Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3107 E. 2025/2548 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3107
- Karar No
- 2025/2548
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/110 E., 2024/88 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya ait inşaatın elektrik tesisatı işini yaptığını, iş bedeline karşılık kendisine yapılan inşaattan, B blok, 2. kat, 7 no'lu bağımsız bölümünün verilmesi için adi satış sözleşmesi düzenlendiğini, dairenin 2011 yılında teslim edileceğinin kararlaştırılmasına rağmen, iki yıl geçtiği halde teslim edilmeyen dairenin üçüncü kişilere tapuda satıldığını, ödenmeyen iş bedeline karşılık, dairenin bedeli olan 85.000,00 TL ile kira kaybından dolayı 2.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında kira kaybına ilişkin talebinden feragat etmiştir.
II. CEVAP Davalı tebligata rağmen cevap vermeyip duruşmalara katılmamıştır.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 2013/312 Esas, 2016/33 Karar, 22.01.2016 tarihli kararı ile bahse konu sözleşmenin TBK 27... 'ya göre batıl olup, sözleşme batıl olduğu için bu sözleşmenin taraflara hak ve borç doğurmayacağı, tarafların sadece verdiklerini geri isteyebileceği, oysa davacının, taşınmazın değeri olan 85.000,00 TL maddi alacak miktarının 09.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; şekil şartlarına uymadığından ve geçersiz olduğu sabit olduğundan, davacının taşınmazın değerini talep etme hakkı bulunmadığı, davacının sadece geçersiz sözleşmeye dayanarak verdiğini geri isteyebileceği, sözleşme kapsamında davacının, davalıya ödeme yaptığına dair bir ibare bulunmadığı, bu sebeple davacının taşınmazın değerini talep hakkı bulunmadığı belirtilerek kira kaybı alacağına ilişkin talep hakkında 6100 sayılı HMK'nın 307. maddesi uyarınca davacı asil tarafından 21.04.2015 tarihli 7 no'lu celsede feragat edildiğinden feragat nedeni ile bu yönden davanın reddine, davacının dava konusu taşınmazın değerinin tahsiline ilişkin talebinin ise davacının böyle bir talep hakkı bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 22.01.2016 tarihli kararının süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz (Kapatılan) Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/1333 Esas, 2019/4993 Karar, 04.12.2019 tarihli kararı ile akdî ilişkinin kanıtlanmasının; HMK'nın 200. ve devamı maddeleri uyarınca; yazılı belge ile belge yoksa delil başlangıcı veya muvafakat bulunması halinde tanık beyanı ile de mümkün olduğu, yargılama sırasında aslının ibraz edildiği anlaşılan, “Gayrimenkul alım satım sözleşmesi” başlıklı belgede davalı şirket temsilcisinin de imzası bulunduğu, davacının eser sözleşmesi ilişkisine dair iddiası ile imalât bedeline yönelik talebinin, bu belge de değerlendirilerek incelenmesi gerektiği, iş bedeline karşılık daire verilmesi ilişkisi yönünden, davalı temsilcisinin HMK'nın 169. ve devamı maddeleri uyarınca meşruhatlı davetiye ile isticvab için çağrılıp, belgedeki imzanın kendisine ait olup olmadığı, akdî ilişkinin mahiyeti, işin yapılıp yapılmadığının sorulması, imzanın inkârı halinde gerekirse, imza incelemesi yaptırılarak, diğer delillerde değerlendirilerek, akdî ilişkinin kanıtlanması halinde işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi, kanıtlanamaması halinde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, diğer deliller incelenmeden, gerekmediği halde davacının yemin teklifine yönlendirilmesi, davalının son delil niteliğindeki yeminden açıklamalı tebligata rağmen kaçındığı halde, davanın adi senetle gayrimenkul satışının geçersizliği nitelemesiyle, taşınmazın değerini talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddi doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında aslı ibraz edilen 2011 teslim tarihli “Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi” başlıklı sözleşmede ilgili dönemde davalı şirket temsilcisi olan ...'ın da imzası bulunduğu, Yargıtay bozma ilamında her ne kadar ilgili temsilcinin isticvap edilmesi hususuna değinilmiş ise de ...'