karar No
2025/4001
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2020/45 E., 2024/582 K. BİRLEŞEN 2020/517 ESAS SAYILI DOSYADA

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı .... Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkilinin içinde bulunduğu adi ortaklığın yüklenicisi olduğu eser sözleşmesi kapsamında davalıdan 09.06.2017 tarihinde baraj işinde kullanılmak üzere su tutucu bant satın alındığını, ürünlerin teslimi üzerine müvekkillerinin 123.062,00 TL ödeme yaptığını, ancak ... su tutucu bantların ... standartlarına uymadığının tespit edildiğini iddia ederek asıl davada ödenen 123.062,00 TL, 9.789,03 TL kur farkı ücreti, 9.515,84 TL deney ücreti ve 1.652,00 TL nakliye ücretinin temerrüt tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; davalı ortağın asıl davaya muvafakat vermesi için ihtarname gönderildiğini, ancak muvafakat sunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin asıl davada adi ortaklığı temsil edemediği için mağdur olunduğunu, zarardan onun da sorumlu olduğunu iddia ederek şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; adi ortaklığın husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, ürünün ayıplı olmadığını, sözleşme hükümlerine aykırı taleplerin olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen davaya karşı cevap sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli kararı ile davanın ... (Ergenli Barajı) Adi Ortaklığı adına açıldığı, davacı taraf vekilinin sunduğu vekaletnamenin, ... (Ergenli Barajı) ... ... adına düzenlendiği adi ortaklığın taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2019 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2019 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, dava açan adi ortaklar elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre davada mecburi dava arkadaşı durumunda olduklarını, birlikte dava açılmadığı takdirde diğer ortaktan davaya muvafakat alınması, muvafakat vermeyen ortak olursa onun hakkında da dava açılması ve bu suretle taraf ehliyetinin tamamlanması gerektiği, bu kapsamda temsil ettiği adi ortağın vekâletnamesini sunup davada yer almayan adi ortağın davaya muvafakatinin sağlanması için süre verilmesi, muvafakat sağlanamazsa, adı geçen hakkında bu davayla birleştirilmek üzere dava açtırılıp, bu şekilde taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esasına girilip, davanın sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve satılan malın baraj inşaatında kullanılmasının mümkün olmaması ve gizli ayıplı olması nedeni ile davacının sözleşmeden dönme iradesinin haklı olduğu ve davacının ödediği bedelin iadesi, nakliye masrafları ve davadan önce yapılan deney ücretine ilişkin talebinin yerinde olduğu, ancak kur farkına ilişkin iddiasının taraflar arasında kur farkına ilişkin anlaşma bulunmadığı ve aksi yönde delil de bulunmadığı, davacının ödediği bedele ilişkin faiz talebinde bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 123.062,00 TL, 9.515,84 TL deney ücreti ve 1.652,00 TL nakliye ücretinin 09.11.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, dava konusu malların asıl davada davalı yükleniciye iadesine, birleşen davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Davalıya kur farkı üzerinden ödeme yapılmış olmasına rağmen Mahkemece kur farkından doğan alacak talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, taraflarca kur farkına ilişkin açıkça anlaşma yapılmasına gerek olmadığını,

b.Dava dilekçesinde avans faiz talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece hatalı olarak yasal faize hükmedildiğini, yine bir kısım yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından yatırılan 4.349,48 TL'lik davaya konu malzemelerin test bedelinden davalı tarafın sorumlu olduğunun kabulüyle işbu yargılama giderinin de davacı müvekkile ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalı lehine hükmedilen nispi vekalet ücretinin hali hazırda reddedilen kur farkı alacağına ilişkin talep miktarı olduğunu, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını beyan etmektedir.

2.Asıl davada davalı .... Ltd.Şti. vekili temyiz dilekçesinde; a.Dava konusu ürünlerin ayıplı olmadığını, ürünlerin ayıplı olduğunun ispat da edilemediğini, teslim sonrası davacı tarafından yaptırılan deneylerde kullanılan ürünlerin teslim edilen ürünler olup olmadığının da tespit edilemediğini, teslimden uzun bir süre sonra açıkta bırakılan ve kullanılmış olan ürünlerle deney yapıldığını, tacir olan davacının ürünleri sözleşmede belirlenen süre içerisinde muayeneden geçirmediğini, sözleşme gereği ayıbı bildirme yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmediğini, bu kapsamda davacının ürün bedellerini talep edebilmesinin mümkün olmadığını, b.Deney raporlarında davalı tarafından teslim edilen mallara deney yapıldığının tespit edilemediğini, bilirkişi raporlarının deney raporlarını esas almasının hukuka aykırı olduğunu, deney raporlarının dosya ile bağlantısının bulunmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan, ayıplı mal teslimi nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı .... Ltd. Şti. vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı harçların temyiz eden taraflara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3699, K. 2025/4001, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-3699-e-2025-4001-k-ffaf18a1472e