Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2572 E. 2025/2592 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2572
- Karar No
- 2025/2592
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1073 E., 2024/1232 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/217 E., 2021/13 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından duruşmalı, asıl dava ve birleşen davada davacı ...Sıhhı Tesisat Gıda İnşaat Tekstil Ltd. Şti. vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı vekili avukat ... ile asıl ve birleşen davada davacı vekili avukat ....'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalı arsa sahibine 500.000,00 USD teminat ve imar izni alınması için de 500.000,00 TL verdiğini, ayrıca 96.707,71 TL noter harcı, 5.510,02 TL noter masrafı, 39.648,15 TL tapuya şerh masrafı, 206,25 TL diğer tapu masrafları için ödeme yapıldığını, sözleşmenin 7. ve 10. maddelerine göre davalı arsa sahibinin sözleşmenin akdedilmesine müteakip arsayı imar izni alınmış şekilde 30 gün içerisinde davacıya teslim etmesi gerekirken herhangi bir imar izni almadığı gibi müvekkilinden aldığı paraları da iade etmediğini, müvekkili tarafından gönderilen 12.10.2015 tarihli ihtarname ile davalı tarafından imar izni alınmadığından sözleşmenin feshedildiğini, ödenen bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı hesabına çeşitli tarihlerde ödemeler yapıldığını, ayrıca davalı vekili ...'ye de elden 500.000,00 TL verildiğini, bir kısım borçların davalı tarafından ödendiğini, ancak kalan 620.383,25 TL'lik kısmın iade edilmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı arsa sahibi vekili asıl ve birleşen davaya yönelik cevap dilekçesinde özetle; sözleşmeden önce teminat adı altında 500.000,00 USD ve 500.000,00 TL para almadığını, noterde sözleşmenin farklı şrkilde düzenlendiğini, noterden çıkınca durumu fark ettiğinde davacının sözleşmenin kağıt üzerinde olduğunu söylediğini, davacı tarafından 22.06.2015 tarihinde 100.000,00 TL, 12.05.2015 tarihinde 30.000,00 TL, 11.06.2015 tarihinde 10.000,00 TL, 18.06.2015 tarihinde 150,000,00 TL, 20.07.2015 tarihinde 30.000,00 TL, 201.500 Dolar karşılığı 581.932.000,00 TL olmak üzere toplam 901.932,00 TL banka yoluyla ödeme yapıldığını, sözleşmenin ifa edilmeyeceğinin anlaşılması üzerine davacıya yaptığı ödemeleri 07.10.2015 tarihinde 201.500,00 USD karşılığı 581.932.000,00 TL, 07.10.2015 tarihinde 199.616,75 TL, 07.10.2015 tarihinde 150.000,00 TL olmak üzere toplamda 931.548,75 TL olarak iade ettiğini, ...’ye yapılan ödemeden bilgisi olmadığını, bu kişinin para tahsil etme yetkisi olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmeye konu yerin imarının bulunmaması nedeni ile objektif ifa imkânsızlığı bulunduğundan sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verildiği, taraflar arasında yapılan sözleşmede teminat olarak 500.000,00 USD, imar masrafları için de 500.000,00 TL alındığının belirtildiği, sözleşme kapsamında davalıya imar masrafı ya da başka bir ödeme yapılacağı kararlaştırılmadığı halde sözleşme yapıldıktan sonra da davalıya bir takım ödemeler yapıldığı, bu duruma göre sözleşmede alındığı belirtilen 500.000,00 USD teminat ile imar izni masraflarının sözleşmeden sonra gönderildiğinin davacının kendisinin gönderdiği para açıklamasından anlaşıldığı, davacının sözleşmenin ifasının imkânsız olduğu anlaşılınca yaptığı ödemeleri geri istediği, bilirkişi tarafından gönderilen ödemelerin tamamının iade edilmediğinin tespit edildiği, davacının ödemelerin iade edilmediği iddiası ile 2015/29865 Esas sayılı dosyasında takip yaptığı, daha sonra yeniden sözleşmede davalının aldığını kabul ettiği teminat ve imar masrafının iadesi içinde İstanbul 33. İcra Dairesi'nin 2015/298366 Esas sayılı dosyasında takip yaptığı, bu takipte ayrıca sözleşme ve şerh giderlerini de talep ettiği anlaşıldığından davacının birleşen İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/263 Esas sayılı dosyasındaki davasının kısmen kabulü ile bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre davalı tarafından iade edilmeyen 76.692,59 TL asıl alacak yönünden İstanbul 33. İcra Dairesi'nin 2015/29865 Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, ...’ye ödendiği iddia edilen 500.000,00 TL yönünden davalı tarafından verilen vekaletnamede adına para tahsil etme yetkisi verilmediğinden bu talebin reddine, İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün 2015/29866 Esas sayılı dosyasında takip konusu edilen 500.000,00 USD teminat ve 500.000,00 TL imar giderinin davacı tarafından davalıya sözleşmeden sonra banka aracılığı ile kısmen ödendiği kabul edilerek, ödenen kısımdan iade edilmeyen kısmı için İstanbul 33. İcra Dairesi'nin 2015/29865 Esas sayılı dosyasında takip yapılması nedeniyle yeniden takip konusu edilen bu miktara ilişkin talebin reddine, sözleşme masrafı ve tapuya şerh masraflarının sözleşmeye göre davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, kesinleşen 10. