Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/5144 E. 2023/4252 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5144
- Karar No
- 2023/4252
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/252 E., 2021/501 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kooperatif üyeliğinin tespiti ile kazanç kaybının tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...’in kooperatifte bulunan tüm ortaklık hak ve hissesini davalı ... adına devir ve satış yaptığını, diğer davalı ...’in kooperatifin 03.08.2005 tarihli 49 numaralı yönetim kurulu kararı ile ortaklığa kabul edildiğini, davalı ...’in ise davalı kooperatifteki ortaklık payını 01.09.2005 tarihli “kooperatif hakkı devir sözleşmesi“ ile müvekkiline devrettiğini, kooperatif hak ve ortaklığı ve ortaklığa bağlı tüm taşımacılık haklarını noter kanalı ile davalılar tarafından satılmasına ve müvekkilce davalı kooperatife yapılan başvuruya rağmen davacının kooperatif ortağı olarak kayıt edilmediğini ileri sürerek, davacının kooperatif ortağı olarak kayıt ve tesciline, davalı ... üzerine kayıtlı bulunan Y türü çalışma belgesinin davacı üzerine kayıt ve tesciline ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL kazanç kaybının 07.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 13.07.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, kazanç kaybı talebini toplam 63.990,00 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP 1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin halen davalı taşıyıcılar kooperatifin ortağı ve Y türü çalışma belgesi sahibi olduğunu, müvekkilinin 23.05.2005 tarihinde notere giderek hissesini davalı ...’e devretmişse de bunu özgür iradesi ile yapmadığını, kooperatif yöneticileri tarafından iradesinin sakatlanıp, kandırıldığını, bu konuda suç duyurusunda bulunulduğunu, usulsüz şekilde davacıya hisse satıldığını, müvekkili hakkında verilen 29.08.2006 tarihli üyelikten çıkarma kararının iptal edildiğini, müvekkili ile davacı arasında hiçbir bağ olmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir. 2-Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının hiçbir zaman kooperatife üye olmadığını, diğer davalı ...’in de hiçbir zaman ortaklık hakkını kazanmadığını, davacının usulsüz işlemden dolayı ancak ... isimli şahıstan zararını tazmin edebileceğini, müvekkili kooperatifin davada hasım gösterilmesine karşı çıktıklarını, müvekkili davacının gerçekte üye olmayan bir şahıstan kooperatif üyeliğini devralmış olduğunu, böyle bir sözleşmenin kooperatifi bağlamayacağı ana sözleşmenin 17.maddesinin açık olduğunu, davacının davalı ...’den satın aldığını iddia ettiği hattın aynı zamanda davalı ...’e ait bir hak olduğunu, davalı ... hakkında verilen çıkarma kararının iptaline karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3-Diğer davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2017 tarih 2009/310 Esas 2017/203 Karar sayılı kararı ile bekletici mesele yapılan davalılardan ...‘in davacı olup kazandığı kooperatif üyeliğinden çıkarılması kararının iptali davasının kesinleştiği, davacının kooperatif hissesini devraldığı davalı ...’den geçerli bir devre yönelik inancından dolayı kayba uğradığı kazançlara ilişkin bilirkişi hesaplaması doğrultusunda toplam 63.990,00 TL zararın giderilmesini isteyebileceği gerekçesiyle, davacının davalı kooperatif ve davalı ... hakkında açtığı davaların sübut bulmadığından reddine, davacının davalı ... hakkında açtığı kazanç kaybı davasının kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi’nin 13.06.2017 tarih 2009/310 Esas 2017/203 Karar sayılı kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2018 tarihli ve 2017/2246 Esas 2018/2151 Karar sayılı kararı ile davacıya ortaklığı devir eden davalı ...’in ortaklığa kabulüne dair 03.08.2005 tarihli yönetim kurulu kararında imzası bulunan dava dışı Aysel Öztoprak’a ait imzanın o kişiye ait olmadığının tespit edildiği, davacının üyeliği kazanamamış bir kişiden üyelik hakkını devir aldığının kabulünün gerek 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, gerek kooperatif ana sözleşmesinin kapsamında mümkün olmadığı, Borçlar Kanunu hükümleri gereğince sahte imza ile gerçekleştirilen bir işlemin geçerliliğinden de bahsedilemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesi kararı, Dairemizin 24.05.2021 tarih, 2021/444 Esas, 2021/2150 Karar sayılı ilamıyla dosya içerisinde mevcut 13.09.2006 tarihli Asliye Ceza Mahkemesi’ne hitaben yazılmış davacı imzasını taşıyan fotokopi belgedeki beyanlardan davacının kooperatif hisse devri için ödediği bedeli geri aldığını belirterek hem kooperatifi hem de Mustafa Öner’i ibra ettiği, davacı tarafından bu ibranamenin sahteliği ile ilgili bir iddiada bulunulmadığı gibi bu konuda bir müracaatı da bulunmadığı, bu gerekçe doğrultusunda mahkemece davacının üyelik tespitine ilişkin isteminin reddine karar verilmesi doğru olmuş ise de, TBK'nın 132. maddesi gereğince ibra sözleşmesiyle borç tamamen veya kısmen ortadan kalkacağından mevcut ibraname içeriği dikkate alınarak davalı ... hakkında açılan tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamındaki gerekçe ışığında, önceki karar ile davacının üyelik tespitine ilişkin isteminin reddine karar verilmesi doğru olduğundan, TBK'nın 132. maddesi gereğince ibra sözleşmesiyle borç tamamen veya kısmen ortadan kalkacağından mevcut ibraname içeriği dikkate alınarak davalı ... hakkında açılan tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının 13.09.2006 tarihli dilekçesinde ödediği ücreti geri aldığını beyan ettiğini, hiçbir şekilde satın aldığı ve yasal olarak hak sahibi olduğu kooperatif üyeliğinden vazgeçtiğini beyan etmeği gibi ,üyelik işlemleri ile ilgili olarak bir beyanı bulunmadığını, davacının kooperatif üyeliğini yasal koşullarını yerine getirerek sahip olduğunu, ortada mevcut bir üyelikten çıkarmaya yönelik bir kooperatif kararı bulunmadığı gibi , yine alınmış bir mahkeme kararı olmadığını temyiz sebepleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti ile kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 132 nci maddesi 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.