Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/165 E. 2024/2731 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/165
Karar No
2024/2731
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/124 E., 2021/248 K. DAVALILAR : ... (Mirasçılar a-... b-...) (Mirası Reddettiler) DAVA TARİHİ : 16.03.2015 HÜKÜM : Davanın reddi Davacı vekili, müvekkili kooperatife muhasebe hizmeti verdiğini iddia eden davalının müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığını, bononun davalıya 30.06.2014 tarihli genel kurulda görevlerine son verilen ve haklarında zimmet suçundan soruşturma başlatılan eski yönetim kurulu üyeleri tarafından geçmiş tarihli tanzim edilerek sonradan verildiğini, davalıdan muhasebe hizmeti alınacağına dair yönetim kurulu kararı olmadığı, bu durumun kooperatif ticari defter ve kayıtlarında da yer almadığını hizmetin de alınmadığını, ileri sürerek bonoya dayalı borcun bulunmadığının tespiti ile davalının icra dosyasında tahsil ettiği 9.229,06 TL nin müvekkiline iadesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı borçlunun senette yazılı bulunan hizmeti almadığını yazılı olarak kanıtlamak zorunda olduğunu, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece, davalıya verilen senette yazılı olan "hizmet" ibaresinin aksinin borçlu davacı tarafça ispat edilmesi zorunda olduğundan davalı asile hizmetinin karşılığı olarak bono verildiğine dair yaptırılan yemin gereği açılan davanın reddine dair karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 23.09.2019 tarihli ve 2016/5931 E., 2019/3790 K. sayılı ilamıyla davacı kooperatif kayıtları getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılarak senedin davalı tarafından ifa edilen muhasebe hizmetine karşılık olup olmadığı ve senedin tanzim tarihinin kesin olarak belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, içerik itibariyle davayı sonlandırmaya yeterli olmayan yeminin nazara alınmasının doğru görülmediği gerekçesiyle, söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, yargılama sırasında davalı ...'nın vefat ettiği geriye mirasçıları olarak ... ve ...'nın kaldığı ve mirasçıların tamamının mirası reddettiği ve redde ilişkin kararın kesinleştiği, mirası reddeden davalılara karşı iş bu davanın görülemeyeceği kabul edilerek, mirasın reddi nedeniyle dahili davalıların taraf ehliyeti kalmadığından davanın taraf sıfatı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemenin bu kararına karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 4721 sayılı TMK'nın 605 ve devamı maddelerinde mirasın reddi düzenlenmiş olup, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir. Mirasın reddi halinde, mirası reddedenler yönünden davaya devam edilemez. Bu halde mirası reddetmeyerek mirasçılığı devam edenlerin katılımı ile davaya devam edilir. Mirasçıların tamamının mirası reddetmeleri halinde TMK nın 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Bu durumda, yargılama sırasında vefat eden davacının taraf ehliyeti sona erdiğinden ve yasal mirasçıları tarafından da davalının mirası reddedildiğinden mirasın, TMK nın 612. maddesi gereğince sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedilmesinin anlaşılması ile re'sen yapılması gereken işlemlerdendir. Mahkemece, TMK’nın 612. maddesi gereğince terekenin tasfiyesi ve tasfiye memuru atanması için Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunarak atanacak tasfiye memuru davaya dahil edildikten ve sunulacak deliller toplandıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de mahkemece her iki taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığı yönünde gerekçe oluşturulduğu halde hüküm fıkrasında davalı taraf lehine vekalet ücretine karar verilmesi suretiyle HMK'nun 297. maddesine aykırı olarak gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/165, K. 2024/2731, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-165-e-2024-2731-k-bd436713aa11