Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2346 E. 2024/3175 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2346
Karar No
2024/3175
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/324 E., 2021/211 K. HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul-Kısmen Ret Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 05.11.2013 tarihli sözleşme uyarınca, davalının halı saha yapım işini üstlendiğini, iş bedelinin 150.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, işin en geç 27.11.2013 tarihinde teslim edileceğini, davalıya 75.000,00 TL'nin nakit olarak ödendiğini, 15.10.2013, 15.11.2013 ve 15.12.2013 tarihli 10.000,00'er TL bedelli 3 adet çekin de ödendiğini, ayrıca davalıya 15.01.2014 tarihli 20.000,00 TL ve 15.02.2014 tarihli 25.000,00 TL bedelli 2 adet çek verildiğini, davalının sözleşmeye uygun hareket etmediğini, işi süresinde bitirmediğini, bu nedenle 24.12.2013 tarihinde davacının sözleşmeyi feshettiğini, diğer davalı ...'ın da şirket adına hareket ettiğini, bu sebeple hem davalı şirketin hem de davalı ...'ın davadan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont- avans faizi ile davalılardan tahsilini, dava konusu vadesi gelmemiş olan 15.01.2014 tarihli 20.000,00 TL miktarlı ve 15.02.2014 tarihli 25.000,00 TL mktarlı 2 adet çekten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitini, çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden husumet itirazında bulunduklarını, davalı şirket yönünden de davacının kötü niyetli olduğunu, halı sahanın tamamlanarak davacıya teslim edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2015 tarihli, 2014/8 Esas, 2015/163 Karar sayılı kararı ile davalı ... hakkındaki davanın husumetten reddine, davaya konu çeklerin iptâline ve icra takibine konu edilmemesine ilişkin davanın reddine, 5.000,00 TL'lik alacak davasının usulden reddine, menfi tespit davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, menfi tespit talebinin kabul edilen kısmı yönünden davalı şirket ve tamamı yönünden davacı vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2018 tarihli, 2018/2290 Esas, 2018/2900 Karar sayılı ilamıyla; davalı şirket vekili temyiz harçlarını yatırmadığı ve muhtıra tebliğine rağmen de eksik harcı ikmâl etmediğinden davalı şirketin, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 434/III. maddesi gereğince mahkeme kararını temyiz etmemiş sayılmasına karar verilmiş, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilerek, mahkemece sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararlar ve fazla ödemenin iadesi için açılan kısmi dava ile ilgili işin esasına girilip, taraf delilleri toplandıktan sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek, bu alacak kalemiyle ilgili davanın belirsiz alacak davası kabul edilip usulden reddi doğru olmadığı,davacının dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünün 4. maddesindeki isteminin menfi tespit davası kapsamında değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu taleplerin kayıp edilme nedeniyle (zayi nedeniyle) iptâl davası gibi değerlendirilip reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu belirtildikten sonra, "açılan menfi tespit davası ile ilgili olarak da davacı dava dilekçesinin açıklamalar bölümü 3. maddesinde nakit, çekle ve davalı namına ödemeler yaptığını, verdiği çeklerden dilekçenin 6. maddesi ve sonuç kısmının 4. maddesinde belirttiği iki adet çekin bedelsiz kaldığını ileri sürerek bu çekler yönünden borçlu bulunmadığının tespitini talep etmektedir. Hükme esas alınan teknik bilirkişi raporundan davalı yüklenici şirketin gerçekleştirdiği ve hakettiği imalât bedelinin 37.500,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Menfi tespit ve alacak davasında hak edilen iş bedeli ile yapıldığı kanıtlanan ödemeler mukayese edilip sonucuna göre karar verilmesi zorunludur. Bu durumda mahkemece menfi tespit davası yönünden de davacı iş sahibinin sözleşme nedeniyle yaptığı ödeme iddiaları ile ilgili delilleri toplanıp değerlendirilerek kanıtlanacak ödeme miktarından davalı yüklenici şirketin hakettiği 37.500,00 TL iş bedeli mahsup edildikten sonra, borçlu bulunulmadığının tespiti ve taraflar yönünden iptâli talep edilen 15.01.2014 keşide tarihli 22276 nolu ve 20.000,00 TL bedelli 15.02.2014 keşide tarihli 22277 no 25.000,00 TL bedelli çekler yönünden de sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, verilen çekler dışındaki ödeme iddiaları incelenip değerlendirilmeksizin menfi tespit davasında da eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olmuştur" gerekçesi ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "davacı ile davalı arasında imzalanan eser sözleşmesi gereği davalının eserin %25'ini tamamladığı dikkate alınarak 37.500,00 TL'ye hak kazanacağı, davacının davalılardan ... hesabına 65.000,00 TL ödeme yaptığı, yine ... hesabına 10.000,00 TL'lik ödeme yaptığı, bu ödemenin açıklama kısmına halı saha inşaatı yazıldığı, davalı tarafın ... hesabına ödenen 10.000,00 TL'ye ilişkin bir itirazı olmadığı, dolayısı ile davacı tarafından davalı tarafa nakit olarak 75.