Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2734 E. 2024/3443 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2734
- Karar No
- 2024/3443
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/397 E., 2023/842 K. BİRLEŞEN DOSYA MUĞLA 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2017/541-2018/7 BİRLEŞEN DOSYA MUĞLA 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2015/641-2015/708 HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/640 E., 2019/302 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı ... vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllara önce ülkemize geldiğini ve bir kısım yatırım yapmak istediğini, bu amaçla Antalya ili Kaş ilçesi Kalkan köyünde çeşitli taşınmazlar alıp sattığını, yatırımları sona erdirmeye karar veren müvekkilinin Kalkan köyü 4 pafta 2681 parselde kayıtlı bulunan 5. blok 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümleri satmaya karar verdiğini, bu taşınmazları satın almış olduğu ve birçok kez birlikte yatırım yaptığı davalı ... ile temasa geçtiğini ve davalının kendisine yardımcı olacağını söylediğini, daha sonra taşınmazlara alıcı bulduğunu ve toplamda iki taşınmazın 161.000,00 GBP bedel ile satılması konusunda anlaştıklarını, davalının işlemler için vekaletname talep ettiğini, müvekkilinin Stockholm Noterliği’nin 28.10.2013 tarihli vekaletnamesi ile davalıyı satış için yetkilendirdiğini, taşınmazların satışı sonrasında davalının müvekkiline 40.250,00 GBP tutarında iki adet çek gönderdiğini ve bu bedellerin tahsil edildiğini, ancak bakiye miktarın müvekkillerine ödenmediğini, ıslah ile belirlenen 59.400,00 GBP alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında ortaklık bulunduğunu, dava konusu edilen taşınmazları davacıya müvekkilinin sattığını ve ileride satılması halinde elde edilecek kardan müvekkilinin de pay almasının olağan olduğunu, müvekkilinin satışa aracılık etmekle vekalet ücreti isteyebileceğini, satış bedelinin tapuda yazan bedel olduğunu, ortaklık hukuku gereği satış bedelinin davacıya ödendiğini, vekaletin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen 2015/641 Esas sayılı davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin yaptıkları yatırımlardan kazandıkları bedelleri ülkemizde tuttuklarını ve davalının da yardımı ile bankalarda GBP para cinsinden hesap açtıklarını, söz konusu birikimlerini ülkelerine götürmek istediklerinde sorunla karşılaştıklarını ve transferin gerçekleşmediğini, müvekillerinin bir çok kez birlikte yatırım yaptığı davalı ... ile temasa geçtiğini ve yardım istediklerini, davalının kendilerinden vekaletname istediğini ve Stockholm Noterliği’nin 16.05.2014 tarihli vekaletnamelerinin davalıya verildiğini, davalının müvekkillerinin hesaplarından toplamda 169.680,00 GBP çekmesine rağmen kendilerine sadece 129.547,00 GBP gönderdiğini, bakiye kalan 40.133,00 GBP alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2015/641 Esas sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; yabancı para cinsinden dava açılamayacağını, müvekkili ile davacıların ortak iş yaptıklarını, vekaletin de işlerin yürütülebilmesi için verildiğini, davacı adına kayıtlı olan 5 pafta 2285 parsel üzerindeki villanın inşaatının baştan sonra müvekkilince yapıldığını, bu işlere ilişkin müvekkiline herhangi bir gider ödemesi, ortaklık payı ödemesi yapılmadığını, bunun gibi pek çok işten kaynaklanan ödenmeyen ortaklık payı alacağı bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin kendisine gönderilen vekaletname ile tüm işler için söz konusu alacaklarına karşılık olmak üzere çektiği bedellerden payını alarak kalanını davacılara gönderdiğini, müvekkilinin ister ortaklık ilişkisi isterse yüklenici ilişkisi gereği davacılardan alacak talep edebileceğini, vekaletin kötüye kullanımının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Birleşen 2017/541 Esas sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında tesis edilen ortaklık ile birçok kez taşınmaz alım satımı yapıldığını, davalılar tarafından müvekkiline verilen Kaş Noterliği’nin 06.09.2002 tarih ve 4598 yevmiye numaralı vekaletin inşaat,emlak ortaklığı için verildiğini, davalılara ait Kalkan köyü 2285 parsel üzerindeki villanın baştan sonra müvekkillerince yapıldığını, iş bedelinin davalılarca verilen vekaletname ile çekilen bedellerden karşılandığını ancak davalıların açtıkları davalar ile bu bedeli de talep ettiklerinin öğrenildiğini, bu hali ile dava konusu villayı bedelsiz alan davalıların sebepsiz zenginleşeceğini, müvekkili tarafından 2285 parsel üzerindeki villa için yapılan 600.524,90 TL harcama bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2017/541 Esas sayılı davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının eser sözleşmesine mi ortaklık ilişkisine mi dayandığının anlaşılamadığını, 2008 yılındaki imalat bedeli bakımından davanın zamanaşımına uğradığını, tanık dinletimine muvafakat vermediklerini, davacının ruhsatta yapı müteahhidi olduğunun görünmesinin alacaklı olduğunu ispatlamadığını, davacının asıl ve birleşen 2015/641 esas sayılı davadaki cevaplarında yapılan kesintilerin bu davaya konu inşaattan kaynaklı olduğunu ileri sürdüğünü, diğer davalarda ileri sürdüğü bu hususun eldeki davaya konu edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili ... ‘in tapu maliki olmadığını ve davada husumeti bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince asıl davada, davalı tarafından vekil sıfatı ile satılan bağımsız bölümler bakımından, vekil eden davacıya gerçek satış bedelinden daha az miktarda ödeme yapıldığından davanın kabulüne, birleşen 2015/641 Esas sayılı dava bakımından, davalı vekilin davacılar adına vekaletname ile davacıların banka hesaplarından çektiği bedellerin tamamını davacılara göndermediği gerekçesiyle davanın kabulüne, birleşen 2017/641 Esas sayılı dava bakımından davacının, diğer davalarda davalı olarak sunduğu beyanlar ile çelişkiye düştüğü, alacak istemine ilişkin iddiaların ispat edilememesi gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı asıl dava ve birleşen 2015/641 Esas sayılı dosya davalısı- birleşen 2017/541 Esas sayılı dosya davacısı ... vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Bu karara karşı asıl dosya davalısı-birleşen 2017/541 Esas sayılı dosya davacısı- birleşen 2015/641 Esas sayılı dosya davalısı ... vekilince süresinde duruşmalı olarak temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1-Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl dosya davalısı-birleşen 2017/541 Esas sayılı dosya davacısı - birleşen 2015/641 Esas sayılı dosya davalısı ... vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Asıl dava konusu edilen 11 ve 12 no.lu bağımsız bölümlerin 06/01/2006 tarihinde ... adına tescil edildiği, bu kişiden 15/10/2007 tarihindeki satış işlemi ile asıl dava davacısı adına tescil edildiği, 14/03/2014 tarihli vekaletname ile vekil ... tarafından 03/04/2014 tarihinde dava dışı kişilere satıldığı, birleşen 2015/641 Esas sayılı davada davacı ... tarafından 16/05/2014 tarihli vekaletname ile davalı ...'ın bankacılık işlemleri ile ilgili yetkilendirildiği görülmüştür. Birleşen 2017/541 Esas sayılı dava dosyası kapsamında, 25/11/2005 tarihli yapı ruhsatında ve 06.10.2008 tarihli iskan ruhsatında yapı sahibinin asıl dava davacısı, yapı müteahhidinin ise birleşen 2017/541 Esas sayılı dava davacısı ... olduğu görülmüştür. Birleşen 2017/541 Esas sayılı davada davacı, asıl dava ve birleşen 2015/641 Esas sayılı dosyada verdiği cevaplarda, birleşen 2017/541 Esas sayılı dava dosyasına konu villanın yapımından kaynaklı hak ettiği iş bedelinin, asıl dava ve birleşen 2015/641 Esas sayılı davalara konu olan bedellerden mahsup edilmek sureti ile alındığı iddiasında bulunmuştur. Bu yönüyle birleşen 2017/541 Esas sayılı dosyada taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, davaya konu villanın yapımından kaynaklanan iş bedelinin de asıl davada 2014 yılında yapılan satıştan ve birleşen 2015/641 Esas sayılı davada bankadan çekilen bedellerden mahsup edilerek alındığı iddia edildiğine göre, yapı ruhsatı ve iskan ruhsatında adı geçen birleşen 2017/541 Esas sayılı dosya davacısının yüklenici olduğunun kabulü ile zamanaşımı dolmadan, süresi içerisinde açıldığı belirlenen birleşen 2017/541 Esas sayılı dosyadaki iddiaları bakımından değerlendirme yapılarak, yüklenicinin alacaklı olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile asıl ve birleşen davalarda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz eden ... vekilinin 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz eden ... vekilinin temyiz itirazlarının 2. bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nun 373/1. maddesi gereğince İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILARAK; Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/640 Esas, 2019/302 Karar sayılı ve 14/05/2019 tarihli asıl ve birleşen davalara yönelik kararının temyiz eden yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen 2015/641 Esas sayılı dosyada davacılar-birleşen 2017/541 Esas sayılı dosyada davalılarından alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan asıl ve birleşen 2015/641 Esas sayılı dosya davalısı-birleşen 2017/541 Esas sayılı dosya davacısı ...’a verilmesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 15.10.2024 gününde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.