Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2708 E. 2025/3317 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2708
- Karar No
- 2025/3317
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/624 E., 2024/362 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 26.12.2014 tarih ve 2014/122920 ihale kayıt numaralı sözleşme ile .... ..... Kasabası (....) Deresi ıslahı işini üstlendiğini, taahhüt altına girdiği işin ifası için sözleşmede açıkça yazmamasına rağmen dere yatağında yıllar önce imâl edilmiş ve artık işlevini kaybetmiş duvarları yıkmak gayesi ile "patlayıcı madde kullanmadan demirli veya demirsiz beton inşaatın yıkılması" ve "yıkımdan kaynaklanan moloz ve hafriyatı taşıma işini" de yapmak zorunda kaldığını, yaptığı bu yıkım ve kırım işleri için hakediş talebinde bulunan müvekkilinin talebinin reddedildiğini, Erbaa Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan delil tespitinde bilirkişilerce davacı firma tarafından 1.879,44 metreküp perde duvar ve temelinin yıkım işinin gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini belirterek, müvekkili tarafından sözleşme dışı yapılan bu iş bedelinin işin yapıldığı 2015 yılındaki rayiçlere göre hesaplanıp %20 müteahhit kârı da eklendikten sonra fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 200.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 29.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 248.086,08 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu işin sözleşme kapsamında bulunmadığını, beton kırılması ile ilgili kurumlarınca herhangi bir talimat verilmediğini, davacının bu işi kendi insiyatifi ile yaptığını, şube müdürlüklerince yerinde yapılan incelemede 1.019,490 metreküp beton yıkıldığının tespit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin asıl davaya ilişkin 28.03.2019 tarihli ve 2017/372 Esas, 2019/143 Karar sayılı kararıyla; dava konusu sözleşme dışı iş sebebi ile hesaplanan iş bedeline %20 müteahhit kârını da ekleyen 22.11.2018 tarihli 2. bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınmış ve 29.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılan 248.086,08 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin asıl davaya ilişkin 2017/372 Esas, 2019/143 Karar, 28.03.2019 tarihli tarihli kararına karşı süresi içinde davalı iş sahibi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2019/2007 Esas, 2019/2500 Karar, 26.11.2019 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2019/2007 Esas, 2019/2500 Karar 26.11.2019 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nın 2020/147 Esas, 2020/1948 Karar sayılı ve 30.06.2020 tarihli kararı ile mahalli piyasa rayiçleri içerisinde, yüklenici kârı ve KDV de bulunacağından, mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanacak olan iş bedeline ayrıca yüklenici kârı ve KDV eklenmesinin hatalı olduğu, teknik bilirkişilerden dava dilekçesinde yapıldığı ileri sürülüp, delil tespit dosyasında belirlenen dere yatağındaki duvarın yıkımı ile moloz ve hafriyat işlerinin davalı iş sahibi yararına olup olmadığının tespiti ile iş sahibinin yararına olduğunun tespiti halinde, bu işlerin yapıldığı ileri sürülen 2015 yılı mahalli piyasa rayiçleri ile bedeli konusunda, mahalli piyasa rayiçleri (fiyatları) içerisinde KDV ve yüklenici kârı da bulunacağından bu kalemler ayrıca eklenmeksizin gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen niteliklere uygun düzenlenmeyen ve piyasa rayiçlerine (fiyatlarına) göre hesaplama yapmayan ve ayrıca toplam iş bedeline yüklenici kârını da ekleyen bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın ıslahla arttırılan miktarı üzerinden kabulü ve ardından bu karara karşı istinaf başvurusunun esastan reddi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 2020/297 Esas, 2021/441 Karar, 11.11.2021 tarihli kararı ile asıl ve birleşen Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/449 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 200.000,00 TL'nin 03.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 2020/297 Esas, 2021/441 Karar, 11.11.2021 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemiz 2022/2789 Esas, 2023/3079 Karar, 02.10.2023 tarihli kararı ile asıl ve birleşen her bir dava bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, hangi dava bakımından hangi hükmün verildiği, hükmedilen bedelin hangi davanın konusunu oluşturduğu hususunda hiçbir açıklamanın yapılmadığı, bu hali ile kurulan hükmün de usul ve yasaya aykırı olduğu, birleştirilen dosya yönünden ise karar tarihi 11.11.2021 olup, bu karar ile ilgili daha önce Yargıtayın bir denetimi de söz konusu olmadığından, anılan kararın ''İstinaf'' kanun yoluna tabi olduğu, hal böyle olunca, davaların birleştirilmesiyle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek, ''İstinaf'' kanun yoluna tabi olduğu anlaşılan birleştirilen dosyanın tefrik edilerek istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, asıl dava dosyası ile birlikte temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya gönderilmesinin doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına, bozma nedenine göre asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyarak birleşen dosyanın tefrikine, asıl dava dosyasında alınan ek bilirkişi raporunda dere yatağındaki duvarın yıkımı ile moloz ve hafriyat işlerinin davalı iş sahibi yararına olduğunun belirlendiği, bu işlerin yapıldığı ileri sürülen 2015 yılı mahalli piyasa rayiçleri ile bedelinin 200.000,00 TL olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, 200.000,00 TL'nin 03.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Yüklenici firmanın, yapı denetim görevlisinin herhangi bir talimatı olmadan, idarenin Olur'u olmadan kendi insiyatifi ile mevcut duvarları kırdığını, bu nedenle iddia ettiği gibi zarara uğradığı gerekçesiyle idareden talepte bulunmasının hukuken bir dayanağı olmadığını,
b. Şartnamede, idarenin ilave işleri aynı yükleniciye yaptırabileceğinin belirtildiğini, fakat burada takdir yetkisinin idareye ait olduğunu, idarenin dilerse burada işi farklı birine ihale edebileceği gibi ilgili işin hiç yapılmamasını da isteyebileceğini, aksi halde yüklenicinin bildirim yükümlülüğüne karşı gelmesinin uygulamada bir çok suistamellere yol açacağını, mahkemece hiçbir şekilde bildirim yükümlülüğünün yerine gelip gelmediğine bakmaksızın karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
c. Bilirkişi raporunun davanın teknik boyutunu oluşturduğunu, davanın hukuki boyutundaki itirazlara karşılık gelecek bir cevap verilmeden ve uyuşmazlık konusu tam olarak aydınlatılmadan alınan mahkeme kararının hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu,
d. Mahkemece verilen hükmün hatalı bilirkişi raporuna dayandırılarak verildiğini, işbu halde adil yargılanma hakkının ihlali olup, öncelikle verilen hükmün bu sebeple bozulması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme dışı yapılan iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı iş sahibi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Davalı iş sahibi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.