Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/25 E. 2024/5151 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/25
- Karar No
- 2024/5151
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/561 E., 2023/1962 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/260 E., 2020/110 K. Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan 28.06.2013 tarihli sözleşme ile davacının maliki bulunduğu taşınmaz için "Ticaret Merkezi" tanımlı olarak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planının 3194 sayılı İmar Kanunu ve Yönetmelikleri gereği yapılması gerekli işlemlerin sırayla yapılması ve nihayetinde planların Çevre Şehircilik Bakanlığınca onaylanması ve 1 ay süre ile askıya çıkarılması ve bu şekilde işin sonlandırılması konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşme ile belirlenen ödeme günlerine uygun şekilde toplam 265.000,00 TL ödeme yapıldığını, sözleşmenin 5. madde 4 nolu bendinde işin teslim tarihinin 2014 yılı Mayıs sonu olarak belirlenmiş olmasına rağmen davacının davalı şirket tarafından çeşitli bahanelerle oyalanıp işin teslim edilmediğini, davalı şirketin sözleşmenin başında konusunun imkansız olduğunu bildiği halde davacıyı uyarmadığını, sözleşme konusu gayrimenkulün fiziki durumu, imar düzenine ilişkin mevzuata veya planlara aykırı olduğunu ve davalı şirketin bunu bilmesine rağmen gayrimenkule imar durumu alabileceğini beyan ederek davacıyı yanılttığını ileri sürerek, taraflar arasında imzalanan 28.06.2013 tarihli sözleşmenin feshi ile davacının davalı şirkete ödemiş olduğu 265.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davalı şirketin söz konusu 28.06.2013 tarihli sözleşmenin 3. maddesi ile "davacıya sözleşme konusu işleri hazırlayıp resmi makamlara başvurmak sureti ile teslim etmeyi" taahhüt ettiğini, sözleşme kapsamındaki iş ve planların onaylanmasını sağlamanın bu taahhüdün içerisinde yer aldığını, sözleşme konusu işi baştan imkansız olduğunu iddia etmenin hukuken mümkün olmadığını, davalı şirketin sözleşme kapsamında 1/5000-1/1000 ölçekli haritalar, imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüd raporlarını hazırlayıp, kontrol edilerek davacıya teslim ettiğini, aynı zamanda davalı şirketin 1/5000-1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planlarının onaylatılması kapsamında da 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ve açıklama raporları ile ilgili kurum görüşleri ve eklerini 01.10.2013 tarih ve 6662 sayı ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na teslim ettiğini ve bu bilginin mail, telefon ve yüz yüze görüşmeler ile davacıya iletildiğini, davacı işverene ait dosyanın İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne 17.04.2014 tarih ve 12349 sayı ile teslim edildiğini, davacının talebi üzerine sözleşme konusu ödemelerin 9. madde gereğince hakedişe bağlı olarak, sözleşme konusu iş ve işlemlerin yapılıp davacıya teslim edilmesinden sonra yapıldığını, davalı şirketin üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalı şirketin basiretli bir tacir olarak iyi niyetle sözleşme konusu işler ile ilgili tüm gelişmeleri davacı ile paylaşarak sözleşmenin 3. maddesi kapsamında hazırlamakla yükümlü olduğu tüm resmi başvuruları yaparak süreçleri takip ettiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin imar uygulama değişikliği ile ilgili başvuru işlemlerinin yapılmasına ilişkin olduğu, davalı firmanın bu başvuru neticesinde imar izninin alınacağı hususunu taahhüt etmesinin kendisinden beklenemeyeceği gibi sözleşmede böyle bir hüküm olmadığı olsa dahi geçerli, gerçekleşmesi mümkün bir taahhüt olmayacağının bilirkişi raporunda da açıklanmış olduğu, mevzuat hükümlerine göre parsele ilişkin özel imar uygulaması talebi ile ilgili takdir yetkisinin tamamen ilgili kurumlarda olduğu, davalının sözleşme gereği üzerine düşen uygulamayı hazırlayıp başvuru aşamalarını gerçekleştirme edimini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; karşılıklı edimlerin ifasını içeren sözleşmelerde yüklenicinin bedeli hak etmesi için kendi edimini ifa etmiş olması gerekmektedir. Dosya kapsamı ve özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi yazı cevaplarından anlaşıldığı üzere sözleşme konusu ediminin ifası mümkün olmakla birlikte bir takım koşulların yerine getirilmesi, imar değişikliğinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Sözleşmenin fesih ya da dönme suretiyle sona ermesi halinde geriye etkili sonuç doğuracağı, yani, sözleşme hiç yapılmamış gibi başa dönüleceğinden, tarafların sözleşme ile üstlendikleri borçlarını ifa etme yükümlülüğünden kurtulacakları gibi, daha önce ifa ettikleri edimleri, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istemeleri mümkündür. Bu halde davacının sözleşme nedeniyle yaptığı faydalı ve zaruri masrafların mahkemece tespit edilmesi gerekir. Somut olayda sözleşme feshedilmiş olup yüklenicinin kısmen veya tamamen bedeli hak etmesi için yapılan kısmi ifanın iş sahibi yararına olması gerekir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; Şehir Plancısı, Harita Mühendisi ve Mimar bilirkişilerden bir bilirkişi heyeti oluşturarak yapılan işin iş sahibi yararına olup olmadığı, bu haliyle kullanılmasının mümkün olup olmadığını belirlemek, mümkün değilse, davanın kabulü ile bedelin iadesine, mümkün ise yapılan işin bedelini sözleşmeye uyarlayarak, sonucuna göre iade edilmesi gereken kısım konusunda hüküm kurmaktan ibaret olup, eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olmuş, davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/260 Esas, 2020/110 Karar sayılı kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.12.2024 gününde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.