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında tazminat talebi reddedilip kesinleştiğinden bu talebin de reddine, alacak miktarı davalı tarafından bilinebilir olduğundan icra inkâr tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yüklenicinin İmar Kanunu gereği inşaat yapılamayacağı belli olan yerle ilgili sözleşme yaptığı, sözleşmenin belirtilen nedenle geçersizliğine hükmedilmesinde kusurlu olduğundan ancak ve sadece karşı tarafın uhdesine geçmiş yararlı giderleri veya masrafları talep edebileceği, sözleşme gereğince davacı yüklenicinin işin teminatı olarak davalı arsa sahibine 500.000,00 USD verdiği sabit olup, davacının bu miktarı geri alabileceği, davalı arsa sahibinin söz konusu teminatı almadığını veya iade ettiğini yasal ve kesin deliller ile ispatlayamadığından asıl davada bu talebin kabul edilmesi gerektiği, bunun dışındaki diğer talepler sözleşme nedeniyle yapılan harcamalar olup, sözleşmenin geçersizliğinde yüklenicinin kusurlu olması ve karşı tarafın uhdesine geçen bir husus bulunmaması nedeniyle bunlar talep edilemeyeceğinden bu talepler yönünden mahkemece ret kararı verilmesinin yerinde olduğu, birleşen davada davacı, dava dışı ...'ye yaptığı ödemenin iadesini talep etmiş ise de, adı geçen kişinin davalı arsa sahibinin para almaya yetkili temsilcisi olduğunun usulünce ispatlanamadığından mahkemece buna yönelik verilen ret kararının yerinde olduğu, diğer talepler bakımından ise, davacının ispatladığı ödemelerden davalının iade ettiği ödemeler mahsup edildiğinde davacının 120.383,25 TL alacağı bulunduğu belirlenmekle her iki taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile İstanbul 33. İcra Dairesi'nin 2015/29866 Esas sayılı dosyasındaki itirazın 1.345.000,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, fazlaya ilişkin ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, birleşen davanın da kısmen kabulü ile İstanbul 33. İcra Dairesi'nin 2015/29865 Esas sayılı dosyasındaki itirazın 120.383,25 TL asıl alacak yönünden iptaline, fazlaya ilişkin ve icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
a. Asıl davada imar masrafları için verilen 500.000,00 TL açısından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
b. Birleşen dava bakımından da davalı vekili ...’ye verilen 500.000,00 TL’nin iadesine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde: a. Davacı tarafından sözleşme imza tarihinde herhangi bir ödeme yapılmadığı, sözleşmeden sonra banka aracılığıyla farklı tarihlerde toplam 320.000,00 TL ve 201.500,00 USD ödeme yapıldığı, bunların da iade edildiği, davacının bu ödemeleri niçin yaptığını izah edemediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa sahibine yapılan ödemelerin ve yapılan masrafların iadesi istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmede açıkça davalı arsa sahibine 500.000,00 USD teminat verildiğinin sabit olduğu, dava dışı ...’ye davalı tarafça verilen vekalette para tahsil etme yetkisi bulunmadığından bu kişiye yapılan ödemenin davalıdan talep edilemeyeceği, objektif ifa imkansızlığı nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verildiğinden davacının yapılan imar masraflarını talep edemeyeceği anlaşılmakla, taraf vekillerince ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dairemizdeki duruşmada taraflar vekille temsil olunduğundan takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin taraflara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI Taraflar arasında yapılmış Düzenlenme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi bulunmakta iken inşaat yapılacak arsanın imarı bulunmadığı için objektif ifa imkansızlığı nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir. Taraflar arasında yapılan sözleşmede teminat olarak 500.000 USD alındığı imar izni masrafları için 500.000 TL alındığı belirtilmiş ise de sözleşme kapsamında davacı tarafından ayrıca davalıya imar masrafı ya da başka bir ödeme yapılacağı kararlaştırılmadığı halde sözleşme yapıldıktan hemen sonra sözleşme bedeli ve borç olarak açıklaması ile bir takım ödemeler yapıldığından bu ödemelerin sözleşmede alındığı belirtilen miktarlara ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Sözleşmede alındığı belirtilen 500.000 USD teminat ile imar izni masraflarına ilişkin ödemelerin sözleşmenin imzalanması sırasında alınmayıp sözleşmeden sonra gönderildiği davacının kendisinin gönderdiği para açıklamasından da açıkça anlaşıldığından ispat yükü kendisinde olan davacı bunun aksini ispatlayamamıştır. Davalının vekili ...'ye yapıldığı belirtilen ödemenin ise vekaletnamede ahzu kabz yetkisi bulunmadığından davalıdan istenebilmesi mümkün değildir. Sözleşmenin ifasının imkansız olduğu anlaşılınca davacının verdiği parayı geri istediği, davacı tarafından bir kısım ödemeler yapıldığı ancak gönderilen paraların tamamının iade edilmediği ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda açıklanmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede alındığı belirtilen bedellerin o tarihte alınmadığı davacının sonradan yaptığı ödemelerin bu kapsamda yapıldığı sabit olduğundan davacının ancak yaptığı bu ödemeleri isteyebileceği, ... yapıldığı belirtilen ödemenin ise davalıdan istenemeyeceğinin kabulü gerekir. Ancak davalı kendisine gönderilen paraların geri istenmesi üzerine davacıya bir kısım geri ödemeler yapmıştır. Buna göre ilk derece mahkemesince alınan ve hükme esas tutulan bilirkişi raporu da değerlendirilerek davacının gönderdiği ödemelerden davalının yaptığı ödemeler düşülmek suretiyle davalının borçlu olduğu miktar saptanarak asıl ve birleşen dosyalar bakımından bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Davacının tüm, davalının sair temyiz itirazları reddedilerek yukarıda açıklandığı şekilde hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, temyize konu hükmün tümüyle onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.