Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/244 E. 2024/4648 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/244
Karar No
2024/4648
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3286 E., 2023/3423 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/248 E., 2022/6 K. Davacı vekili; davacı ile dava dışı yüklenici Tokatlıoğlu Ltd. Şti. arasında davalının Atakum ilçesi Alanlı Köyü 2477 ada 3 parselde yapılacak inşaattan B Blok 12 no.lu bağımsız bölümün satımına ilişkin 30.05.2011 tarihli, 118.000,00 TL bedelli satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirerek daireyi fiilen teslim aldığını, ancak yüklenicinin tapu devrinden kaçınması nedeniyle tapusunu ancak mahkeme ilamı neticesinde edinebildiğini, tescil öncesi dönemde davalı tarafından yükleniciden olan alacağına dayalı olarak tapu kaydına haciz şerhi konulduğunu, ancak talep konusu hacze dayanak takip kötüniyetli ve muvazaalı şekilde başlatıldığından haczin yolsuz olduğunu ileri sürerek, B Blok 12 no.lu bağımsız bölümün tapu kaydındaki davalı haczinin terkinini talep etmiştir. Davalı vekili; davacının tapuya tescil ettirilmeyen satış vaadi sözleşmesi nedeniyle üstün hak iddiasında bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece mahkemesince; davaya konu haczin muvazaalı olduğu belirtilerek, davanın kabulüne dair verilen kararın davacı vekince istinaf edilmesi üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından, davalı haczinin davacının açtığı tapu iptal ve tescil davasında tapuya işlenen tedbir şerhinden önce olduğu, bu tarihte tapuda haciz ve ipotek şerhlerinden başkaca bir şerh bulunmadığı, davalının alacağının muvazaalı olduğu ya da iyiniyetli şerh lehdarı olmadığına dair dosyaya davacı tarafça somut bir delil sunulamadığı belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 03.10.2023 tarihli, 2022/2818 Esas, 2023/3111 Karar sayılı ilamıyla, taşınmaza konulan haciz bakımından davalının iyiniyetli olmadığı ve davaya konu haczin muvazaalı olduğunun kabulü ile kaldırılması gerektiği belirtilerek, söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyulduktan sonra Bölge Adliye Mahkemesince, taşınmaza konulan haciz bakımından davalının iyiniyetli olmadığı ve davaya konu haczin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Uyuşmazlık, muvazaa iddiasına dayalı haczin fekki istemine ilişkindir. 5235 sayılı Kanun uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin denetim ve hüküm mahkemesi sıfatlarına haiz adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı tarafların itirazları doğrultusunda istinaf yolu incelemesi görevini yerine getirirken istinaf başvurusunun esastan reddi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil denetim ve hüküm mahkemesi olarak gerekli tüm kararları verebileceği, ancak İlk Derece Mahkemesi kararına müdahale ettiği noktalarda Yargıtay’ın bozma kararı vermesi durumunda, dosyanın karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, bu noktada Bölge Adliye Mahkemesinin alt derece hüküm mahkemesi olarak İlk Derece Mahkemesiyle aynı sıfatla yargılama yaptığı, denetim görevini kullanmadığı, temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay bozma ilamına yönelik karar vermek üzere alt derece hüküm mahkemesi olarak hukuki dinlenilme hakkı kapsamında aynen İlk Derece Mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf yolu incelemesi yapmadığı ve bu nedenle ayrıca vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sabittir. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; bozma ilamı sonrası yapılan inceleme istinaf kanun yolu incelemesi olmadığından, davalı aleyhine duruşma vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli kararının hüküm fıkrasının 9. bendinin hükümden çıkarılmasına ve kararın değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 05.12.2024 gününde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/244, K. 2024/4648, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-244-e-2024-4648-k-c17849d1e708