Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/3588 E. 2026/5058 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3588
- Karar No
- 2026/5058
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1381 E., 2024/1314 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesinin müsnet suçtan dolayı sanıklar hakkında tayin edilen hapis cezalarının miktarı itibarıyla temyizi kabil olmadığı görülmekte ise de, sanıklar hakkında verilen ilk kararların istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince kararların hukuka aykırı olarak bozulmasından sonra anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, bu tür kararların istinaf basvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde kurulan yeni mahkûmiyet hükümlerinin temyizi kabil olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2024 tarihli ve 2023/121 Esas, 2024/55 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca kazanılmış hakları korunarak ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ...'ın hapis cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 30.04.2024 tarihli ve 2024/1381 Esas, 2024/1314 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, " Suç adınının ''Birden Fazla Kişi ile Yağma'' olduğu halde gerekçeli karar başlığında ''Birden Fazla Kişi ile Tehdit'' yazılması maddi yazım hatası olarak kabul edilip bu husus eleştirilemekle yetinilmiştir.... hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanığın yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden istinaf yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerektiği gözetilmeksizin kısa kararda sanığa yükletilen yargılama gideri dökümü ve miktarı açıklanmadan hüküm kurulması yasaya aykırı görülmüş olup, gerekçeli karar evrakında gerekli dökümün yapıldığı ve dökümde bir isabetsizlik görülmediğinden bu husus eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 243. maddesi uyarınca sadece katılan sıfatını almış kişilerin mirasçıları katılanın vefatından sonra vefat eden katılanın hakkını takip etmek üzere davaya katılabileceği, bir başka ifadeyle katılan sıfatı almadan vefat eden mağdurun mirasçılarının davaya dahil olma hakları bulunmadığı (Yargıtay 4.CD'nin 2017/192 59... /28186 K) gözetilmeden mağdur ...'ın oğulları olan olan ... ve ...'ın katılmalarına karar verilmesi, karar başlığında katılan olarak gösterilmesi Kanuna aykırı olup, adları geçen kişilerin davaya katılmasına ilişkin kararların kaldırılmasına Dairemizce karar verilmiş olup, bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir" eleştirileri ile birlikte, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın eyleme iştirakinin bulunmadığına, suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne, kararın bozulmasının gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Nitelikli yağma suçunun işlenmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, tanık ....'nin çelişkili beyanlarda bulunduğuna ve beyanlarının hükme esas alınamayacağına, mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, kararın bozulmasının gerektiğine ilişkindir.
3. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın suç oluşturacak eyleminin ve suç kastının olmadığına, mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delilin bulunmadığına, tanık ....'nin çelişkili beyanlarda bulunduğuna ve beyanlarının hükme esas alınamayacağına, kararın bozulmasının gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2020/166 Esas, 2022/85 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2022/2291 Esas, 2023/903 Karar sayılı kararıyla sanıkların eyleminin nitelikli yağma suçunu oluşturduğu, katılan sıfatının hatalı verildiği, yargılama giderlerine hükmedilmediği, emanet eşyanın dosyada tutulduğu ve tanık beyanına göre suç duyurusunda bulunulmadığı gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …).
Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2022/2291 Esas, 2023/903 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2024 tarihli ve 2023/121 Esas, 2024/55 Karar sayılı kararının, hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.06.2026 tarihinde karar verildi.