Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2862 E. 2025/3318 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2862
- Karar No
- 2025/3318
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/649 E., 2024/523 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı firmanın .... marka tır aracının yetkili servisi olması nedeniyle davacı şirkete ait .... plakalı çekici tır niteliğindeki aracın sürekli olarak tamir ettirilmesine karşın işçilik hatası ve ayıbından dolayı araçtan verim alınamadığını, Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/10 D. İş sayılı dosyasında davalı şirketin aracın tamirinde kusurlu ve ayıplı bulunduğunu, davacı şirketin bu kusur ve ayıptan kaynaklanan 165.240,82 TL zararının doğduğunun tespit edildiğini, görüşmelere karşın davalı şirket tarafından zarar giderilmediğinden hakkında Mersin 2. İcra Dairesi'nin 2014/5907 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe haksız ve yersiz olarak itiraz edildiğini, itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin merkez adresinin Gaziantep adresi olup, yetkili Asliye Ticaret Mahkemesinin, Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının, davalıya olan borçlarını ödemediği için hakkında Gaziantep 8. İcra Dairesi'nin 2012/9863 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borcunu ödememek için bir takım haksız iddialarda bulunma yolunu tercih ettiğini, tespit raporunu kabul etmediklerini, davacının ayıplı olduğununu iddia ettiği hususları süresinde ve usulüne uygun bir şekilde müvekkili şirkete ihbar etmediğini, hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddine, kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 2014/244 Esas, 2016/27 Karar, 27.01.2016 tarihli kararı ile davalı hakkında yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından ve geçerli bir icra takibinin bulunması dava şartı olduğundan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 2014/244 Esas, 2016/27 Karar, 27.01.2016 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/5395 Esas, 2019/48 Karar, 07.01.2019 tarihli kararı ile mahkemece yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından dava tümden reddedilmiş ise de, bir kısım tamiratların ... şubesinde yapıldığı ve böylelikle takibin de bu kısım alacak için doğru yerde başlatıldığı anlaşıldığından, ....’de yapılan işlerle ilgili işin esasının incelenerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının .... şubesi tarafından gerçekleştirilen servis formunda konu edilen onarımların uygun bir biçimde gerçekleştirilmediği, araç servisten teslim alındıktan kısa bir süre içerisinde araç motorunda problemlerin nüksettiği, problemlerin motorun yağlama sistemi ile ilgili olduğu, Van Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasında da belirtildiği gibi onarım esnasında servis kusurundan ötürü ayarsızlıkların ve arızaların meydana geldiği, bu bağlamda .... şubesi tarafından gerçekleştirilen hizmetin ayıplı olduğunun anlaşıldığı, hal böyle olunca davalı yanın davacının zararlarını karşılamakla yükümlü olduğu, bu doğrultuda davacı tarafa ....’de gerçekleştirilen onarımlara ilişkin ödediği faturaya ilişkin delillerini sunması hususunda süre verilmiş, ancak herhangi bir kayıt sunulmadığının görüldüğü, yine davacı tarafın aracın tamir için bekleme süresinde oluşan zarar talebi yönünden dosyada mevcut belgeler ve önceki bilirkişi raporları incelendiğinde aracın tamiri için öngörülen 60 günlük sürenin makul bir süre olduğu ve bu süre için oluşan maddi zararının 17.995,00 TL olduğu belirtilerek, davalı-borçlunun Mersin 2. İcra Dairesi'nin 2014/5907 Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 17.995,00 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Tespit dosyaları ile dava dosyasında alınan diğer raporlar dikkate alınmadan, en son alınan 07.02.2024 tarihli rapor içeriği dikkate alınarak fazlaya ilişkin istemin reddinin hatalı olduğunu,
b. Dava konusu aracın serviste kaldığı 91 günlük süre zarfında kullanamaması nedeniyle davacının gelir kaybına uğramasına rağmen mahkemece aracın bekleme süresinin 60 gün olarak değerlendirmeye alınmasının, sürenin makul bir süre kabul edilmesinin doğru olmadığını, raporda, 3 ayda 12 gün istirahat, 18 günde iş olmadığı düşünülerek ortalama toplam 1 ay aracın çalışmadığı varsayımına dayalı olarak değerlendirme yapıldığını, halbuki şoförün istirahat-izinli günlerinde aracı şirketin yedek şoförünün kullandığını, aracın sürekli çalıştığını ve varsayıma dayalı günlerde dahi şirketin aracın şoförüne aylık maaşını ödediğini ve SSK primlerini yatırdığını, bu hususların değerlendirilmediğini, ticari araç niteliğinde olan dava konusu aracın araç şoförü için de 91 gün (3 ay) asgari ücret ödemesi ile şoför için SSK pirim ödemesinin gerek şirket ve gerekse SSK kayıtlarında belli olduğu halde mahkemenin bu masrafları bekleme ücreti içinde kabul ederek fazlaya ilişkin istemi reddetmesinin hatalı olduğunu,
c. Aracın arızalanması suretiyle yetkili servislere gidiş yakıt ücretinin hesaplanmamasının hatalı olduğunu,
d. Ayrıca aracın sürekli arıza vermesi ve ayıplı olması nedeniyle değer kaybettiğini ve aracın değerinin altında satılarak 16.000,00 TL zarar edildiğini, dosya kapsamında anlaşılmasına rağmen hesaplamaya dahil edilmediğini,
e. Mahkemece karşı tarafa hükmedilen vekalet ücreti miktarının da hatalı olduğunu, takdir edilen vekalet ücreti miktarının kabul edilen dava değerinden fazla olamayacağını,
f. Davanın reddi ve icra inkâr tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. İtirazın iptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup, icra takibi dışındaki belgelere göre yargılama yapılarak karar verilmesinin mümkün olmadığını, takipte Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/10 D. İş sayılı bilirkişi raporunun dayanak olarak gösterildiğini, kendilerinin bu tespite itiraz ettiğini, bunun dışında davacı tarafça alacağın dayanağı hiçbir belge gösterilmediğini, Mahkemece bu hususunun değerlendirilmediğini, davanın tümünün reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu,
b. Günlük bekleme ücreti hesaplamasının somut bir değerlendirme ve tespite dayanmadığını, bekleme ücreti ve bekleme süresinin fahiş olduğunu ve somut olaya uygun hesaplanmadığını, davacının bu hususta somut hiçbir delil sunamadığını,
c. Davacının zarara uğradığını iddia etmesine rağmen bu zararı azaltmak için hangi sorumlulukları yerine getirdiğinin de hiç belirtilmediğini, değerlendirilmediğini,
d. Servis formundaki "1 adet krank milinde çizik var parçaları müşteri getirdi" açıkça belirtilmiş olmasına ve bu zararın davacı tarafın kusurlu hareketi nedeniyle meydana geldiğine yönelik itirazda bulunulmasına rağmen mahkemece değerlendirilmediğini,
e. Lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca ayıplı ifâ nedeniyle doğan zararın tazmini için başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ve 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddesi “Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." hükmünü içermekte olup, somut olayda hükmün 5 no.lu fıkrasında 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş iken 6 no.lu fıkrasında 24.335,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili lehine 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğinden, davalı taraf lehine de ancak bu tutarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiş ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm bölümünün “6” no.lu fıkrasında yer alan “24.335,10 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “17.900,00 TL” rakamının yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.