ın vefat etmiş olması sebebiyle ilgilinin isticvabı mümkün olmadığı, bu sebeple ...'ın resmi ve özel kurumlar nezdinde bulunan imzaları temin edilerek ilgili sözleşme altında bulunan imzanın ... eli ürünü olup olmadığının tespiti için dosyanın ATK'ya gönderildiği, ATK'nın 20.12.2022 tarihli raporunda imzanın ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, ATK raporu göz önüne alınarak 2011 teslim tarihli “Gayrimenkul alım satım sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin taraflar arasındaki akde ilişkin olarak yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, bu doğrultuda davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinlendiği, tanıkların taraflar arasındaki akdî ilişkinin mahiyeti, işin yapılıp yapılmadığı hususlarında görgüye dayalı beyanlarının bulunmaması sebebiyle taraflar arasındaki akdi ilişkinin ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, kira mahrumiyet bedeli talebi yönünden davacı asil 21.04.2015 tarihli 7 no'lu celsede bu talebinden feragat ettiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının, davalı şirketin söz konusu taşınmazda yapmış olduğu dairelerin elektrik işlerini üstlendiğini ve buna karşılık olarak da davalıdan dava konusu taşınmazın devri konusunda iş bu sözleşmeyi yaparak mutabakata vardığını, bu hususun tanık ve sözleşme ile de sabit olduğunu, mahkemenin akdi ilişkinin ispatlanamadığı yönündeki tespitinin, tüm dosya kapsamı, tanık beyanları, ATK raporu ve dosya içeriğindeki sözleşme aslı birlikte değerlendirildiğinde hatalı olduğunu,
b. Davacının sözleşme gereği kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğinin dosyada dinlenen tanık anlatımları ve bilirkişi raporları ile sabit olduğunu,
c. Dosyada mevcut "Gayrı Menkul Alım Satım Sözleşmesi" başlıklı sözleşmede davalı şirket temsilcisinin imzası bulunduğunu, bu hususun Adli Tıp Kurumu Raporu ile de sabit olduğunu, bu aşamadan sonra mahkemenin iş bu yazılı belgeyi delil başlangıcı olarak nitelendirmesinin hatalı olduğunu,
d. Davalı tarafa bozmadan önce 15.04.2014 tarihli celsede alınan 1 no'lu ara karar gereği yemin teklifi için usulüne uygun yemin teklifinde bulunulduğunu, fakat davalı yanın yemine icabet etmediğini, böylelikle söz konusu alacağın varlığını hukuken kabul etmiş bulunduklarını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamında alacak istemine ilişkindir.
Dairemiz bozma kararında belirtildiği üzere akdî ilişkinin kanıtlanması; HMK'nın 200. ve devamı maddeleri uyarınca; yazılı belge ile belge yoksa delil başlangıcı veya muvafakat bulunması halinde tanık beyanı ile de mümkün olmaktadır. Yargılama sırasında aslının ibraz edildiği anlaşılan, “Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi” başlıklı belgede şirket kaşesi altındaki imzanın davalı şirket temsilcisi ...’ın eli ürünü olduğu Adli Tıp Kurumu Raporu ile tespit edilmiştir. Mahkemece sözleşmenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinde usulsüzlük bulunmadığı görülmekle, yargılama esnasında dinlenen tanık anlatımlarında da işin davacı tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından yerinde yapılan keşif incelemesi neticesinde alınan raporda dava konusu taşınmazın bulunduğu binada uzun yıllardır ikamet edildiği, bina içinde elektrik tesisatına ilişkin herhangi bir eksik durum olmadığı, sorunsuz olduğu, binanın yapı kullanma izin belgesinin alındığı belirtilmiştir. Diğer taraftan mahkemece çıkarılan yemin davetiyesine davalı tarafından icabet edilmemiş, HMK 229’a göre yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılmaktadır. Bu durumda sonuç itibariyle dosyanın tetkikinden yapılan iş imalat bedeli karşılığında yazılı belgede belirtilen taşınmazın tesliminin kararlaştırıldığının kabul edildiği, bu dairenin teslim tarihindeki mahalli piyasa rayiç değerinin bilirkişi raporunda 236.591,29 TL olarak belirlendiği anlaşılmakla, bu bedel üzerinden davanın kabulüne hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcın istek halinde ilgilisine iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.