Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2021/25716 E. 2023/8801 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2021/25716
Karar No
2023/8801
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Hükümlü hakkında Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.12.1991 tarihli ve 1991/1134 Esas sayılı İddianamesi ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 497 nci maddesinin ikinci fıkrası, 522, 31, 33 ve 40 ıncı maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır. 2. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.1992 tarihli ve 1992/9 Esas, 1992/80 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 497/1, 31, 33, 40 ncı maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.1992 tarihli ve 1992/9 Esas, 1992/80 Karar sayılı kararı sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı ile hükümlü tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 27.01.1993 tarih ve 1993/310 Esas, 1993/321 Karar sayılı ilâmı ile; ''...Suç tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve ekonomik koşullara göre, 8.000.000 lira değerin pek fahiş sayılacağının gözetilmemesi'' Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.1993 tarihli ve 1993/27 Esas, 1993/24 Karar sayılı kararı sayılı hükümlü hakkında 765 sayılı Kanun'un 497/1, 522, 31, 33, 40 ıncı maddeleri uyarınca 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.1993 tarihli, 1993/27 Esas, 1993/24 Karar sayılı kararının hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 02.07.1993 tarihli ve 1993/5192 Esas, 1993/6041 Karar sayılı kararıyla anılan hüküm, onanarak kesinleşmiştir. 6. Suç tarihinden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi üzerine dosya üzerinden yapılan uyarlama yargılaması neticesinde adı geçen Mahkemenin 23.09.2005 tarihli ve 1993/27 Esas, 1993/24 Karar sayılı ek kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. 7. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.09.2005 tarihli ve 1993/27 Esas, 1993/24 Karar sayılı ek kararının hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 24.02.2021 tarihli ve 2020/11086 Esas, 2021/3308 Karar sayılı kararı ile; ''..Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin, sanık ... hakkında 765 sayılı TCK’nın 497/1, 31, 33, 40 maddeleri uyarınca 15 yıl ağır hapis cezasına mahkumiyetine dair 15.09.1992 gün 1992/9-80 sayılı kararının, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.01.1993 gün ve 1993/310-321 sayılı ilamıyla kararın bozulduğu, bozma üzerine dosyayı yeniden ele alan Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.1993 gün ve 1993/27-24 sayılı ilamıyla sanık hakkında bu kez de 765 sayılı TCK’nın 497/1, 522, 31, 33, 40 maddeleri uyarınca 17 yıl 6 ay ağır hapis cezasına mahkumiyetine ilişkin kararın sanık savunmanı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6.Ceza Dairesi’nin 02.07.1993 gün ve 1993/5196-6041 sayılı ilamıyla kararın onanarak kesinleştiği, ardından 5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte Cumhuriyet savcılığınca hükümlü lehine olan kanunun belirlenerek buna göre hüküm kurulması için talepte bulunulması üzerine, anılan mahkemece 23.09.2005 gün 1993/27-24 sayılı ek karar ile duruşma açılmaksızın uyarlama kararı verildiği, 5237 sayılı Yasa uyarınca duruşma açılarak ve/veya açılmadan dosya üzerinden verilen bütün uyarlama kararlarına yönelik yasa yolunun temyiz yasa yolu olduğu, yapılan itirazları inceleme yetkisinin de Yargıtay’ın ilgili Ceza Dairesine ait bulunduğu ve yasa yolundaki yanılmanın da bu hakkı kaldırmayacağı gözetilerek, 23.09.2005 tarihli uyarlama kararından sonra yapılan tüm işlemlerin hukuken yok hükmünde olduğu, hükümlü ...’