Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2010/6377 E. 2010/11067 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/6377
Karar No
2010/11067
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı-davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, sekiz adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davacı ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerekçelere göre davalının 681 ve 767 parsel no'lu taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının üzerinde kamulaştırma şerhi bulunan 678, 679, 680, 768, 769 ve 902 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince; yukarıda parsel numaraları belirtilen taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesinde Karayolları Genel Müdürlüğü lehine 2942 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca kamulaştırma şerhi bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip, kesinleşmediği hususu üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde satış kararı verilmesi doğru değildir. 3-Davacının temyiz itirazlarına gelince; Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Olayımıza gelince; ortaklığın giderilmesi istenilen 902 ve 768 parsel no'lu taşınmazlar üzerinde paydaşlar ... ve ... tarafından yapıldığı iddia edilen B ve C harfi ile gösterilen evler bulunmaktadır. Bu evlerin aidiyeti konusunda tapuda bir şerh olmadığı gibi paydaşlar arasında bir ittifak da yoktur. Bu durumda yukarıda belirtilen esaslar da dikkate alınarak taşınmazların muhtesatlarla birlikte satılarak satış bedelinin paydaşlara payları oranında dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde oran kurulmak suretiyle taşınmazların satışına karar verilmesi de doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 no'lu bentte yazılı nedenlerle hükmün 681 ve 767 parsellere ilişkin kısmının ONANMASINA, 2 no'lu 3 no'lu bentte yazılı nedenlerle 678, 679, 680, 768, 769 ve 902 parsellere ilişkin hükmün BOZULMASINA, onanan kısım için taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %09.9 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 17.15.'şar-TL’nın mahsubu ile bakiyesinin temyiz edenden alınmasına, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6377, K. 2010/11067, T. 19.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2010-6377-e-2010-11067-k-8782b1949d66