Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/4263 E. 2024/1197 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4263
Karar No
2024/1197
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/238 E., 2023/318 K. HÜKÜM : Red 1- İlk derece mahkemesince, harici satış sözleşmesine dayalı olarak açılan asıl ve birleşen tapu iptal ve tescil davasında 25/02/2016 tarih ve 2013/322 Esas, 2016/335 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. 2- İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin temyizi üzerine 14.Hukuk Dairesi'nin 18.04.2019 tarih ve 2016/18127 Esas, 2019/3595 Karar sayılı ilamıyla özetle; "Her ne kadar davacı, son oturumdaki imzalı beyanı ile bilirkişi raporunda belirtilen eksikliklerin tamamını değil, sadece kendi payına düşen miktarı ödemeyi kabul etmiş ve bu nedenle davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece, davacıya eksik ve ayıplı işler bedelini depo etmesi için usulüne uygun şekilde süre verilmediği, davacı vekilinin de temyizinde uygun bir süre verildiği taktirde bu bedeli depo edeceklerini bildirdiği anlaşılmıştır. Öte yandan, davalılar arasındaki 01.02.2011 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapının “genel iskanının alınması” borcundan da yüklenicinin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, gerektiği takdirde yapıya genel iskan ruhsatı verilmesinin mümkün olup olmadığının belediyedeki işlem dosyasından da yararlanılmak suretiyle mahallinde keşif yapılarak bilirkişiye incelettirilmesi, iskan ruhsatı verilmesi için bir engel bulunmadığı sonucuna varılırsa genel iskan giderlerinin ne olduğunun yetkili mercilerden sorulması, bu bedel ile bilirkişi heyetince son belirlenen eksik ve ayıplı işler bedelinin davalı arsa sahiplerine ödenmek üzere depo etmesi için davacıya uygun bir süre verilmesi ve daha sonra oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. 3- İlk derece Mahkemesi'nin bozma kararı üzerine verdiği 08/11/2022 tarih 2020/304 Esas ve 2022/499 Karar sayılı kararıyla; asıl dava ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İkinci karara karşı davalılar vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemiz'in 20/02/2023 tarih ve 2023/557 Esas, 2023/643 Karar sayılı ilamında "Birleşen dosya davalısı ...’ın 20/05/2019 tarihinde vefat ettiği, temyiz incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının ise 08/11/2022 tarihli olduğu, davalı ... mirasçılarına dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya dahil edilmeden yokluklarında yargılama yapılarak aleyhlerine hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6., Anayasanın 36. ve HMK’nun 27. maddelerine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, dava dilekçesi davalı ... mirasçısı ... (halihazırda birleşen dosya davalısı) dışındaki mirasçıları olan ... ve ...’a usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, ileri sürülmesi halinde savunma ve delilleri üzerinde durulması, sonucuna uygun bir karar verilmesi gereklidir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. 4- İlk derece mahkemesince, harici satış sözleşmesine dayalı olarak açılan asıl dava ve birleşen tapu iptal ve tescil davasında 12/09/2023 tarihli ve 2023/238 Esas, 2023/318 Karar sayılı kararıyla; asıl dava ve birleşen davanın kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki, müteahhitin arsa sahibine karşı yapımını üstlendiği inşaatın noksansız tamamlanıp arsa sahibine isabet eden bağımsız bölümlerin teslim edilmesiyle edim borcu ifa edilmiş sayıldığı, aksi halde noksanları nedeniyle ifası tam olmayan edimle temlike konu şahsi hak gerçekleşmiş sayılmaz ve bu hakka dayanılarak arsa payı talebi haklı görülemeyeceği, kural olarak, temlik alanın arsa sahibine karşı temlikten doğan talep hakkı, inşaatın yüklenici tarafından sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp teslim edilmesi halinde, ileri sürülebilirken davalı müteahhit edimini tam olarak yerine getirmediğinden, müteahhitin kendisine düşen daireleri isteyemeyeceğini, diğer taraftan, yüklenici arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye (davacıya) temlik etmişse, üçüncü kişi (davacı) Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamayacağı gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. 5-Dairemiz bozma ilamına uyularak verilen üçüncü karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizce dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keza; Dairemiz'in 20/02/2023 tarih ve 2023/557 Esas, 2023/643 Karar sayılı bozma ilamında mahkeme kararı taraf teşkili ve tebligat eksikliği yönünden bozulmuş olup sair temyiz itirazları incelenmemiş olup Yargıtay (Kapatılan) 14.Hukuk Dairesinin bozma ilamında belirtilen davanın kabul edilebilmesi için gereken şartların mahkemece, değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamında bulunan 09/03/2021 tarihli Belediyenin cevabına göre ise de, davacının sadece eksik harç ve borç bedellerini ödeyerek iskan alma şartlarını sağlayamayacağı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/04/2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/4263, K. 2024/1197, T. 30.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-4263-e-2024-1197-k-1e85b09113a3