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacı taraf davalıya 3 adet 10.000,00 TL bedelli, 1 adet 20.000,00 TL ve 1 adet 25.000,00 TL bedelli çek verdiğini beyan ettiği, 3 adet 10.000,00 TL bedelli çekin davalıya ödendiğine ilişkin bir delil sunulmadığı, 20.000 ve 25.000 TL bedelli çeklerin davacıdan alındığının davalı ... tarafından kabul edildiği, dava açılış tarihinde ödeme tarihi gelmeyen bu 2 çek bakımından her ne kadar borçlu olunmadığının tespiti ile çeklerin iptali talep edilmiş ise de, yargılamanın devamı sırasında bu iki adet çekin 3.kişilere ciro edildiğinin ve karşılıksız çıktığının banka müzekkere cevabından anlaşıldığı, çekin ödeme aracı olduğu dikkate alındığında davacının, davalıya toplam 75.000,00 TL nakit ve 45.000,00 TL çek ödemesi yaptığını ispatladığı, davalının yapılan sözleşme kapsamında 37.500,00 TL'ye hak kazandığı bu sebeple fazla yapılan 82.500,00 TL'nin davacıya iade edilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ... bakımından açılan davanın husumetten reddine, davacının sözleşme gereği ödemiş olduğu 4.000,00 TL'nin dava tarihi olan 20.01.2014 tarihinden, kalan 33.500,00 TL'nin ıslah tarihi olan 17.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davacının toplam 45.000,00 TL'lik çek bedellerine ilişkin menfi tespit davasının çeklerin 3. kişilere ciro edilmesi nedeni ile istirdat davasına dönüştüğü kabul edilerek 45.000,00 TL'nin dava tarihi olan 20.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince ve davalı ... Müh. Taah. Turz. İnş. San. Tic. Ltd. Şti vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına,mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına , dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davacı, dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünün 3. maddesinde, dava sonunda miktarı artırma hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini de istemiştir. Bu 5.000,00 TL'lik davanın, dava dilekçesinin konu kısmı ve açıklamalar bölümüne göre yükleniciye feshedilen sözleşme nedeniyle yapılan fazla ödeme ve uğranılan zararın giderilmesi için açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, 03.06.2015 tarihli açıklama dilekçesinde, 5.000,00 TL'nin, 4.000,00 TL'lik kısmının sözleşme kapsamında ödenen bedele ilişkin olduğunu açıklamış, 06.10.2021 tarihinde harcını yatırdığı ıslah dilekçesi ile bu bedeli ıslah ederek 37.500,00 TL'ye çıkartmıştır. Davalı vekili süresi içinde verdiği ıslaha cevap dilekçesinde, ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş, ancak mahkemece bu savunma hukuki anlamda değerlendirilip, zamanaşımı def'i konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Zamanaşımı savunması üzerinde durulmadan, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden esas hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3-Mahkemece davalı yüklenicinin gerçekleştirdiği ve hak ettiği imalat bedeli 37.500,00 TL olarak, davacı işsahibinin sözleşme nedeniyle yaptığı ödeme ise, 75.000,00 TL nakit ve 45.000,00 TL çek ödemesi olmak üzere toplam 120.000,00 TL olarak kabul edilmiş, davalının sözleşme kapsamında 37.500,00 TL'ye hak kazanması nedeniyle fazla yapılan 82.500,00 TL ödemenin davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkemece 15.01.2014 keşide tarihli 22276 nolu ve 20.000,00 TL bedelli ve 15.02.2014 keşide tarihli 22277 no.lu 25.000,00 TL bedelli, 2 adet çek yönünden " 20.000,00 TL ve 25.000 TL bedelli çeklerin davacıdan alındığının davalı ... tarafından kabul edildiği, dava açılış tarihinde ödeme tarihi gelmeyen bu 2 çek bakımından her ne kadar borçlu olunmadığının tespiti ile çeklerin iptali talep edilmiş ise de yargılamanın devamı sırasında bu iki adet çekin 3. kişilere ciro edildiğinin ve karşılıksız çıktığının banka müzekkere cevabından anlaşıldığı, çekin ödeme aracı olduğu dikkate alındığında davacının davalıya toplam 75.000,00 TL nakit ve 45.000,00 TL çek ödemesi yaptığını ispatladığı" gerekçesiyle çeklerin 3. kişilere ciro edilmesi sebebiyle davanın istirdat davasına dönüştüğü kabul edilerek, 45.000,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir. İcra İflas Kanunu'nun 72/VI. maddesinde borçlu menfi tespit davası sırasında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa davaya istirdat davası olarak devam edileceği hükmü mevcuttur. Buna göre menfi tespit davasının devamı sırasında borcun herhangi bir nedenle ödendiği iddiası üzerine, mahkemece bu iddia araştırılıp ödemenin kanıtlanması halinde talep olmasa dahi dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden açılan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir. Somut olayda, Vakıfbank Bitlis Şubesinin mahkemeye gönderdiği 17.03.2015 tarihli cevabi yazıdan, menfi tespit istemine konu 15.01.2014 keşide tarihli 22276 nolu 20.000,00 TL bedelli ve 15.02.2014 keşide tarihli 22277 nolu 25.000,00 TL bedelli çeklerin karşılıksız çıktığı anlaşılmakta olup, mahkemece de gerekçeli kararda bu durum belirtilmiştir. Çek bedellerinin ödenmiş olduğu davacı tarafından kanıtlanmamıştır. Bu durumda ödenmeyen çeklerle ilgili istirdat kararı verilemeyeceğinden, sadece davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde çek bedellerinin davalı şirketten istirdatına karar verilmesi de doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken iş; davalının ıslah talebine yönelik zamanaşımı def'inin karara bağlanması ve 15.01.2014 keşide tarihli 22276 no.lu ve 20.000,00 TL bedelli, 15.02.2014 keşide tarihli 22277 no 25.000,00 TL bedelli çekler yönünden de davacının borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesinden ibaret olmalıdır. Bu hususlar üzerinde durulmadan, eksik incelemeyle ve hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek verilen karar usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent uyarınca davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ..

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2346, K. 2024/3175, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-2346-e-2024-3175-k-ab09b6cf15a9