Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4486 E. 2026/2267 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4486
- Karar No
- 2026/2267
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3973 E., 2024/2315 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Düzeltilerek Esastan Reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli 2022/352 esas, 2023/291 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.06.2024 tarihli 2023/39 73... /2315 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun tekerrür hükümlerinin uygulanmasına yönelik 7 numaralı bentlerinin hükümden çıkartılması suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Görece yüklü bir miktar olan 9000 TL paranın sanık tarafından alındığı hususunda sanığa husumet besleyen ...'nın mesnetsiz iddiaları dışında elle tutulur bir delil bulunmadığı, dolayısıyla sanığın atılı suçları işlediğine dair soyut iddia ve çelişkili beyanlar dışında yeterli, kesin, inandırıcı, her türlü şüpheden uzak hiçbir somut delil elde edilemediğinden kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (Y.C.G.K) yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. YCGK 2017/6-11 47... /519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine YCGK'nın 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir. Hırsızlık,yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır. Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadğı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikâyetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince, sanık ile mağdur ... ile sanığın baba oğul oldukları, mağdur ...'ın 20 senedir sanığın annesi olan resmi nikahlı eşinden ve çocuklarından ayrı yaşadığı, mağdur ... ile birlikte yaşadığı, her iki tarafın boşanmaya dair fikir ayrılığı ve husumeti bulunduğu, olay günü tartışmalarının büyüyerek davaya konu eylemlerin işlendiği, adli rapordan anlaşıldığı üzere mağdurların yaralandığı ve tedavi amaçlı hastaneye gittikleri, bu arada kendilerine yardım etmesi için mağdur ...'ın kardeşi ...'yı çağırdıkları, tanığın beyanında yalnızca hastane çıkışına yardım ettiğini olaya ilişkin herhangi bir bilgi ve görgüsünün bulunmadığını söylediği, sanığın mağdurdan 9000 TL para istediğine ilişkin soyut iddiadan başkaca bir delilin bulunmadığı, ayrıca mağdurların paranın teslimine ilişkin beyanlarının çeliştiği, mağdur ...'nın iş yerine geldiğinde sanık oğlu ve ablasının babalarını dövmekte olduğunu gördüğü ve yanında getirdiği 9000 TL’yi sanığa verdiğini ileri sürdüğü diğer bir beyanda mağdur ...'ın "....’yı aradım ve evde bulunan parayı getirmesini söyledim bir süre sonra ... geldi oğluma parayı verdim ancak oğlum bu para az bana yetmez dedi ve darp etmeye başladı, benim kafama vurdular, yerde darp etmeye başladılar..." diyerek gelişen olayda, ayrıca sanığın annesi ...'nin de bu meselelerden dolayı daha önce kendisinin darp edildiği ve parmağının kırıldığını söylediği, oğlu ve kızının ... ve ...'ya saldırmadıkları, oğlunun ...'dan para istemediği, zaten tahsilatı oğlunun yaptığı, paraların onda olduğu, beyanında bulunduğu, sanığın babasından silahla para getirmesini istediğine ilişkin müdahaleye gelen çevreden insanlar dahil dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, dolayısıyla suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığı eyleminin kemik kırığına neden olacak şekilde yaralama suçunu oluşturduğu, bu nedenle yaralama eyleminden de hüküm kurulduğu gözetilmeden nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1 maddesi uyarınca İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.03.2026 tarihinde karar verildi.