Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/4034 E. 2022/5041 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4034
- Karar No
- 2022/5041
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davacının 17.05.2008 tarihinde ... Can Arsa ve Konut Yapı Kooperatifine üye olduğunu, kooperatif yöneticisi olan davalıların üye kaydı esnasında kooperatif arsasının hazır olduğunu beyan ederek arsa payı olarak istedikleri 15.000,00 TL'yi kooperatif hesabına yatırdığını ancak daha sonra kooperatifin arsası bulunmadığını, davalıların dolandırıcılık maksadıyla kooperatifi aracı kıldıklarını öğrendiğini ve davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından yatırılan parayı iade edilmemesi üzerine öncelikle kooperatif aleyhine icra takibi yaptıklarını, ancak kooperatifin ticaret sicilinde kayıtlı adresi kapalı olduğundan ödeme emrinin tebliğ edilmediğini, bunun üzerine kooperatif yöneticileri davalılar aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalıların takibe itiraz edildiğini, Kooperatifler Kanunu'nun 62/3. maddesi ve 98. maddesi atfıyla TTK'nın 336/1. maddesine göre davacının uğradığı ve kooperatiften tahsil edemediği zarardan o dönemde yönetici olan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın kooperatifin tüzel kişiliğine karşı açılması gerektiğinden husumet itirazında bulunduklarını, kooperatif aleyhine de takip yapıldığından bu takip sonuçlandırılmadan aynı alacak için davalılar aleyhine takip yapılamayacağını, herhangi bir kusuru bulunmayan davalıların şahsen sorumlu tutulamayacaklarını öne sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline, %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalılar vekillerinin temyizi üzerine (Kapatılan) Yüksek 23. Hukuk Dairesinin 18.12.2018 tarihli, 2016/3419 Esas 2018/5934 Karar sayılı ilamıyla 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi atfıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi gereğince davalı kooperatif yöneticilerinin sorumlu tutulması için kusurlu olmaları gerektiği, davalıların ne şekilde kusurlu oldukları araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiği belirtilerek bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, gerek arsanın beğenilmemesi ve üye kaydının yapılamaması gerekse kooperatifin parası olmaması nedeniyle kooperatif tarafından inşaata başlanamadığı, yani iyi niyetle girişilen bu işte istenen sonuca varılmasının mümkün olmadığı, o dönemde davacı dışındaki üyeye, yatırdığı arsa payı parasının iadesinin yapıldığı, ancak kasada para olmadığı için davacıya iadenin gerçekleştirilemediği, davacının parasının kooperatifin zimmetine geçirilmesi gibi bir düşüncenin ve kastın varlığına rastlanmadığı, böyle bir düşünce olsa idi diğer üyeye de parasının iadesinin aynı düşünce ile yapılmayacak olduğu, bu koşullarda davalıların yasaya ve anasözleşmeye aykırı nitelikte kusurlu olduklarından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kooperatif üyesinin alacağını tahsili amacıyla kooperatif yöneticileri aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 18.12.2018 tarihli, 2016/3419 Esas, 2018/5934 Karar sayılı bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece dinlenen tanık beyanları gözönüne alındığında davalıların kooperatife ait görevleri yerine getirmede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda tanık beyanları nazara alınıp usuli kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 31.10.2022 gününde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Davanın konusu, davacının üyesi olduğu kooperatife ödediği 15.000 TL’nin genel kurulları yapılmadığı için TTK nın geçici 7. maddesi gereğince sicilden silinen kooperatiften tahsil edemediği belirtilerek, bu meblağın kooperatif yöneticisi olan davalılardan tahsiline ilişkindir. Davacı, 2008 yılında kooperatife üye olduğunu ve ortaklık payı olarak 15.000 TL yi kooperatif hesabına yatırdığını beyan etmiştir. İlk derece mahkemesinin “kooperatif temsilcilerinin kusurunun bulunmaması” nedeniyle davanın reddine dair kararı, Dairemizin Sayın çoğunluğunca “ davalıların kusurlarının yeterce araştırılmadığı” gerekçesiyle verilen karar ikinci kez bozulmuşsa da bozma gerekçesine katılmıyoruz. Şöyle ki; Kooperatife üye olduktan sonra yatırılan paranın geri alınabilmesi için üyenin çıkma veya çıkarılması gerekir. Kooperatife üyelik nedeniyle yatırılan para artık kooperatifin malvarlığına dahil olur. Bu nedenle ortak, yöneticiler aleyhine açtığı sorumluluk davasında hükmedilecek tazminatın ancak kooperatife ödenmesini isteyebilir (TTK.m.555/1) Somut olayda, davalı/yöneticilerin, doğrudan davacı üyeye karşı bir zararları yoktur. Eldeki dava, kooperatifin malvarlığına zarar verildiği iddiasına dayanmaktadır. Öte yandan davacı-üyenin kooperatiften çıkması veya çıkarılması da söz konuşu değildir. Bu nedenlerle davacının yöneticilere karşı açtığı davada, talep edilen meblağın kooperatif yerine kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekçesiyle kararın bozulması gerekirken yukarıda yazılı gerekçeyle verilen bozma kararına “gerekçe itibariyle” karşıyız.