Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2022/11514 E. 2024/10968 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/11514
- Karar No
- 2024/10968
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1760 E., 2021/1990 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I.Sanıklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin İncelemesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz isteklerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, II.Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin İncelemesine Gelince; 5271 sayılı Kanun'un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1.Oluş ve dosya içeriğine göre, katılanlar ... ile ...'nin ortak olarak kafe işlettikleri, maddi olarak sıkıntıya düşmeleri üzerine, katılan ...'nin beyanlarından da anlaşılacağı üzere, babası olan sanık ...'in katılanlara farklı zaman ve miktarlarda para verdiği, zira katılan ...'nin 13.12.2019 tarihli kolluk beyanında, "..babam bize farklı zamanlarda destek oldu, ancak tam miktarını bilmiyorum çünkü biz de babamın verdiği paraları kendisine farklı zaman ve miktarlarda ödedik..." dediği, mahkemede de, "...babamla araba ticareti yaptılar. Babam bu durumu zoraki yaptı onu da dolandırdılar. Daha sonra bizim bir kira borcumuz vardı, babam Durasıllı'daki yerini sattı. Bana getirdi..." şeklinde beyanda bulunarak sanık ...'in katılanların ortak olarak işlettikleri kafe için para verdiğini kabul ettiğinin anlaşılması karşısında; yağma kastıyla hareket etmeyen sanık ...'in eyleminin, yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle kasten yaralama ve tehdit suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, 2.Katılan ...'nin 27.03.2019 tarihli kolluk beyanında, sanıkların senet ve sözleşmeler imzalattıklarını, aynı tarihli ek beyanında, sanıkların 3 adet A4 sözleşme kağıdı ve 2 adet de açık senet imzalattıklarını, mahkemede alınan beyanında ise, "...'ın elinde ...'ın düzenlediği iş yerini devretmeme ilişkin devir teslim sözleşmeleri vardı. Bu sözleşmeleri bana zorla imzalattılar. İmzalattıkları belgeler içerisinde senetler de olduğunu hatırlıyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, ancak senetlerin ele geçmediği, sanıkların kastının başından beri dükkanın devrine yönelik olduğu gözetildiğinde, suçun konusunun, yalnızca katılanlara ait iş yerinin devrine ilişkin sözleşmeler olduğu kabul edilmekle ve katılan ...'ye zorla imzalatılan devir sözleşmelerinin de dava dışı sanık ... tarafından rızasıyla 27.03.2019 günü kolluğa teslim edildiğinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun'un 168/3-1. maddesi uyarınca cezada indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi (5271 sayılı Kanun'un 307/5) uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Salihli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 21.10.2024 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.