ın 09.10.2020-02.11.2020 tarihlerinde verdiği dilekçelerin de temyiz itirazı niteliği taşıdığı kabul edilmekle, 23.09.2005 tarihinde verilen uyarlama kararına yönelik yapılan incelemede; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden dosya üzerinde hüküm kurulması,'' Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 8. Bozma sonrası, Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2021/117 Esas, 2021/138 Karar sayılı ile hükümlü hakkında duruşma açılarak yapılan inceleme sonrası, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h, 62, 53, 63 üncü maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Hükümlünün Temyiz Sebepleri 1. Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, 2. Vesaireye, İlişkindir. Hükümlü Müdafiinin Temyiz Sebepleri Suçun, hükümlü tarafından işlediğine dair somut delilin bulunmadığına ve vesaire ilişkindir. III. GEREKÇE Olay günü saat 04.30 sıralarında sanık ve temyiz dışı suç arkadaşının mağdurun çalıştığı benzin istasyonuna gelerek cama vurdukları, mağdurun kapıyı açması üzerine, sanıkların ellerinde bulunan silahla içeri girerek mağdurun ağzını ve ayaklarını bağlamak suretiyle etkisiz hale getirip odaya kilitleyerek kasada bulunan eski para birimine göre toplam 8.000.000 TL parayı alarak ayrıldıkları olayda; hükümlünün eylemlerinin 765 sayılı TCK'nın 499/1-2. cümle maddesi kapsamında olup, 5237 sayılı TCK'nın 148 ve 149 uncu maddelerinde tanımlanan yağma suçu ile 765 sayılı TCK'nın 499 uncu maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, dosyaya konu eylemlerin 5237 sayılı TCK'nın 149/1-a-c-d-h maddesine uyan nitelikli yağma suçunun yanı sıra aynı Yasanın 109/2, 109/3-a-b maddelerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilerek; hükümlünün eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 499/1-2. cümle maddesiyle; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 149/1-a-c-d-h; 109/2, 109/3-a-b maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak olaya uygulanarak, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, hükümlü yararına olan yasanın belirlenmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2021/117 Esas, 2021/138 Karar sayılı kararında hükümlü ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.02.2023 tarihinde karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) K A R Ş I O Y Sanık hakkında Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.1993 tarih ve 1993/27 Esas ve 1993/24 Karar sayılı ilâmı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 497/l, 522, 31, 33, 40 maddeleri gereğince 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan karar Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.01.1993 tarih 1993/310 Esas, 1993/321 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmiştir. 01.06.2005 tarihli yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK nedeniyle uyarlama yargılaması yapılmış, 5237 sayılı TCK hükümlerinin sanık lehine olduğu gerekçesiyle Kanun'un 149/1-a, c, h maddeleri gereğince sanığa neticeten 10 yıl hapis cezası verilmiştir. Uyarlama kararının temyizi üzerine yükümlünün eyleminin "özgürlükten yoksun bırakılarak gerçekleştirildiği ve eylemin 765 sayılı TCK'nın 499/1. ve 2. maddelerine uyduğu uyarlamanın bu maddeler üzerinden yapılması gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Uyarlama yargılamasının suçun sübutuna ve nitelendirilmesine yönelik yapılmayacağı 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi gereğince lehe olan hüküm, önceki ve sonraki Kanunların ilgili hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Uyarlama yargılamasından önce yapılan yargılama yükümlü hakkında 765 sayılı TCK 497/1,522, 31, 33, 40 maddeleri uygulanarak neticeten 17 yıl 6 ay hapis cezası verildiği hüküm Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinden onanarak kesinleştiği, uyarlama yargılamada hükümlü hakkında uygulanan bu maddeler dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddeleriyle karşılaştırılarak yani 149/1-a,c,h maddeleriyle yapılması gerektiği, daha önce yükümlü hakkında uygulanmayan eylemin "özgürlükten yoksun bırakılarak gerçekleştirildiğinden" bahisle bu nitelendirme yönünden uyarlama 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesine aykırı olabileceği en azından suçun belirlenen nitelik itibariyle sanığın durumunu ağırlaştırıcağı kanaati ile çoğunluk görüşü yerinde olmadığından katılmıyorum. ... (Muhalif Üye) K A R Ş I O Y Dairemizin önüne gelen konu, ceza yasalarındaki değişiklikler nedeniyle yeniden uyarlamaya ilişkin temyiz incelemesidir. Hükümlü ... 