Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/1182 E. 2026/3886 K. – Şantaj
Konu: Şantaj
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/1182
- Karar No
- 2026/3886
- Karar Tarihi
- Konu
- Şantaj
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2436 E., 2024/2460 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Ankara 66. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2022 tarihli ve 2021/399 Esas, 2022/236 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında şantaj suçundan beraat kararı verilmiştir.
B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 27.06.2024 tarihli ve 2022/2436 Esas ve 2024/2460 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkûmiyet kararı kurularak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkilinin aslında sadece verdiği parayı istemesi ve katılanın müvekkilden haksız yere ve aldatmak suretiyle aldığı parayı iade etmemiş olması ile tanık beyanlarından görüleceği üzere müvekkilinin davaya konu suçu işlemediğinin sabit olması sebebiyle beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi yöndeki İstinaf Mahkemesi kararının Bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (Y.C.G.K) yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir.
Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekir.
YCGK 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir.
Yine YCGK'nın 2018/6-110 Esas, 465 Karar; 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.
Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekecektir.
Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre,
Sanık savunması, sanığın savunmasını destekleyen tanık ... ve ...'nun beyanları ile kolluk araştırma tutanağında bahsi geçen tanık ...'ın katılanı bir kliniğe yönlendirdiğine ilişkin beyanı ve dosya içeriğine göre katılanın şikayeti öncesinde sanığın zaten katılanın eşi ile görüştüğünün anlaşılması karşısında Bölge Adliye Mahkmesince ilk derece Mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak verilen mahkûmiyet kararı hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, mahkumiyet kararının 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara 66. Asliye Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.