765 saylı yasanın yürürlükte olduğu zaman diliminde yağma eylemi gerçekleştirmiştir ve bu nedenle yargılanmıştır. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılama sonunda; 765 saylı Yasanın 497/2, 522, 31, 33 ve 40 ıncı maddeleri gereğince 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemiz tarafından yapılan incelemede ''suç konusunun değerinin fahiş olmasının dikkate alınmaması'' gerekçesiyle bozma yapılmıştır. Bozma kararı üzerine yeniden yargılama yapılarak hükümlü hakkında aynı yasa maddelerinin uygulanması sonucu 17 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Bu kararın da temyiz edilmesi üzerine, ilk derece mahkemesinin kurduğu hüküm Dairemizin 02.07.1993 tarihli ve 1993/5192-6041 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK nedeniyle uyarlama talebinde bulunulması üzerine ilk derece mahkemesi dosya üzerinde inceleme yaparak 5237 sayılı yasa maddelerinin hükümlü yararına olduğu gerekçesiyle hapis cezasını, yeni Yasanın 149/1-a-c-h maddesi gereğince 10 yıl olarak belirlemiştir. Yeniden uyarlamaya ilişkin bu kararın temyizi üzerine ''uyarlama işlemlerinin duruşma yapılarak verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi'' nedeniyle bozma kararı verilerek dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesi, bozma kararına uyarak duruşma açmış ve yargılama sonunda aynı kararı tekrar vermiştir. Bu karar da temyiz üzerine Daire tarafından incelenmiştir. Bu kez, hükümlünün, üzerine atılı eylemini ''özgürlükten yoksun bırakılarak gerçekleştirdiği ve bu eyleme 765 sayılı Yasada öngörülen yaptırımın aynı Yasanın 499/1-2. maddesinde hüküm altına alındığı ve uyarlamanın bu madde ve fıkraları gözetilerek yapılması gerektiği'' gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Daire tarafından verilen bu karar insan hak ve özgürlüklerinin korunmasını sağlamaya yönelik uluslararası sözleşmelere, Anayasaya ve yürürlükteki maddi ve usule ilişkin ceza yasalarına aykırıdır. Hükümlü 1993 yılında işlediği bir eylem nedeniyle yargılanıp ceza almıştır. İlk derece mahkemesinin sabit kabul ettiği eylem temyiz yolu incelemesi ile onanarak kesinleşmiştir. Artık, hükümlü hakkında sabit kabul edilen ve bu şekilde kesinleşen eylem üzerinde uyarlama yapılması gerekecektir. Geçmişte yargılaması yapılarak verilen ve kesinleşen bir eylemi yeni yasa zamanında başka bir eyleme çevirerek uyarlama istemek, ceza yasaları kapsamında ve evrensel hukukta kendini var etmiş ''kazanılmış hak, aleyhe bozma yasağı'' gibi kurumların ruhuna ve amacına aykırı olacağı gibi Anayasanın ''hukuk güvenliği'' ilkesine de uygun düşmeyecektir. Yargı makamları tarafından sübut sorunu çözülmüş ve hukuk dünyasında sonucu ortaya çıkmış bir eylemin, geçmişte yanlış ve yanılgılı karar verildiği gerekçesiyle hiç bir yasal yetkiye dayanmadan yok sayılması hukuka aykırıdır. Bu anlatılanlar ışığında; hükümlü hakkındaki uyarlamanın önceki yasa döneminde sübutu kabul edilip uygulanan ceza yasa maddesinin yeni yasadaki karşılığı göz önüne alınarak verilen ilk derece mahkemesi kararının onanması gerekirken, hukuka aykırı ve yanılgılı değerlendirme sonucu kurulan bozma kararına katılmıyorum. ... (Muhalif Üye)

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/25716, K. 2023/8801, T. 15.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2021-25716-e-2023-8801-k-98cb2326ff29